Bu kafayla Avrupa zor

 

Başbakan Erdoğan, polisin dövdüğü 8 Mart eylemcilerini 'provokasyon'la, medyayı 'abartmak ve Batı ülkelerine ihbarcılık'la, Avrupa Parlamentosu'nu da 'başka amaçlarla hareket etmek'le suçladı

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yaşanan ve işin içine AB'yi de katan gelişmelerin suçlusu olarak medyayı ilan etti. Önceki gün TGRT'ye, dün de İspanya'ya hareketinden önce yaptığı açıklamada polisin kadınlara dayak atmasıyla ilgili haberleri eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:
Provoke edildi: Bütün televizyonlar polise verdi veriştirdi. Medyamız adeta Türkiye'yi Avrupa'ya, dünyaya ihbar etti. Peki Türkiye gerçekten bu mu? Veya orada ne oldu? Bunu bir değerlendirmemiz lazım. Dünya Kadınlar Günü ayın 6'sı mı, yoksa 8'i mi diye kimse sormuyor.
(Öcalan'ın posterlerinin taşındığının anımsatılması üzerine), ayrıca o da önemli. 7 Mart'ta AB troykası toplanıyordu ve toplantıdan önce adeta bu olay provake ediliyor ve bir yerlere servis yapılıyordu. Eyleme katılanların kimliklerine baktığınız zaman o durumları var. Bunu ben bir provokasyon olarak görüyorum.

11 Eylül'le kıyasladı
Televizyonların bu görüntüleri defalarca göstermesi de hiç doğru değil. 11 Eylül saldırılarıyla ilgili ABD televizyonlarında böyle bir şey görebildiniz mi? Bizim medyamız çok abarttı. Sanki Avrupalıya buradan servis yapılıyor.
Vurmak yanlış: Bu provokasyon içinde Emniyet görevlilerinin yaptığı yanlışlar da var. Çok daha dikkatli olmak, provokasyona neden olmamak veya o provokatörlerin oyununa gelmemek gerekir. '60 kişilik gruba basın açıklamasını yaptırdık' diyorsun. Tamam, güzelce al çembere, sonra da takip et ve dağılmalarını sağla. Ama orada yere düşmüş bir bayana vurmayı da doğrusu insani bulmuyorum. Bu yanlış.
Dert başka: Yüz kişi bir araya geliyor ve basın bildirilerini açıklıyor. O esnada herhangi bir olay yok. Ama, burada polisin duygusal davrandığı anlar olabilir. Bunu da zaten İçişleri Bakanlığımız tahkikatını yapıyor. Peki Batı'da bunlar olmuyor mu? Niye bizim medyamız bunları anlatmıyor? Niye Avrupa Parlamentosu bu tür olayları değerlendirmeye almıyor? Dert başka, sıkıntı başka.
Niye Tandoğan değil?: Ankara'da sık sık eylem var. Niye Tandoğan'da değil de, Kızılay'da yapıyorlar? Kızılay'daki esnafımız sürekli cam-çerçeve yeniliyor. Bunun bedelini eylem yapanlar ödüyor mu? Tandoğan'da yaparlarsa bu kadar can acıtamayacaklar, bedeli bu kadar ağır olmayacak.
Suç oranı abartılıyor: Güvenlik zirvesinde, suç oranlarının rakamlar itibarıyla çok ürkütücü olmadığı ortaya çıktı. Medya olayları aşırı abartıyor. Cinayet ve hırsızlık haberlerinin yanı sıra dizilerde de öldürmeler, katliamlar ve terör var. Bunlar toplumu psikolojik olarak rahatsız ediyor. Bu konuda dayanışma halinde olmamız, yayın politikalarını gözden geçirmemiz lazım. Reyting uğruna herşey feda edilemez.
AB'de hız kesmeyeceğiz: Biz AB süreciyle ilgili ne yaptığımızı biliyoruz. Takvim neyi gerektiriyorsa onu yapacağız. Troyka çalışmalarımızı gördü. Süreç aynı şekilde devam ediyor, hız kesemeyiz, çünkü ona ihtiyacımız var.
Kıbrıs'ı vermem: BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşmemizde Kıbrıs gündeme gelecek. KKTC görevini yerine getirdi, artık sıra Güney Kıbrıs'ta. Artık ambargo yavaş yavaş kaldırılmalı. Ben cebimdeki parayı vermek konusunda cömerdim de uğrunda kanlar verilmiş bir yeri verme konusunda cömert değilim, böyle bir hakkım yok.
Başmüzakereci: Başmüzakereci göreve 3 Ekim'de başlayacak, illa da şimdi göreve getirilmesine gerek yok. 3 Ekim'e kadar ismi saklayacak değiliz, hemen de açıklamayız. Başmüzakereciyi en uygun zeminde açıklarız.

Ankara, Radikal
11.03.2005