|
LEFKOŞA’daki CTP Genel Merkezi’nde Genel Başkan ve Başbakan M.Ali
Talat çok sakindi; sanki olağan günlerden biriydi onun için...
Yeşil bayraklı partiye giriş çıkışlar hareketlenmeye başlamıştı;
çünkü sonuçlar kendilerini de şaşırtır biçimde geliyordu.
Kapıdan biri seslendi:
‘Rauf Denktaş’ın oy kullandığı sandıkta bile yüzde 50-50 çıktı.’
Talat duymamazlıktan geldi, o an...
Biraz sonra CTP’nin konvoyları Lefkoşa sokaklarında kornalarla
sevinç gösterisine başladı. Magosa’dan gelmişti Talat... Elimizde
bir seçim-toto vardı;
CTP’nin 23 milletvekili çıkartabileceğini söylediğimizde ‘Doğru
bir yaklaşım. Bizimki normaldir. UBP 15’in biraz üzerine çıkabilir.
DP 8 olmaz, 6’ya iner...BDH 4 diyorsunuz, ama o 2’dir.’ dedi. Talat
kendi partisi dışındaki partilerin milletvekili sayılarını yaklaşık
olarak bildi. (Nitekim kesin olmayan sonuçlara göre, 50 milletvekilinden
CTP’nin 25, UBP’nin 18, DP’nin 6 ve BDH’nın de 1 oy aldığını gösteriyordu.)
Henüz oy sayımı yapılıyordu.
Kendisi bile beklemiyordu, bu kadar oy oranına ulaşacağını ve milletvekili
çıkartacağını...
Belki de biliyordu, ama bağlayıcı bir şey söylemek istemiyordu.
BRT’nin Genel Müdürü Hüseyin Gürşan da oradaydı; BRT bir devlet
televizyonu.
Türkiye’deki TRT Genel Müdürü seçim gecesi bir partinin genel merkezine
gidebilir miydi? Burada gayet olağan böyle şeyler; genel müdür olunca
CTP’den istifa etmiş; ‘Kıbrıs’ta demokrat ve sivil bir yapı var,
bu tür şeyler sorun olmaz, Türkiye’deki gibi değildir’ dedi.
Rum kesiminden 55 gazeteci gelmiş; referanduma göre Türk televizyonlarından
daha çok ekip burada...
TÜRKİYEKÖKENLİLER İskele seçim bölgesi, Türkiye kökenlilerin yoğun
olduğu bölge... Şimdiye kadar sağ partiler buradan çok oy alıyorlar.
CTP’nin burada da 1. parti durumunda olması ilginç karşılandı.
Bu sonuç, CTP’lilerce şöyle değerlendirildi:
‘Bu sonuç, Türkiye kökenlilerin de çözüm konusunda geçmişten daha
cesaretli davrandıklarını gösteriyor.’
Yine çoğunlukla Türkiye kökenlilerin kurduğu Yeni Parti (YP) ile
Milliyetçi Adalet Partisi’nin (MAP) hiçbir varlık gösterememesi,
‘Türkiye’lik üzerinden politika yapılmasına itibar etmedikleri’
şeklinde yorumlanıyor.
M.Ali Talat’la konuşurken, ‘S.Denktaş’la bir gece önceki görüşmenizde,
hangi sonuç olursa olsun, DP’yi hükümete alacağını söylemişsiniz’
diye sorduk.
Yanıtı şöyle oldu:
‘Kendi başıma yürüyeceksem niçin başkasının yardımına ihtiyaç duyayım.’
Ama geçen seçimde 19 milletvekili çıkarılmasına karşı tek başına
‘iktidar’ olunabilecek bir çoğunluk sağlanamadığı göz önüne alınırsa,
‘kritik eşik’te BDH lideri Mustafa Akıncı’nın desteği ‘hayati’ sayılabilir...
Bu durumda DP’nin hükümete girme pazarlığındaki gücü zayıflamış
oluyor denilebilir.
İKİ OLAY Tayyip Erdoğan’ı, genel ve yerel seçimlerde adım adım
izleyen AKP üyesi, Ankaralı antikacı Nil Demirkazık, KKTC’de de
ortaya çıktı. DP Genel Merkezi’den geldiği Saray Oteli’nde gazetecilere
‘Serdar Denktaş’a destek vermek için buradayım’ dedi. AKP’yi desteklemeye
devam ediyormuş... Bir internet sitesinde yer alan haberi gösterdi;
Demirkazık’ın Ercan Havaalanından Rum kesimine geçtiği ve orada
konuk edildiği yazıyor. Kendisine bir araç ve mihmandar tahsis edilmiş...
AKEL ve DİKO partililerinin yetkililerinden başka Rum Başbakanı
Papadopulos’la görüşmüş, hatta kolkola resimleri de var. Bize ilginç
gelen başka bir olay da bu sezonun filmleri ‘Gora’ ve ‘Habamam Sınıfı
Askerde’nin, Kanal T’de peşpeşe gösterilmesiydi. Bu nedenle gündüz
gösterilen bu filmleri izleyenler akşamüzeri sandığa gitmeyi tercih
ettiler. ‘Bu filmler nasıl gösterilebiliyor?’ diye sorduğumuzda
hükümetten bir yetkili ‘Burası korsan devlet’ diye takıldı; sonra
da ‘Burada herşey olur; özgür ülkelerinde olduğu gibi...’ dedi.
CTP’nin iktidar olması sonrasında partideki dengelerin derinden
etkilenmesi bekleniyor.
Talat, Cumhurbaşkanlığı için ‘Beni hemen aday ilan etmeyin; parti
görev verirse olurum’ derken, Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer aynı
saatlerde basına Talat’ın aday olacağını söylüyordu. Bununla Soyer’in,
Talat’ın Cumhurbaşkanlığına gitmesi halinde kendisinin Başbakanlık
için en güçlü isim olabileceği yorumlarını güçlendirmek istemesi
olarak değerlendirildi. Bu nedenle bazı kulislerde, Başbakanlık
için adı geçen Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk’in önünün ‘kesilmek’
istendiği söyleniyor. Talat’ın ‘Süreç başlamadan beni aday etmeyin’
sözleri de bu gelişmelerin bir parçası sayılıyor.
Talat, dün akşamki basın toplantısında ki son tablo karşısında
‘alternatifleri’ değerlendireceklerini söylerken; Kıbrıs sorununun
çözümünü Kıbrıs’taki Türk ve Rum taraflarının çözebileceğinin altını
özellikle çizdi.
Sonuç mu; 3 Ekim’e doğru gidilirken Türkiye rahatladı.
Yalçın Bayer, Hürriyet
21.02.2005
|