Anti-Amerikanizm ve paranoya toplumu

 

Günlerdir yazacağım derken araya gitti, The Wall Street Journal'ın başyazı ekibinin önde gelen elemanlarından Robert L. Pollock'un önceki gün yayımlanan yazısı (yazının tam metnini Yorum sayfamızda bulabilirsiniz) konuyu yeniden gündeme taşıdı.
Hepimiz Türkiye'de yaşıyoruz ve içinde yaşadığımız toplumun dinamiklerini yakından gözleme şansına sahibiz. Robert Pollock sadece bir-iki günlüğüne Ankara'ya geldi (ABD Savunma Bakan Yardımcısı Douglas Feith ile birlikte gelmiş) ve bu kısa sürede edindiği izlenimleri gazetesine yazdı.
Yazı yenilir yutulur gibi değil. Bir yandan yüzümüze bir ayna tutuyor bu makale, bir yandan da böyle giderse Amerika'nın dostluğunu kaybedebileceğimiz öngörüsüyle bitiyor.
Elbette Türkiye'de yükselmekte olan anti-Amerikanizmi görmemek imkânsız. Bunun sebepleri üzerine pek çok şey söylenebilir, başta Amerika olmak üzere herkes suçlanabilir kuşkusuz ancak bir konuyu çok önemsemek gerek:
Yaygın anti-Amerikan söylemin önemli bir bölümü, The Wall Street Journal yazarının da saptadığı gibi paranoyaya dayanıyor. Biz de gazetelerimizde bu paranoyayı destekliyoruz.
Piyasada haftalardır satılmakta olan bir romanın bir kurmaca değil de gerçekleri anlattığına İNANANLAR var bu ülkede. Bir roman kurgusundaki olayları, 'stratejik bakış açısı' olarak değerlendirenler var ciddi ciddi.
Güneydoğuasya'daki depremin Amerika tarafından kasıtlı olarak ve yapay yollarla yapıldığına, Amerika'nın tsunamiyi bile bile bu ülkelere haber vermediğine inanılıyor bu ülkede. Sadece inanılsa neyse, ciddi köşe yazarları bunları yazabiliyor.
Daha geçen gün, 'büyük' olma sevdasındaki gazetelerimizden birinde yayımlanan bir köşede okudum; 11 Eylül saldırılarını Amerika'nın kendi kendine yaptığı ya da önleme imkânı varken bunları önlemediği ciddi bir ihtimal olarak değerlendiriliyordu.
Erkan Mumcu'nun hükümetteki görevinden ve partisinden istifasını 'Amerika düğmeye bastı' diye yorumlayan, yorumlamakla kalmayıp böyle demeçler veren milletvekillerimiz var.
Daha birkaç hafta önce anamuhalefet partisi lideri, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA'in kendisine yönelik bir komplo kurduğunu ama kendisinin bu komployu önlediğini milyonlarca insanın önünde söyledi.
Geçen akşam Milliyet gazetesinin yazar ve yöneticileri, Uludağ Üniversitesi'nin öğrencileriyle bir araya geldi, bu oturum televizyondan da yayımlandı. Salonda anti-Amerikan sloganlar dehşetli alkış alıyordu.
Daha da sıralayabilirim ama sanırım bir fikir verdim...
Bütün bunlar, içinde yaşadığımız ve yaşamaya devam edeceğimiz toplumun akıl sağlığı hakkında ister istemez bazı şüpheler doğmasına neden oluyor.
***
11 Eylül terör saldırısının İNTİKAMINI masum ve fakir Afganlardan, Iraklılardan aldığı için, daha hâlâ intikama doyamadığı için, Irak'taki işgal yüzünden, Kyoto Protokolü'ne imza atmayı reddettiği için, bütçesinin önemli bir bölümünü dünya üstünde fakirliğin bitmesine değil de kendi askeri harcamalarına ayırdığı için vs. Amerika'ya kızabilirsiniz. Hatta belki kızmalısınız zaten.
Ancak bu kızgınlığın sağlıklı ifade biçimleri olmalı ve var.
Oysa korkarım bizdeki anti-Amerikanizm, sadece Amerika'ya ve onun davranışlarına yönelik bir şey olmaktan çıktı. Daha çok izolasyonist, yabancı korkusuna dayanan ve 'Kızıl Elmacı' bir antiemperyalist söylem hâkim durumda.
Enver Hocacılık, ruhu itibarıyla Türkiye'de hortlamış gibi duruyor. Yakında deniz kenarlarına bunkerler inşa edilmesi gerektiğini söyleyenleri duymaya başlarsak şaşırmayacağım.

İsmet Berkan, Radikal
18.02.2005