Kıbrıs'ta bir ümit var mı?

 

Kuzey Kıbrıs'ta hafta sonu yapılan seçimler, adalı Türklerin çözümden yana tavrının sürmekte olduğunu gösterdi. Bu önemli. Ancak sorunumuzu çözmeye yeterli değil.
Türkiye açısından da, KKTC açısından da bir tek yol var: Kıbrıs sorununun kalıcı ve adil bir çözüme kavuşturulması.
Türkiye, 3 Ekim'de Avrupa Birliği ile müzakerelere başlamak istiyor. Yani, şeklen değil, gerçekten başlamak istiyor.
Burada, müzakereye GERÇEKTEN başlamanın önünde bir engel var: Kıbrıslı Rumların vetosu.
3 Ekim'deki şekli başlangıç için biliyorsunuz Türkiye'nin gümrük birliğine dayanak teşkil eden Ankara Antlaşması'nı bir protokolle AB'ye 2004 Mayısı'nda üye olan 10 ülkeye daha genişletmesi gerekiyor.
Bu protokol AB Komisyonu tarafından 2004 Temmuzu'nda Ankara'ya gönderildi; o zamandan beri 'inceleniyor.'
Türkiye, mümkünse bu protokolü 'birleşik Kıbrıs'la imzalamak istiyor. Peki bu mümkün mü?
Elde birleşik Kıbrıs'ı oluşturmayı amaçlayan bir Annan Planı var. Bu plan, biliyorsunuz geçen yıl nisan ayında Rum tarafınca reddedildi.
Acaba plan 'düzeltilse' Rumlar kabul eder mi? Bence hayır, etmezler. Çünkü Rum tarafında plana hayır denmesinde rol oynayan siyasi partiler ve başta Devlet Başkanı Papadopulos, planın bazı yönlerine değil özüne karşılar. Ve bu öz olmazsa, ortada Türk tarafının kabul edebileceği hiçbir şey de olmaz.
Peki nedir bu öz? İşin özü, Kıbrıs'ta yaşayan iki toplumun eşitlik temelinde ve yepyeni bir devlet çatısı altında bir araya gelmeleridir.
Peki acaba Annan Planı'nda yer alan parametreler, mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasında yapılacak değişiklikle işin içine katılsa, adanın güneyinde anayasa değişikliği için, kuzeyinde ise Kıbrıs Cumhuriyeti'ne katılım için referandum yapılsa ne olur?
Böylece, Rum tarafında Papadopulos'un ve özellikle de AKEL partisinin Annan Planı'na ilişkin en temel itirazı ortadan kalkmış olur.
Bu söylediğim, gerek Rum tarafını masaya oturtmak ve gerekse müzakerelerin içeriği bakımından önemli.
Ancak engeller bitmiyor. Rum tarafı bu kez, 2004'teki gibi müzakereleri bir zaman limitinin içine sokmak istemiyor. Yani, masaya oturulsa bile anlaşma 3 Ekim'den önce gerçekleşmeyebilir, hatta kesinlikle gerçekleşmez.
Kıbrıs'ta birleşme pazarlıklarının sürdüğü bir ortamda, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' AB ile müzakerelerinde Türkiye aleyhine veto kartını kullanır mı? Evet kullanır. Bu vetoların pazarlık masasında işine yarayacağını düşündüğü için kullanır büyük olasılıkla.
O yüzden AB müzakerelerinin sabırlı ve soğukkanlı yürütülmesinde büyük fayda olacak.
Ve yine o yüzden, müzakere heyetinin bir an önce belirlenip bütün olası senaryolara göre kendi davranış senaryolarını belirlemesinde fayda var.
Acelenin sebebi bu işte.

İsmet Berkan, Radikal
23.02.2005