|
Ümit Özdağ 'ın neyi ve kimi temsil ettiğini bilebilecek durumda
değilim. Kendisinin Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin eski
başkanı olduğunu biliyorum. 27 Mayıs döneminde Türkeş 'le birlikte
parlamenter rejime dönülmesine karşı çıkıp Milli Birlik Komitesi'nden
tasfiye edilen Muzaffer Özdağ 'ın oğlu. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde
Avrupa Birliği aleyhinde konuşmalar yaptığı, Kıbrıs'ta çözümün engellenmesi
gerektiği yönünde sert çağrılarda bulunduğu söyleniyor. Bir de MHP
genel başkanlığına aday olduğu.
Kerkük konusu tırmanışa geçince, çeşitli açıklamalarda bulunan
Ümit Özdağ'la Neşe Düzel konuşmuş (Radikal). Bu konuşmada dış politikada
maceracılığın hangi düzeylere ulaştığını görmek mümkün. Aynen şunları
söylüyor Ümit Özdağ: ''Biraz önce de söyledim, yaşamsal çıkarlarınızı
savunma iradesini göstermek anlamında ABD'yle çatışmak diyorsanız,
evet çatışırız. ABD ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin bağımsızlığını
savunmak anlamında askeri çatışmadan bahsediyorsanız, siz de aynı
şeyi yaparsınız. Türkiye'nin bağımsızlığını savunmak için Amerikan
ordusuyla çatışmaktan bahsediyorsanız, Türkiye'yi işgal etmek isteyen
bir Amerikan ordusuna karşı herhalde siz de çarpışırsınız. Hep kafamızda,
'ABD ile çarpışamayız' düşüncesi var. Önemli olan, Türkiye'nin bir
parya ülke olmadığını, menfaatlarını savunma konusunda kararlılığını
göstereceğini ortaya koymasıdır. Türkiye'nin Kerkük'e girmesinin
şartları var. Eğer Kerkük'te Türkmen katliamı başlar ve Amerikan
ordusu bunu seyrederse, Türkiye 1963, 64'te Kıbrıs'ta yaptığını
yapmak zorundadır.''
Özdağ bu sözleri hangi koşullarda söylüyor: Irak'ta işgal altında
yapılan seçimlerin ardından söylüyor. Türkiye'de bazı çevreler (buna
zaman zaman hükümeti de dahil edebiliriz), Irak'taki seçimin kaderinden
çok, bütün dikkatlerini Kerkük'e odakladılar. Kerkük, sanki bir
Türk kentiydi de elden gidiyordu.
Kerkük, bir Irak kentiydi halbuki. O kentte Türkmenler, Kürtler,
Araplar birlikte yaşıyorlardı. Seçimlerde Kürtler, bölgedeki güçlerinin
de etkisiyle bazı nüfus oyunlarına başvurmuş olabilirlerdi. Buna
oradaki Türkmenler itiraz ettiler. Araplar da itiraz ettiler. Türkiye
de bir komşu ülke olarak itiraz edebilirdi.
Ancak konu aşırı ölçüde abartıldı. Neredeyse bu nedenle Türkiye'nin
bölgeye askeri müdahale yapabileceği gibi bir hava yaratıldı. Türkiye,
bütün gücüyle Türkmenlerin yanında saf tutan anlaşılmaz bir siyasetin
sözcüsü haline geldi.
Bu tutum Kürtlerle bir gerilimi de beraberinde getirdi. Ümit Özdağ'ın
konuşmalarından anlıyoruz ki, orada sorun Kürtlerin Kerkük petrolüne
hâkim olarak bağımsız bir Kürt devleti kurma tehlikesiydi. Böyle
bir durumda bölgede adam başına gelir, Ümit Özdağ'ın iddiasına göre
12 bin dolara kadar çıkabilirdi. Zengin olan bir Kürt devleti ise
bölgedeki diğer Kürtler açısından bir cazibe merkezi haline dönüşebilirdi.
Sorun o zaman Türkmenler falan değil, Kürtlerin petrol yoluyla zenginleşmemeleriydi.
ABD konusunda aşırı sert ifadeler kullanan, gerekirse savaşırız
diyen Özdağ'ın derdinin ABD'yle değil Kürtlerle olduğu anlaşılıyor.
ABD'ye ''Petrolü sen kontrol et veya başkası etsin ama Kürtlere
kaptırmayın'' çağrısında bulunuyor. Zaten ABD ile olan ''bağımsızlık''
sloganlarının ardında Kürtlerle olan tutumlarına olan tepki yatıyor.
Her şeyi Kürtlere karşı düşmanlık temelinde kuran bir dış siyasetin
ne ölçüde bölgesel ve dünyanın gerçeklerinden uzak bir noktaya geldiğini,
Ümit Özdağ'ın söylediklerine bakarak anlayabilirsiniz.
''Iraklılar, 15 Ağustos'a kadar yapılacak yeni anayasada 'Kerkük
Kürtlerindir' derse, Türkiye hiçbir şey yapamaz. Ama Araplar Kerkük'ü
vermez ve Kürtler de alırsa zaten iç savaş çıkar. Türkiye'nin müdahale
zemini, Kerkük'ü de içine alan bir bölgede bağımsız Kürdistan'ın
kurulmasıyla başlayan iç savaştır. İşte o zaman Türkiye 1926 Ankara
Anlaşması'na dayanabilir. Bu zemin, sizin yaşamsal çıkarlarınızdır.
Bunu yapar mıyız, göreceğiz. Ama iç savaş çıkarsa Türkiye kendisini
dışarıda tutamaz.''
Böyle bir durumda Türkiye'nin Avrupa Birliği ve ABD ile karşı karşıya
gelip gelmeyeceğini değerlendiren Özdağ'ın, maceracılıkta hangi
noktaya geldiğini görebilirsiniz:
''Bu çok zor olur. AB ile ilişkilerimiz tamamen kopar. Ben zaten
AB ile ilişkilerin tam üyelik zemininde yürümemesi gerektiğini düşündüğüm
için buna çok olumsuz bakmıyorum. Ama bir iç savaş halinde müdahale
edersek ABD'yle ilişkiler olumsuz olmayabilir.''
Ümit Özdağ, şu anda önemli bir siyasi figür değil, ancak savunduğu
fikirlerin ciddi bir taraftarı olduğunu da kabul etmek gerekir.
Hükümetin de Kürt sorunu konusunda geleneksel siyasetlere sarılarak,
kimlerin değirmenine su taşıdığını görmesi gerekiyor.
Türkiye, ülkeye yıllarca egemen olan şiddet ve savaş taraftarlarının
yaptıklarından çok acı çekti. Aman dikkat!
Oral Çalışlar, Cumhuriyet
08.02.2005
|