| |
Sandık yorgunu Kıbrıs Türkleri seçime hazırlanırken, Güney'de iç
gerilim artıyor
İngilizlerin ünlü Wilton Park konferansları, hep kapılar ardında
kalan içerikleriyle Avrupa siyasi hayatına yön veren perde gerisi
unsurlardan biri olagelmiştir. Bu konferanslardan sonuncusu, 7-10
Şubat tarihlerinde Güney Kıbrıs'ın Larnaka şehrinde yapıldı. Konu,
'Kıbrıs: Kat Edilecek Yol' idi. Konferansa, yalnızca Kıbrıs'ın Türk
ve Rum taraflarından değil, İngiltere, Türkiye, Yunanistan ve AB
ve ABD'den de siyasetçi, üst bürokrat ve araştırmacılar davetliydi.
Konferanstaki ilk sorun Türkiye'ye ilişkin ortaya çıktı. Wilton
Park düzenleyicileri, Kıbrıs Rum hükümetinin talebi üzerine AKP
Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin KKTC üzerinden değil de,
Yunanistan üzerinden Güney Kıbrıs'a gelmesini istediler. Dişli,
bunun kabul edilemez olduğunu söyleyerek konferans davetini geri
çevirdi. (AKP'nin, 24 Nisan 2004 halkoylamasında 'Evet' oyu veren
tek Rum partisi olan, ana muhalefet DİSİ lideri Nikos Anastasiadis'i
Ankara'ya davet ettiği bir sırada Rumların sergilerdiği bu tutum,
İngilizlerin de kaydına girmiş oldu. Anastasiadis dün Ankara'da
AKP yöneticileri ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile bir araya
geldi. Türkiye böylece Kıbrıs sorununda sembolik değeri yüksek bir
adım daha atmış oldu.)
Konferanstaki bir başka sorun, Annan Planı'na ve yeni çözüm girişimlerine
açıkça cephe alan Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un iktidar
ortağı DİKO partisinin konferansa katılmayacağını bildirmesi oldu.
Konferansa KKTC'den katılanlar arasında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın
müsteşarı Ergin Olgun, Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa
Akıncı, Mehmet Ali Talat'ın CTP'sinin Lefkoşe Belediye Başkanı Kutlay
Erk ve Demokrat Parti'den Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın danışmanı
Kudret Akay da vardı.
İngiltere Dışişleri'nin AB masası şefi Dominick Chilcott'un Kıbrıs'ta
dengelerin böyle gitmeyeceği yolundaki sözlerinin Rum katılımcıları
rahatsız ettiği haberleri kısa sürede dışarıya sızdı. Çünkü 9 Şubat
günü, Chilcott'tan önce konuşan İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi
(ve Annan Planı'nın fikir babası) Lord David Hanney'nin sözleri
zaten konferansın kamuoyuna kapalı niteliğini ortadan kaldırmıştı.
Chiswick Lordu Hanney, sözlerinin kayda geçmesini isteyerek, Papadopulos'un
reddettiği Annan Planı'nın aslında Türk askerlerinin kademeli çekilmesi
dahil pek çok unsuru içerdiğini, Türklerin uzlaşma için kendi üstlerine
düşeni yaptığını, Rumların planı reddetmesiyle büyük bir fırsat
kaçırdığını söylemiş ve bir de itirafta bulunmuştu: Her iki taraftan
da yazılı teminat alma fikrinden, Rauf Denktaş'ı sıkıştırabilmek
amacıyla vazgeçmişler ve bugün bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu
anlamışlardı.
Lord Hanney'nin bu sözleri üzerine Papadopulos'un küplere bindiği
anlaşılıyor. Rum devlet televizyonunun önceki akşamki haberlerini
izleyenler, 'sömürgeci İngilizlerin' adada yeni tezgâhlar kurma
amacıyla kendi topraklarında 'gizli toplantılar' düzenlediğini öğrendiler.
Sağcı DİKO'nun iktidar ortağı komünist AKEL partisinin de Papadopulos'un
bu tutumunun sürdürülebilirliğini sorgulamaya başladığı yolunda
güçlü işaretler olduğu, diplomasi kulisinde tartışılıyor. Papadopulos
yakında yalnız kalabilir.
Kuzey'de ise gözler 20 Şubat'taki genel seçimlere çevrilmiş durumda.
Adaya gidenler, seçim arifesine karşın alışık olmadıkları bir sükûnetle
karşılaşıyorlar. Bunu Kıbrıs Türklerinin sandık yorgunluğuna bağlayanlar
var. Önce genel seçimler, ardından halkoylaması ve kıran kırana
tartışmalar ve ardından gelen AB hayal kırıklığı...
Ancak bu sessizlik yanıltıcı olmamalı; biraz fırtına öncesi sessizliğine
benziyor. Seçimi ilginç kılan, hemen ardından, 17 Nisan'da yapılacak
Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Rauf Denktaş'ın bütün açıklamalara karşın
aday olma ihtimali, hâlâ 20 Şubat seçimlerinde Derviş Eroğlu'nun
UBP'sinin alacağı oy oranına bağlı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin
ertelenmesini getirecek bir Anayasa değişikliğini Ankara'nın desteklediği
söylentilerini Ankara'da doğrulayan çıkmıyor. Ancak bu söylentilerin
arkasında Türk hükümeti üyesi bir bakanın adının da geçmesi ilginç
bulunuyor. İlginç, ama hükümet görüşünü temsil etmiyor. KKTC siyasetinin
fotoğrafını ayrıca çekmek gerekiyor.
Murat Yetkin, Radikal
11.02.2005
|