Siyasî akıl zamanı

 

Fehmi Koru'nun uzun süredir iddia ettiği ABD'nin Türkiye'ye, özellikle Türkiye'deki kimi çevrelere yönelik 1 Mart tezkeresinden kalma öfkesini bir dizi "intikam" operasyonuyla çıkarma niyetini doğrulayacak gelişmeler oluyor.

ABD'nin günlük 2 milyon tiraja sahip "The Wall Street Journal"ın iki gün önceki başyazısında Türkiye'ye yönelik tepeden tırnağa iktidardan muhalefete basından yargıya ağır eleştiriler yer aldı..

Aslı Yalçıntaşbaş, dün, Sabah Gazetesi'nde konuyla ilgili yazısında Wall Street Journal'ı şöyle tanıtıyordu: "Günlük 2 milyon tirajıyla dünyanın en etkin gazetelerinden biri. Kurumsal çizgi olarak, yayın kurulu Turgut Özal'dan bu yana sıkı Türkiye destekçisi. O kadar ki, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi eleştirdiği dönemlerde, hemen Ankara'nın savunuculuğuna soyunup Avrupa'yı Müslüman düşmanlığı yapmakla ve PKK terörüne arka çıkmakla suçlamıştı. Gazetenin geçen yıl ölen efsanevi genel yayın yönetmeni Bob Bartley (ki ABD'deki klasik tarz muhafazakarların en etkin isimlerdendi), New York'ta her karşılaşmamızda Özal'la dostluğu ya da Türkiye'nin Soğuk Savaş'ta Batı Bloğu'na verdiği destekten söz ederdi. Gazetenin siyaseti bu olunca da, kimse geçen yıl çıkan 'Kerkük, Kürt şehri değildir' ya da 'Türkiye Avrupa'ya bırakılmayacak kadar önemli' cümlesiyle biten 'Türkiye NAFTA'ya alınsın' manşetli başyazılara şaşırmadı..."

Gazetenin politikasında Türkiye'ye yönelik bu ani ve sert dönüş, sadece bir gazete tavr olmanın ötesinde bir duruma işaret ediyor.

Nitekim Pollack imzalı yazının ana fikri ve ana derdi şu cümlelerde yatıyor:

"Türkiye başkentinde bu günlerde geçerli olan, belki de en garip Amerika karşıtı hikaye, 'sekiz gezegen' teorisidir. Buna göre, ABD olası bir göktaşı ile çarpışmadan haberdar olmanın da ötesinde, bunun Kuzey Amerika'yı vuracağını da bilmektedir. Bunun için Ortadoğu'yu kolonize etmek arzusundadır (...) Ortak kanı, ABD'nin dünyada yaptığı hemen her husus, tsunami yardımı da dahil olmak üzere kötü niyetlidir ve bizim Musevilerin bir gücü olarak hareket ettiğimiz anlamındadır."

Buna son kanıt olarak Irak seçimlerinin Tayyip Erdoğan ve Türk siyasetçileri tarafından desteklenmediğini ekleyen gazete, bürokrasi ve siyaset içinde ABD yanlısı kalmadığı söylüyor, hızını alamayıp "Atatürk'ün mirasının çoğu kaybolma riski taşımaktadır. Türkiye kolay bir şekilde ikinci derecede bir ülke haline gelebilir" iddiasıyla hükümetten muhalefete, Yeni Şafak'tan Hürriyet Gazetesi'ne, ülkenin yargı sisteminden geri kafalılığına kadar bir dizi eleştiri ve ithamda bulunuyor.

Ceyhan boru hattından Öcalan'ın yakalamasına, askeri yardımlardan Ermeni meselesine ABD'nin bugüne kadar Türkiye için yaptıklarını hatırlatan gazete, sonuç olarak Türkiye'yi "Amerika'yla dostluğu olmayan ve Avrupa'ya kabul edilmeyen, küçük kafalı, paranoyaya kapılmış, sıradan..." olarak tanımlıyor...

Pollack'ın yazısı bir gazete yazısının ötesindedir...

Türkiye yönelik resmi bir ruh halini ifade etmektedir.

O zaman sorulması gereken soru şudur:

Türkiye'nin etrafındaki dengeler değişirken, Türkiye'nin ana politikalarını askeri akıl yerine siyasi akıl üzerine oturtması gerekmiyor mu?
Nasıl?
Yarına...

Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak
18.02.2005