|
Keyman, "1995'ten bu yana seçimlerin analizini yaparsak, halk
çok bilinçli davranarak var olan yapıyı eleştiriyor ve alternatif
arıyor. Sorun, halkın bu arayışına yanıt verecek sol partinin olmayışında"
diyor
DERYA SAZAK: Türban, AKP'nin de CHP'nin de sıkıştığı politik alanlardan
biri. Başbakan Erdoğan'ın Almanya'da yayımlanan, 'Eşim ve kızım
Kuran'ın gereğini yapıyor, örtünüyor' demeci türban sorununu güncelleştirdi.
AKP türbanı nasıl çözecek?
KEYMAN: Türkiye'nin önünde iki yol var: Sorunu, Yargıtay'ın, AB'nin
ilerleme raporunda söylediği gibi düşünce özgürlüğü, vatandaşlık
ve haklar temelinde mi, yoksa kimlik temelinde mi çözeceksiniz?
Kimlik temelinde çözdüğünüz zaman türban sorunu, Kürt sorunu...
çözümsüz hale geliyor. Çünkü orada korkular var.
AKP çözümü AB çerçevesine dayandırırsa partinin İslami tabanı diyor
ki, 'Hayır, ben bunun İslami, kültürel kimlik olarak görülmesini
istiyorum.' Eğer kimlik temelinde türban sorununu tartışırsa, o
zamanda AB düşüncesinden kendisini kopartacak. İşte bu noktada sosyal
demokratlar devreye girebilir. Türkiye'de vatandaşlığa ve haklara
dayalı çözümleri sol partiler daha rahat savunur. AKP kendisini
merkez sağa oturtsa bile belli bir kimliğin partisi. AKP'nin açmazı
burada. CHP'nin sorunu ise tamamıyla devlet endeksli, Yargıtay kararının
bile gerisinde yaklaşım sergiliyor olması.
Devlet değişiyor
CHP, muhalefet yapamıyor diye eleştirilirken, türban gibi laik çoğunluğun
içine sindiremediği bir krizde AKP'ye nasıl destek olacak? Hakçası,
türbanı AKP'nin çözmesi değil mi?
Yargıtay'ın bir devlet kurumu olduğunu düşünürsek, AKP'ye karşı
CHP devleti koruyan bir tavır alıyor ama devlet değişiyor. Milliyetçi
ve devlet merkezci yapısı içinde CHP kendisini topluma değil, devleti
korumaya endekslemiş. Fakat korumaya çalıştığı devlet değişiyor.
O yüzden de korumaya çalıştığı devletin gerisinde kalan bir çizgi
izliyor.
CHP'yi eleştirirken, AKP ne ölçüde demokratik? Güçsüz bir muhalefet
ve Meclis'te üçte iki çoğunluğa sahip, giderek 'başbakancı bir rejim'e
kayan tek parti iktidarı. Toplumun bütüne baktığımızda sanki bir
'temsil krizi' yaşanıyor.
AKP'ye oy vermeyen ancak Türkiye'nin bugün yaşadığı değişim ve dönüşüm
sorunlarıyla ilgili kentli seçmen 'Hangi partiye oy vereceğim?'
sorusuyla karşı karşıya. Muhalefetin olmadığı, CHP'nin ve solun
olmadığı ortamda arayış milliyetçilik ve AKP ekseninde gidiyor.
Oy verecek bir partiniz yok. Türkiye'de bugün temsiliyet krizi var.
Eğer siz etnik kimlik, Kürt kimliği içindeyseniz çok fazla bir temsiliyet
kriziniz yok. İslami kesim için de bunu söyleyebiliriz.
'Üçüncü alan' olmalı
Solda mı var?
Evet, bence Türkiye'de güçlü, kendisini ayrıştıran sol ve demokratik
bir aktör olmadığı zaman sıkıntı doğuyor. Şu anda 'AB'ye girdik,
çok iyi oldu' ya da 'AB bizi böler' gibi bir milliyetçilik ve hiper
- liberal hiper - global bir söylemin dışında bir eleştirel çeşitliliğe
de ihtiyacı var. Türkiye'nin sorunlarını çözmek sadece güvenlik
endeksli milliyetçilikte de yatmıyor. IMF'yi, AB'yi, ABD'yi olduğu
gibi kabul eden bir yapıda da... Türkiye'de bunları karşılayacak
'üçüncü alan' olmalı.
Seçim döneminin yarısını geride bıraktık, 2007 uzak bir tarih değil.
Siz sosyal demokrat, özgürlükçü sol ve liberal demokrat akımlar
arasında üçlü ittifak öneriyorsunuz. Yeni oluşumun şansı olur mu?
Çağdaş Avrupa solu gibi yahut da Brezilya'daki Lula deneyimi gibi
bir model niye olmasın? Türkiye'de temsiliyet krizini çözecek bir
partileşmeye ihtiyaç var. Yeni oluşum denenebilir. Bugün küreselleşen
dünyada siyasi partilerin alanları daralmıştır. Lula örneği gösterdi
ki, bir parti kendi içinde farklı görüşleri içerebiliyor. Türkiye'nin
bence böyle bir şeye ihtiyacı var.
Yeni oluşum mümkün
O buluşmada kimler olacak?
Sosyal demokratlarla, onlardan daha radikal düşünen sol akımları,
örneğin Türkiye'de bugün Bağımsız İktisatçılar Grubu'nun neoliberal
yapıya ve IMF'ye karşı eleştirilerini seslendiren Erinç Yeldan'la
Kemal Derviş'i bir araya getirebilirsiniz.
Küreselleşmenin sosyal boyutunda anlaşmak...
Yeni oluşumun Türkiye'de sosyal temeli var. Solda yeni oluşum sağlanamazsa
2007 seçimlerinde AKP'nin büyük olasılıkla tekrar tek başına iktidar
olacağını, Türkiye'nin 2010'a kadar bu haliyle gideceğini düşünüyorum.
Bugünkü tabloda AKP başarılıdır belki ama daha da güçlü Türkiye
yaratacak yapıya dönüştürecek bir aktöre ve düşünceye ihtiyaç var.
O da sosyal demokratlardır.
Muhafazakâr seçmen yapısı, solun iktidarına engel deniyor.
Buna katılmıyorum. Seçmenin sorunu yok, 1995'ten bu yana seçimlerin
analizini yaparsak halk çok bilinçli davranarak var olan yapıyı
eleştiriyor ve alternatif arıyor. Sorun halkta değil. Halkın bu
arayışına yanıt verecek sol partinin olmayışında. CHP soldaki boşluğu
dolduramadı.
Güçlü muhalif gerekli
Sosyal demokrasinin ve Türkiye'nin sorunlarını nasıl yorumluyorsunuz?
2000'lerden bu yana Türkiye'nin geçirdiği değişim ve dönüşümde üç
önemli sürec çok etkili. Bunlardan ilki Türkiye - AB ilişkileri
ve tam üyeliğe doğru gidiş süreci. Bu sürecin yansıması Türkiye'nin
demokratikleşmesi oluyor.
İkincisi, Ortadoğu'da yaşanan olaylar, Irak, Türkiye - ABD ilişkileri.
Bunun tezahürü güvenlik. Üçüncüsü de yoksulluktan işsizliğe, yapısal
reformlara kadar Türkiye'nin ekonomik sorunları ve IMF ilişkileri.
Bu da kalkınma ve istikrar olarak algılanıyor. Bu sorunlarda Türkiye'de
iktidarı dengeleyecek, hataları gösterecek güçlü bir muhalefete
ihtiyaç var.
Türkiye'yi kuşatan sorunlara ABD ve AB ile gözlenen gerginliklere
bakıldığında sizin 'milliyetçi şüphecilik' diye tanımladığınız bir
tepki politikası yükseliyor. Bu da sağın siyaset alanı. CHP de sanki
'milliyetçi sağ'a doğru savruluyor.
MHP, DYP gibi partiler, devlet merkezci ve Türkiye'deki dönüşüme
karşı şüpheci olan milliyetçilik politikası izliyorlar. AKP bu süreci
AB temelinde götürürken, milliyetçi partiler güvenliği ön plana
çıkarıyor. Bu yapıda güçlü bir aktör olarak CHP'ye yer kalmıyor.
CHP dışında sol aranmalı
Kurultaydan önce Sarıgül'ün Baykal karşısındaki adaylığını CHP'nin
'Genç Partileşmesi' olarak tanımlamıştınız, kurultaydan sonra 'CHP
ile olmaz' diye yazdınız. Neden?
Kurultayın olduğu haft, Davos'ta Brezilya ve Türkiye ekonomik bağlamda,
Ukrayna ve Türkiye dünya güvenliği ve AB yönüyle tartışılıyordu.
Irak'ta seçimler yapılıyor. İsrail - Filistin barışı tartışılıyordu.
Tüm bunlar olurken CHP'de yolsuzluğa, rüşvete, komplo söylemine
endeksli bir kurultay toplanıyor. CHP'nin Türkiye'nin geçtiği süreçten
ne kadar kopuk olduğunu görüyoruz.
CHP dışında bir sol seçenek?
Solda bir alternatif aranacaksa artık bunun CHP'nin dışında yapılması
gerekiyor.
CHP neyi başaramıyor?
Muhalefetin artık liderlik temelinde değil, vizyon temelinde, toplumsal
sorunlara çözüm bulacak şekilde olması gerekiyor. Ne Baykal, ne
Sarıgül toplumsal sorunlarla ilgili, Türkiye'nin değişimiyle ilgili
bir şey söyledi. Asıl vahim olan, bu düşünsel sığlıktı. Bu görüntü
1995 - 99 siyasetidir. AB muhalefet yapıyor demek yerine, AB olayını
toplumsal vizyon ve sorunlara çözüm temelini tartışmamız gerekiyor.
AB ile Ekim 2005'te müzakerelere başlanması Kıbrıs koşuluna bağlandı.
CHP buna karşı çıkınca bu kez de 'milliyetçi şüphecilik' noktasında
eleştiriliyor.
Kıbrıs, Kuzey Irak, Kerkük gibi sorunlarda milliyetçiliğe kaymadan
sol bir muhalefet mümkün. Türkiye'de sol, milliyetçiliğe düşmeden
AB üzerine eleştirel bir muhalefet yapabilir.
Sol, Irak'ı iyi okumalı
Barzani ve Talabani, 'Kerkük Kürtlerindir' diyerek federasyon hatta
bağımsız Kürdistan mesajı verince, DYP ve MHP buna tepki gösteriyor.
AKP ve CHP'nin de ABD destekli bu politikadan rahatsız oldukları
gözleniyor. Sol ne yapmalı?
Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulma olasılığı yoktur. Irak'ta
esasında federatif bir yapıya doğru gidiliyor. Milliyetçi fantezi,
olaya tamamıyla, 'Sınıra asker yığalım, Kuzey Irak'a girelim' penceresinden
bakıyor. Oysa Irak'ın iyi okunması lazım. İşte sol bunu yapabilir.
Bugünkü CHP böyle bir niyet taşımıyor...
Türkiye'nin buna ihtiyacı var.
Kürt söylemi değiştirilmeli
AKP, Irak'ta Sünni Arapların haklarını koruyor gibi gözüküyor.
ABD ile ipler geriliyor.
Kuzey Irak'a Türkmenlere endeksli olarak baktığımız zaman şu eleştiriyle
karşılaşıyoruz, 'Oradaki Kürtler de sizin akrabanız değil mi?' O
yüzden kimlik değil vatandaşlık, Kuzey değil tüm Irak temelinde
bir politika izlenebilir ki, CHP bunu yapmıyor. Oysa sol bir parti
AKP'den çok daha iyi yapabilir, çok daha güçlü bir dış politikaya
götürebilir Türkiye'yi. Eğer Türkiye farklı kimliklerden oluşuyorsa,
Irak'taki Kürtlerin de bizim akrabamız olduğunu varsayan bir söylem
değişikliğine gitmesi lazım. Ancak federatif yapı şu anki dengeleri
koruyabilir. Federatif yapının dengede tutulmasında da Türkiye çok
önemli rol oynayabilir.
Kerkük, Kürt şehri olmaz
Kerkük'ün statüsü ne olacak?
Kerkük, Irak'ın federal yapısı içinde kalacak. Bir Kürt devleti
şehri olmayacak.
Federal yapı derken...
Bağımsızlıktan söz etmiyorum. Irak'ın zenginliklerinin, petrol gelirlerinin
tüm Irak tarafından paylaşılacağı federatif bir yapı. Türkiye'nin
uzun dönemli çıkarları da bence federasyonda yatıyor. Tamamıyla
üniter yapıya zorlanan bir Irak'ta parçalanma olur. Federatif bir
yapı ülkeyi istikrara götürebilir.
CHP dengelemeli
CHP'nin, solun siyaset yaptığı alanda bir daralma mı var?
Evet, bir daralma var. AKP'yi dengelemek, hatta AKP'nin ilerisinde
olmak gerekiyor. Bu, esasında sosyal demokrat pozisyon...
Bunu kim yapacak, CHP mi?
Türkiye'deki temel sorun da burada. CHP, bu pozisyonu götürecek
konumda değil. Kurultay bunun bence en belirgin göstergesidir. O
zaman herkeste bir arayış çıkıyor.
Derya Sazak - Sohbet Odası, Milliyet
14.02.2005
|