|
- AKP, Sünni bağlantısı güçlü bir parti. Hz. Ali'nin türbesinde
kitleyi öldüren bombaya kimse katliam demedi de, Felluce'deki baskına
'soykırım' dendi
- Meşruiyetini dışarıdan alan AKP, AB ve ABD'yle ilişkilerini hep
iyi tutmak zorunda kaldı. Kendisine büyük kredi açıldı. Şimdi o
krediyi ciddi kaybetti
- Refleks olarak anti-Amerikancılığın milliyetçilik, solculuk ve
İslamcılıktaki duygusal kökleri çok derinde. ABD'yle dost olabilecek
Kürt milliyetçiliği kalıyor
Ortadoğu karışırken, Türkiye ile Amerika arasında da çok ciddi sorunlar
ortaya çıktı. Türk kamuoyundaki Amerikan aleyhtarlığı hükümetin
söylemlerine yansıyınca, iki ülke arasındaki siyasi ilişkiler hızla
bir güvensizlik zeminine kaymaya başladı. Amerikan basınında çıkan
Türkiye'yle ilgili sert eleştirilerle birlikte, Amerikalı yöneticilerin
iki ülke arasındaki ilişkilerin bu tarz yürümesinin zor olacağı
yolundaki uyarıları, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. AKP'nin
din bağı nedeniyle kendini yakın hissettiği Ortadoğu'daki Müslümanlarla
Amerika arasında çıkan sorunlar ve çatışmalar, artık iktidar partisini
bir tercihe zorluyor. AKP, 'Tabanının desteklediği Müslüman ülkeleri
mi, yoksa kendi iktidarının en baştan beri en büyük destekçilerinden
biri olan Amerika'yı mı tercih edecek' konusunda bir karar aşamasına
geliyor. Biz de Ortadoğu, Amerika ve Avrupa Birliği üzerine çalışmaları
ve yazılarıyla dikkati çeken, ABD ve AB'nin etkili çevrelerini yakından
izleyen ve tanıyan dış politika uzmanı, Bilgi Üniversitesi'nde uluslararası
ilişkiler hocası Soli Özel'le Ortadoğu'da olan bitenleri, Türk siyasetinin
ve Türk hükümetinin Ortadoğu'da yaşananlardan nasıl etkilendiğini
konuştuk.
Amerika'ya en fazla düşmanlık besleyen ülke olduğumuz ortaya çıktı
son yapılan bir araştırmada. Bu düşmanlığın nedeni Başkan Bush'un
neredeyse bütün dünyayı öfkelendiren politikaları mı, yoksa Buh'un
politikalarından bağımız bir kızgınlık mı var bizde?
Türkiye'deki Amerikan aleyhtarlığı, dünyada yaygınlaşmış Amerikan
aleyhtarlığından bağımsız değil ama Türkiye, Amerika'nın politikalarının
sonuçlarından en doğrudan etkilenen bir ülke aynı zamanda. Irak'ta
etkilendi. Şimdi Suriye ve İran'da etkilenecek.
Amerika'ya karşı kızgınlığımızda Müslümanlığımızın rolü ne?
Müslümanlığın rolü azımsanmayacak kadar yüksek. Son dönemde de çok
arttı. Türkiye bütün laiklik iddialarına rağmen, toplumsal hissiyatı
itibarıyla Sünni olan bir ülke. Şu anda Irak'taki savaş, Amerika'nın
işgaline karşı olmanın ötesinde, Sünnilerin kaçan iktidarı kaçırmama
savaşıdır. Irak'ta özellikle Sünnilerin büyük darbe yemesi, iktidarı
kaybetmesi ve bunun, Sünni Arapların mutlak egemenliğine dayalı
alt sistemi bütün Ortadoğu'da sarsması, Sünnilerden Şiilere güç
kayması, Türkiye'de de refleksleri harekete geçirdi. ABD'nin Ortadoğu'daki
planları AKP tabanını ve yöneticilerini rahatsız ediyor kanımca.
AKP'nin Amerika'yla ilişkisinde bir süredir rahatsızlık var.
Niye?
Türkiye'de Sünnilik de, Irak'taki Sünni iktidarın yitirilmesinden
rahatsızlık duyuyor. Amerika'ya karşı direnen Sünniler olduğu için
de AKP tabanı kendini onlarla dayanışma içinde hissediyor. AKP,
Sünni bağlantısı çok kuvvetli bir parti. İki yıl önce Hz.
Ali'nin türbesinde 125 kişiyi öldüren bir bomba patladı. AKP'den
niye kimse çıkıp 'Bu bir katliamdır' demedi de, Felluce'de çok kötü
bir baskın olduğu zaman 'Bu bir soykırım. Bunlar şehittir' lafları
çıktı ortaya? Bu adamlar seksen şoförü kıtır kıtır kesti, tek söylenen,
'Onlar da oraya gitmeseydi' oldu.
AKP'nin bakışı böyle. Peki Amerikan yönetiminin AKP hükümetine
bakışı ne?
Bugüne kadar çok olumluydu.
1 Mart tezkeresinin reddinin sorumluluğundan AKP hükümetini azade
kılan Amerika, bugün rahatlıkla ilişki kurabileceği kadar AKP hükümetine
kendini yakın hissetmiyor. Nitekim Türkiye'ye güm güm vuran Wall
Street Journal'da çıkan yazı, Başbakan Erdoğan için 'ikiyüzlü' denirken,
Türkiye'yi de, 'Başında kadın özgürlüklerini geriletecek bir hükümetin
bulunduğu ülke' diye niteledi. Bu ifadeler, bir gazetecinin iki
günlük Türkiye ziyaretinden edindiği izlenimlerinin ötesinde, Amerikan
resmi görüşünü de yansıtıyor.
Bizim Irak politikamızı belirleyen ana etken ne?
Bugüne kadar Irak politikamızı belirleyen ana etken, Kuzey Irak'ta
bağımsız bir Kürt devletini ne olursa olsun engellemekti. Bu, Suriye,
İran ve Iraklı Arapların ve hatta bütün Arap dünyasının da politikasıydı.
Türkiye'nin korkusu, Kürt vatandaşlarımızın bağımsızlık için harekete
geçeceğiydi. Ama artık Irak politikasında Türkiye sadece Kuzey Irak'a
endeksli düşünmemek, Irak'ın bütününe bakmak noktasına geldi. Bugüne
dek Türkiye, 'Irak'ta üniter devletten başkasını tanımam' derken,
şimdi etnik temelli federatif yapıyı bile kabulleniyor. Sadece bağımsız
Kürt devletini kabul etmiyor. Çok doğru olarak Bağdat ve Kerkük'ün
de özel statüde iki kent olmasını istiyor. Biz, Saraybosna'nın çokkültürlülüğünü
savunmuşken, Kerkük'te, Kürt milliyetçiliğinin çokkültürlü bir şehri
kendi tekeline almasını savunamayız.
Biz Kürt meselesinden dolayı ABD ile ilişkilerimizi bozar mıyız?
Amerika'yla olan ilişkilerimiz zaten Kürt meselesinden dolayı hayli
bozuldu. Türkiye'de kamuoyu oluşturanların ve kamuoyunun geniş bölümü,
Amerika'nın Irak'ı bölmek, bağımsız Kürdistan, hatta daha da ötesi
büyük Kürdistan'ı kurdurmak istediğini düşünüyor.
Amerika'yla ilişkilerimiz çok mu bozuk şu anda?
Sorunlu. Amerika, tezkerenin geçmemesindeki katkısını bilmesine
rağmen faturayı hükümete çıkarmadı. Çünkü Müslüman çoğunluğa sahip,
demokratik, kapitalist, Batı sisteminde yer alan Türkiye'nin istikrarsızlaşması,
Batı ekseninden çıkması, Amerika için arzulanmıyor. Amerika açısından
Türkiye başarılı olmak zorunda. Büyük Ortadoğu Projesi de sözüm
ona bu tür ülkelerin yaratılması değil miydi? Türkiye'nin krize
girmesi ABD'nin işine gelmiyor. Bunu da zaten 2001 Şubat krizinde
verdiği destekle gösterdi. Çünkü artık Türkiye-Amerika ilişkileri
güvenlik ekseni olmaktan çıktı. AKP hükümetinin şahsındaki demokratikleşme
süreciyle, Türkiye'nin kimliği yani Türkiye'nin nerede olduğu değil,
ne olduğu Amerika açısından daha ön plana yerleşti. AKP hükümeti
ise kendisine gösterilen bu teveccühü bozulamayacak bir konum diye
gördü. Türkiye'nin, ABD'nin planları içindeki yerinin vazgeçilmez
olduğunu düşündü.
Türkiye, vazgeçilebilir mi peki?
Türkiye kolay yabana atılabilecek bir ülke değil ama ABD'nin siyasi
çıkarlarıyla Türkiye'nin siyaseti fazla çatışırsa, ABD, Türkiye'yle
yapmayı tercih edeceği şeyleri, Türkiye'nin etrafından dolanarak
yapmak zorunda kalacak.
Türkiye'deki Amerikan aleyhtarlığı AKP tabanında ve yönetiminde
hangi orandadır sizce?
Bence yüksek. AKP tabanında ve Türkiye'de kamuoyu oluşturanların
büyük bölümü, Amerika'nın yaptıklarını sadece siyasi olarak lanetlemiyor,
bunun da ötesinde 'Amerika Irak'ı parçalamak istiyor. Kürdistanı'ı,
Ermenistan'ı, Pontus Rum cumhuriyetini kurdurmak, Türkiye'yi bölmek
istiyor. Hatta ABD Türkiye'yi işgal edecek' diyor. 55 yıldır müttefikimiz
olan ülkenin bir numaralı can düşmanımız olduğuna inanma noktasındayız
biz. Türkiye Amerika'yla ilişkilerini rasyonel düşünebilme çerçevesini
kırdı.
AKP'de, dış politikanın gerekleri dışında, duygu olarak da bir
Amerikan nefreti var mı?
Türkiye'de çok geniş bir kesimde refleks olarak anti-Amerikancılık
var. Bunun ordu içinde olduğunu tezkere müzakerelerinde gördük.
Anti-Amerikancılığın kökleri milliyetçilik, solculuk ve İslamcılıkta
da duygusal olarak çok derinde. Başbakan Erdoğan'ın bazı beyanları
da bu hissiyatı yansıtıyor. Nitekim Wall Street Journal'daki yazı,
'Duygularınıza hâkim olmayı, tabanınızdaki duyguları dizginlemeyi
öğrenin' diye AKP liderliğine verilen bir mesajdır. Türkiye'de kabaran
anti-Amerikancılığın hükümetçe de desteklendiği izleniminin güçlenmesi,
Amerikan sivil kesimlerinde öfke yaratmaya başladı. Türkiye belalı
bir bölgede. Çok soğukkanlı ve siyasi davranması, Türkiye'yi yönetenlerin,
kamuoyunun duygularını tatmin etmenin ötesinde bir sorumluluğunun
olması gerekiyor.
AKP mantıktan duyguya kayar mı? Duygulara göre karar verir mi?
AKP'de iktidar olma güdüsü ağır basar. Duygularıyla karar verirse
siyaseten ayakta kalması güçleşir. AKP bugüne dek pratik davranan
bir partiydi.
Amerika'nın AKP ile bir sorunu var mı?
Bence bugün ABD'nin AKP'yle bir sorunu evet var.
Güvenmiyor mu AKP'ye?
Güveni azalıyor.
ABD yönetimi, AKP'nin kendisi için iyi bir yol arkadaşı olmadığını
mı düşünüyor?
Tereddüdü artıyor. Wall Street'teki yazı bunun dillendirilmesidir.
Anti-Amerikancılık ve anti-semitizm meseleleri bunda önemli rol
oynuyor.
Amerika, başka bir partinin Türkiye'de iktidara gelmesini ister
mi?
Şu anda Amerika'nın Türkiye'de iktidara gelmesini isteyeceği bir
parti yok. CHP Başkanı 'Amerika beni öldürmek istiyor' diyor. MHP
anti-Batıcılıktan besleniyor. Türkiye'de Amerikalılarla dost olabilecek
bir tek Kürt milliyetçileri kalıyor. AKP'ye gelince, meşruiyetini
biraz da dışarıyla olan ilişkilerinden almak zorunda kalmış bir
parti olarak, hem AB hem ABD ile ilişkilerini hep iyi tutmak zorunda
kaldı. Kendisine muazzam bir kredi açıldı. AKP o krediyi ciddi ölçüde
kaybetti. Tabanındaki duygusallığı, Amerikan karşıtlığını siyaset
söylemine çok fazla yansıttı.
Amerika, Türkiye'nin iç politikasını hangi ölçüde etkileyebilir?
Dolaylı şekilde etkileyebilir. En kolay etkileyebileceği alan IMF'yle
ilişkilerdir. IMF'nin kötü bir sinyal vermesi, kırılgan bir ekonomiye
sahip Türkiye'de çalkantı yaşatır. Bu da geçmişte olduğu gibi hükümetleri
götürür.
Amerika dostumuz mu düşmanımız mı tam karar veremiyoruz ama Amerika'nın
burada büyük bir İncirlik üssü var. Irak savaşı İncirlik üssünün
önemini artırdı mı?
İncirlik'in eski önemi bir kez daha ortaya çıktı. Oysa Amerika,
Irak'ı istediği hale sokarak orada üç bin kişilik büyükelçilik ve
14 üs kuracağını, Türkiye'ye artık ihtiyacı olmayacağını düşünmüştü
ama olmadı. Amerika, Saddam tarafından örgütlenmesinin temelleri
atılmış bir Sünni direnişle karşılaştı. Amerika'nın Baas partisini
kapatmasıyla ve Irak'ın ordusunu dağıtmasıyla, bu direniş istediğinden
daha fazla becerikli insana sahip oldu.
Amerika İncirlik'ten nasıl yararlanmak istiyor?
Türkiye'yle yaptığı Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması'nın
kısıtlamaları olmadan İncirlik'ten yararlanmak istiyor. Bu anlaşmaya
göre ABD, İncirlik'i sadece NATO görevleri için kullanabilir. Türkiye,
NATO görevleri dışında İncirlik'i istediği gibi kullanma iznini
Amerikalılara vermek istemiyor. Daha önce de Amerika'nın İncirlik'e
F16 uçaklarını yerleştirme talebi reddedildi. Anlaşma, ABD'nin talep
ettiğinden daha düşük bir kullanım izniyle gerçekleşecek son tahlilde.
Biz Amerika'ya karşı İncirlik'i bir koz olarak kullanabilir miyiz?
Eee tabii yani. 'Amerika İncirlik'i bu kadar istiyorsa, önce verdiği
sözleri tutsun ' diyenler var. Vazgeçilebilir olduğu düşünülen İncirlik
tekrar önemli hale geldi. Demek ki Pentagon-TSK ilişkisinin kötü
gitmesi artık ABD açısından hayli masraflı bir durum.
Lübnan'ın eski başbakanı öldürüldü. Öldürülen başbakan Suriye karşıtıydı
son zamanlarda. Bu yüzden ilk akla gelen onu Suriye'nin öldürdüğü
oldu. Suriye, kendisinin yaptığı bu kadar açıkça anlaşılacak bir
cinayet işler mi?
Türkiye'de çoğunluk bunu İsrail ya da ABD yaptı diye düşünüyor.
Oysa Suriye böyle çok cinayet işledi. Eski başbakan Hariri'den kurtulmak
için geçerli nedenleri de vardı. Ayrıca 1976'dan beri Lübnan'ı işgal
eden Suriye'nin orada 15 bin askeri, bir milyon kadar işçisi var.
Suriye Muhaberatı Lübnanlıların nefes alışverişini kontrol edebilecek
donanıma sahip orada. Bu suikast için asfaltın altına üç yüz kilo
bomba döşenmiş. Suriye'nin bu kadar ağır bir operasyonu yapanı bilememesi
mümkün değil. Suriye kimin yaptığını ortaya koyamadığı takdirde,
ister istemez cinayetin birinci sanığı olacak.
Amerika, bu cinayeti bahane ederek Suriye'ye saldırır mı?
Kara kuvvetlerini göndermesi çok ihtimal dahilinde değil. Amerika,
Fransa'yla birlikte Birleşmiş Milletler'i devreye sokarak, Suriye
üzerinde ciddi bir yaptırım rejimi uygulamaya başlayacak. Konu,
bu hafta BM Güvenlik Konseyi'ne gider ve büyük olasılıkla karar
çıkabilir. Eğer Suriye'ye karşı katı bir ambargo uygulanırsa, Suriye
rejiminin yalnızlığı artar, ülkenin ekonomisi büyük krize girer.
Amerika, Türkiye'den İran ve Suriye ile ilişkileri konusunda ne
istiyor, ne isteyecek?
ABD, Türkiye'den İran ve Suriye'yle ilişkilerini mümkün olduğunca
soğuk tutmasını istiyor. Bugüne dek bu gerçekleşmedi. İran'la ilgili
kriz, atom enerjisi raporu açıklandıktan sonra eğer İran kendi bildiğini
okumayı sürdürürse çıkacak. Henüz o noktaya gelinmedi.
Suriye'de hangi noktaya gelindi?
AKP hükümeti, Suriye'de çok ciddi bir yol ayırımına, hatta kendi
açısından varoluşsal sayılabilecek bir karar verme aşamasına geldi.
Türkiye'nin bu kez sadece ABD'yle ilişkileri değil, Batı'yla ilişkileri
söz konusu olacak. AKP hükümetinin Ortadoğu politikasında Suriye'yle
ilişkileri derinleştirmek çok önemliydi. Türkiye, iki yıldır ABD'nin
hoşnut olmadığını bildiği halde, kendi çıkarlarına uygun olduğunu
düşündüğü için İran ve Suriye'yle ilişkileri derinleştirdi. Suriye'nin
hamisi olmaya soyundu. ABD, Suriye ve İran'a bir şey yapmaya karar
verdiğinde Türkiye bu iki ülkeyle ilişkilerde ne yapacak?
Ne yapacak?
Türkiye'den Suriye'ye karşı ambargoya uyması beklenecek. Bu, AKP
açısından çok zor bir karar. Hem tabanı açısından hem de Türkiye'deki
genel kamuoyu Lübnan'daki cinayeti Amerika ya da İsrail işledi tezine
yatkın olduğundan, ambargoya uymak, karar BM'den çıksa dahi AKP'nin
yapmayı tercih etmeyeceği bir hamle olacak.
AKP'nin İran'da tavrı ne olacak?
Amerikalıların her söylediği de yanlış değil. İran'ın nükleer silaha
sahip olması Türkiye açısından da arzu edilemez. Türkiye, İran'ın
nükleler silah sahibi olmasının önlenmesinin bir savaşla gerçekleşmesini
istemiyor. Türkiye'nin çıkarı bu işin Avrupalıların öngördüğü şekilde
diplomatik yoldan halledilmesinde. Ama Türkiye'de
İran'la ilgili hep konuşulan korku, 'İncirlik İran'a saldırı için
kullanılır mı?' korkusu ki, Türkiye'de iktidarda kim olursa olsun
Türkiye'den kalkan uçaklarla İran'ın vurulmasına izin veremez. Amerika
böyle bir şeyi isteyebilir ama cevabın hayır olacağını da tahmin
eder.
Amerika'nın İran'a saldıracağını düşünüyor musunuz?
Bu konuda uzmanlar ve Amerikan yönetimi ikiye bölündü. Olsa olsa
bir hava harekâtı olur. Mantıki baktığınızda, Amerika'nın ya da
İsrail'in İran'a hava saldırısıyla onun nükleer programını yok etmesi
ve rejimi değiştirmesi ham hayal. Ayrıca Amerika'nın İran'a saldırması
demek, İran'ın zımnen Irak'ı stabilize etmesi için Amerika'ya verdiği
desteğin de kalkması demek. Çünkü Irak'ta İranlılar ortalığı karıştırmıyor.
İran'a saldırırsanız, Irak'ta Amerikalıların canına okunur. İran'a
saldırının o anlamda da bedeli çok yüksek.
Neşe Düzel - Soli Özel ile söyleşi, Radikal
21.02.2005
|