| |
Aslına bakacak olursanız Türkiye'nin bütün önemli sorunları şu
veya bu biçimde birbirlerine bağlı. Dolayısıyla zaman içinde 'Tavuk
mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?'
tarzı bir durum oluşmuş.
Diyelim eğitim sorunundan söz ediyoruz.
Bu sorunun temelinde yeterli mali kaynak kıtlığı yatıyor. Peki neden
yeterli maddi kaynak yok? Devletin gelirleri çok sınırlı, buna karşılık
devletten talep çok yüksek. Peki neden devletin kaynakları sınırlı?
Çünkü bu millet fakir bir millet, yeterince vergi veremiyor.
Görüyorsunuz değil mi? Çocukluğumdan kalma bir tekerlemedeki gibi:
Anahtar nerde? Suya düştü. Su nerde? İnek içti. İnek nerde? Dağa
kaçtı. Dağ nerde? Yandı bitti kül oldu.
Türkiye'nin vergi yapısına bir bakalım... Devletin vergi gelirleri
iki ana kalemden geliyor: 1. Gelir vergileri; 2. ÖTV ve KDV gibi
alışverişten alınan dolaylı vergiler.
Devlet, gelir vergisi tahsilatını artıramadığı için son yıllarda
dolaylı vergilere yükleniyor.
Bu da, haklı eleştirilere konu oluyor. Çünkü bu vergi biçimi, Türkiye'de
zaten var olan gelir dağılımı bozukluğunu daha da artırıyor.
Çözüm belli: Gelir vergisi tahsilatını artırmak. Peki nasıl artacak?
İşte en hassas nokta burada.
Mevcut vergi toplama modelimizle buradan daha ileri gidemeyeceğimizi
söyleyen ciddi eleştiriler var. Acaba vergi oranları çok yüksek
olduğu için mi insanlar mümkün olduğunca vergiden kaçınıyor, yoksa
zaten herhangi bir vergi ödeme alışkanlıkları olmadığı için mi insanlar
gelir vergisi ödemiyor?
Galiba ikisi birden doğru. Hem oran yüksek hem de vergi verme alışkanlığımız
yok. Zaten vergi mükellefi sayısının azlığı bir vakıa; yani vergi
ödemekten kaçınmak en yaygın milli sporumuz. Bizim bugünkü vergi
toplama modelimiz de açıkçası vergiden kaçınmayı teşvik eder nitelikte.
Toplumun görece alt gelir grubunu oluşturan ücret ve maaşıyla geçinenler
zorunlu olarak gelir vergisi mükellefi olurken daha yüksek gelir
elde ettiğinden kuşku duyulmayan doktorlar, avukatlar, esnaf gibi
grupların gelir vergisinden kaçınması için çok sayıda imkân var.
Bu meslek gruplarının esas olarak asgari geçim indirimi denen sistem
üzerinden, yani mümkün olan en az geliri elde etmiş gibi gözükerek
vergi ödedikleri sık sık gazete haberlerine konu oluyor.
Şimdi soru şu: Türkiye'de iktidar olmak isteyen sol düşünce vergi
toplama, özellikle de gelirden alınan vergiler konusunda yepyeni
bir model önerebilir mi?
Mesela sol, Amerika'da uygulanan vergi sistemini, yani her vatandaşın
mükellef olduğu ve her yıl vergi beyannamesini vermek zorunda olduğu
bir sistemi Türkiye'ye önerebilir mi?
Bu sistemin gerektirdiği denetim mekanizmasını kurabilir mi? Kısacası,
solun Türkiye'de devletin sorunlarını kökten çözecek ve bu arada
vatandaş üzerindeki gerçek vergi yükünü azaltacak ama yükü de adil
biçimde toplumun tümüne yayacak bir vergi devrimini önermeye cesareti
var mı?
Hiç kuşkunuz olmasın, böylesi bir devrim Türkiye'yi baştan sona
değiştirecek bir devrimdir; Türk milletinin devletine ve o devletin
harcamalarına karşı bakış açısını kökten sarsacak büyük bir değişimdir.
Kısaca sorayım: Türkiye'de solun bu ülkeyi gerçekten değiştirmeyi
bırakın önermeyi, düşünecek cesareti var mı?
İsmet Berkan, Radikal
16.02.2005
|