| |
CHP'de Sarıgül'ün adaylığını 'Genç Partileşme' sürecine benzeten
Prof. Fuat Keyman'ın bu öngörüsündeki haklılığını 'kurultay manzaraları'
ortaya koydu.
Taraflar, düşünsel bir mücadeleden çok 'Baskın basanındır!' yarışına
girişince 'lümpen ve maganda' kültürle, faşizan otorite karşı karşıya
geldi. Muhalefete darbe indirildi. CHP, Baykal'ın 'manda' yönetimi
altına girdi.
Böylece entelektüel çevrelerin, solun siyaset alanını CHP üzerinden
genişletme, 'sosyal demokrasiyi dönüştürme' tezi de çökmüş oldu!
Prof. Fuat Keyman'ın pazar günkü Radikal İki'de çıkan 'Artık CHP
ile olmaz' makalesi dikkat çekiciydi.
CHP kurultayından alınacak ders şu: "Bugün artık sosyal demokrasi
ve solun yeniden yapılanması ve özgün/güçlü/toplum içinde yaygınlaşacak
bir kimlik kazanması için ciddi bir düşünsel girişimi başlatma zamanıdır.
Bu girişimin platformu CHP değildir. Bu girişim dünyanın değişimini
ve bu değişim içinde Türkiye'nin dönüşümünü iyi okuyan sosyal demokratik,
özgürlükçü sol ve liberal demokrat söylemlerin düşünsel ittifakıyla
gerçekleşebilir."
Keyman'a göre artık CHP yerine, Türkiye'de sosyal demokrasinin krizi
ve geleceğini tartışmalıyız.
Bu kriz AKP'nin iktidardaki konumlanması karşısında, özellikle dış
politikada AB, ABD ve IMF politikalarında siyasi partilerin kümeleşmesinden
kaynaklanıyor.
Devlet-merkezci, güvenlik eksenli ve 'milliyetçi şüphecilik' söylemine
dayalı Türkiye'nin siyaset alanında bu görüşün gerçek aktörleri
MHP ve DYP gibi partiler varken, CHP'nin de aynı yörüngeye girmesini
eleştiriyor Keyman:
"Siyaset, Antonio Gramsci'nin nitelemesiyle farklı siyasi pozisyonlar
arası kendi manevra alanını genişletmeye ve toplum içinde yaygınlaştırmaya
dönük bir söylemsel savaşsa, o zaman Türkiye'de siyasetin demokratikleşmesiyle
milliyetçilik arasındaki tartışma ve mücadele içinde geçeceğini
söyleyebiliriz.
(...)Türkiye'nin bugünkü siyasi coğrafyasında kendilerine özgün
ve güçlü bir yer bulamayan, vizyon ve toplumsal kimlik üretemeyen
ciddi bir ideolojik krizle yüz yüze bir sosyal demokrasi ve sol
var karşımızda. Bu nedenle de, giderek ulusalcılık adı altında milliyetçi
şüpheci bir söyleme dayanıyor sol. Devlet güvenliği adına AB, ABD
ve küreselleşmeye karşıt geliştirilen milliyetçi söylem, bu söylemin
MHP, DYP gibi özgün siyasi aktörlerinin yer aldığı bir coğrafyada
sosyal demokrasiye ve sola kazanç sağlamıyor."
CHP, ne MHP/DYP olabiliyor ne de AKP'nin ilerisinde konumlanabiliyor.
Muhalefette güç kaybetmesi, gelecek için umut verememesi bu yüzden.
Solun geleceğini CHP'den bağımsız tartışacak platformlara ihtiyaç
var.
Derya Sazak, Milliyet
08.02.2005
|