| |
Demokrasiyi, laikliği korumak için yasaklardan medet ummak... Gündemden,
kafalardan hiç eksik olmuyor.
Belki en kolay, en kestirme yol sanıldığı için öyle. Belki demokrasiye
olan inançsızlıktan, güvensizlikten kaynaklanıyor. Ya da demokrasi
kültüründen nasipsizlik bu yasakçı anlayışı ön plana çıkarabiliyor.
Tarihimiz yasaklarla dolu.
Nurculuğu düşünün.
Said Nursi yasaklarla silinmek istendi. Mezarı bile yok edildi.
Her türlü yasal ve yasadışı yöntemlerle 'Nurcular'ın üstüne yüründü.
Sonuç?
Nurculuk bir süre yer altına itildi, o kadar. Varlığı devam ediyor.
Fetullahçılığı düşünün.
Nakşibendiliği düşünün.
Bir sürü tarikatı düşünün.
Farklı mı oldu?
Bugün geçmişe baktığınızda bütün yasaklar, Ceza yasası hükümleri,
163'ler, 312'ler ve tabii askeri darbeler son tahlilde ne işe yaradı
söyler misiniz?
Erbakan Hoca'yı düşünün.
Milli Nizam Partisi vardı, kapatıldı. Milli Selamet Partisi vardı,
kapatıldı. Refah Partisi vardı, kapatıldı. Fazilet Partisi vardı,
kapatıldı. Şimdi Saadet var. Bu arada Hoca ömür boyu siyaset yasağına
çarptırıldı. Her türlü yasak da, askeri darbeler de, Hoca'nın 1970'lerde
başbakan yardımcısı, 1990'larda başbakan olmasını önleyebildi mi?
Bölücülüğü düşünün.
Bir zamanlar "Kürt yok, Türk var" dedik. Kürtçeyi yasakladık.
Önce Kürt diyeni, sonra Kürdistan diyeni hapse attık. Kürtçe isim
konulmasına, Kürtçe müzik çalınmasına, Kürtçe kitap basılmasına
izin vermedik. Kürtçe yer adlarını bile değiştirdik.
Sonuç?..
Yasaklar işe yaradı mı?
PKK yaşandı. Şiddet ve terör bu ülkeyi maddi ve manevi bakımdan
fena halde kanattı. Askeri yönetimler geldi. Sıkıyönetimler, olağanüstü
haller... Diyarbakır askeri cezaevinde insanlara bok yedirildi.
Faili meçhuller yaşandı. Hukuk boşluğunda Susurluk'lar doğdu.
Sonra DEP vardı, kapatıldı. HEP vardı, kapatıldı. HADEP vardı, kapatıldı.
Şimdi DEHAP var sırada, kapatılabilir. Ama yeni parti hazırlıkları
sürüyor.
PKK'ya karşı haklı ve meşru bir mücadele verildi. Askeri bakımdan
yenildi, beli kırıldı PKK'nın. Apo yakalandı, yargılandı, İmralı'da
cezasını çekiyor.
Sonuç?
Gidin dolaşın Güneydoğu'yu. Siyasal açıdan PKK'nın etkinliğini sorun
sokaktaki adama. Sokak aralarında dolaşın, Apo'yu sorun onlara...
Yanıtları dinledikten sonra da onca yılın yasaklarını, Türk Ceza
Yasası'nın, Terörle Mücadele Yasası'nın dehşetengiz hükümlerini,
Susurluk'ları, çekilen acıları, akan kanı bir an düşünün.
Sonuç alındı mı?
Aleviliği düşünün.
Ben siyaset bilimi, sosyoloji okudum 1960'ların Mülkiye'sinde. Alevilikten
hiç söz edilmedi bana. Yok saydık Aleviliği de. Öğretmedik. Alevilerin
kendi inançlarını istedikleri gibi yaşamalarına bazı engeller koyduk.
Laik devletin bütün inançlara eşit mesafede durması gereğini göz
ardı ettik. Bugün bile hâlâ adını koyarak cemevi kurmalarına yanaşmıyoruz.
Ama Alevilik var.
İnançları da yaşıyor.
Yasaklar niye, bütün bunlar yasaklara rağmen yaşandıysa?.. Evet,
laiklik olmadan demokrasi olmaz. Laiklik demokrasinin altyapısıdır.
Evet, laiklik altından çekildi mi demokrasi çöker.
Ama laiklik korunacak diye demokrasinin kolu kanadı kırılamaz. Yıllar
yılı bu yapıldı ülkemizde. Laiklik derken, demokrasilerin temel
direkleri arasında yer alan din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü
kısıtlandı. Hedef küçültmek yerine, hedef büyütüldü. Bu da laikliği
sevmeyenlerin değirmenine su taşıdı.
Yasakçılığı geçmişte bırakalım.
Bakın, milletin yüzü Avrupa'ya dönük. Dünkü yazımda da belirttim.
Devlet İstatistik Enstitüsü'nün son anketinde, bir referandum halinde
AB'ye evet diyeceklerin oranı yüzde 70.2 çıkarken, hayırcılar yüzde
16'da kalmış.
Ne güzel.
Türkiye'nin çıtası artık AB çıtası... Çıtamız yükseliyor. Son yılların
gelişmeleri olumlu.
Demokrasi karşıtı fikir ve akımlarla demokrasi içinde baş etmek
mümkün. Doğru olan yol da bu. Tartışalım ama rotayı gözden kaçırmayalım.
Özgürlük ve demokrasiden korkmayın!
Hasan Cemal, Milliyet
11.02.2005
|