| |
Seçim öncesinde siyasi partilere, ‘‘Popülizmi bayrak yapmayın,
milleti olmayacak duaya ‘amin' demeye zorlamayın’’ uyarısında bulunan
TÜSİAD YİK Başkanı Muharrem Kayhan, ‘‘Yoksa tarih sizi asla affetmez’’
dedi.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Muharrem Kayhan, seçim sürecinde
siyasileri uyararak, ‘‘Popülizmi bayrak yapmayın. Olmayacak dualara
‘amin' demeye milleti zorlamayın. Temel sorunları ve bunların az
çok herkes tarafından uygulanması gereken formülleri tartıştığınız,
bu konuları seçim propagandası uğruna istismar ettiğiniz takdirde
Türkiye'nin sıkıntılarını aşılamayacak ölçüde büyütürsünüz ve tarih
sizi asla affetmez’’ dedi.
Muharrem Kayhan, içinde yaşanılan ulusal ve uluslararası ortamın,
ülkenin temel sorunları konusunda bazı ana çizgileri, ‘ne olursa
olsun' muhafaza etmeyi gerektirdiğini söyledi.
Kayhan, ‘‘Bu yüzden burada siyasi partilerimize bir çağrı yapma
gereği duyuyoruz. Propaganda söyleminizi belirlerken, belirli bir
uzlaşma zemininde, bugüne kadar taşınabilmiş bazı temel yaklaşımları,
ülke sorunlarının çözümlerinde ortaya çıkmaya başlamış ana çizgileri
ortadan kaldıracak bir tutum benimsemeyin. Gelişmiş ekonominin,
çağdaş demokrasinin, etkin devletin ve aktif dış politikanın gereklerini
ulusal çizgiler olarak kabul ederek, farklılıklarınızı bunların
ötesine taşıyınız’’ dedi.
Kayhan, dört madde altında topladığı tüm partilerin dikkat etmesi
gereken önemli konuları şöyle özetledi:
Türkiye'nin istikrarlı ve sürdürülebilir büyüme sürecine girmesi,
IMF programının başarıyla uygulanmasına ve Avrupa Birliği (AB) üyeliği
yolunda mesafe almamızı sağlayacak adımların atılmasına bağlıdır.
Türkiye çağdaş demokrasiyi tüm unsurlarıyla benimsemiş, müslüman
ve laik bir ülke olarak batı dünyasındaki yerini perçinlemek zorundadır.
Türkiye'nin etkin bir yönetime kacuşmasının önemini, tüm siyasi
partiler kavramalıdır ve bu konuda kamu reformları çok önemlidir.
Türkiye, aktif dış politika konusunda çok dikkatli olmalıdır. Çevresindeki
olayların gelişmesine etki etmeye çalışmak, günlük ekmeğimizi ve
huzurumuzu temin etmeye çalışmanın bir başka biçimidir.
YSK YASAKLARI
Kayhan, Türk halkının ihtiyaç duyduğu çağdaş demokrasi için atılan
adımların zaman zaman kesintiye uğradını ve hukuktaki değişimin
yavaşlığının önemli bir engelleyici faktör olduğunu belirterek,
Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) son kararlarını şöyle değerlendirdi:
‘‘Seçim arifesinde gündeme gelen yasaklamaların, hukuka uygunluğu
açısından değil, çağdaş demokrasiyle bağdaşması açısından değerlendirilmesi
gerekiyor. Bugün geçerli olan hukuk, bu ve daha pek çok konuda çağdaş
demokrasi anlayışımızın gerisindedir ve değişmesi de zorunludur.
Çağdaş demokrasi gereklerinin yerine getirilmesi ve istikrarlı bir
siyasi yapıya kavuşmak için Türkiye'nin, AB üyeliği yolunda ilerlemesi,
değişimi hızlandırıcı bir faktör olacaktır.’’
Kayhan, Türkiye'nin çok zor bir dönemden geçtiğini, bu dönemin sıkıntılarını
atlatabilmesi ve gelişmiş ülkeler arasında hedeflediği yere ulaşabilmesi
için güçlü ve gelişmiş bir ekonomiye, çağdaş demokrasiye, verimli
etkin bir devlete ve aktif bir dış politikaya sahip olması gerektiğini
vurguladı. Kayhan, dünyada ekonomi ve siyasi açıdan yaşanan hızlı
gelişmelerin, Türkiye için de manevra alanını daraltan bir konjontür
ortaya çıkardığını belirterek, ‘‘Bu konjonktürde Türkiye'nin ayağını
yere sağlam basması gerektiği çok açık. Tüm partilerin seçim propagandalarını
yüksek sorumluluk bilinci içinde gerçekleştirmeleri ve siyasetin
zaten düşük seyreden itibarını daha da düşürmemek için gerçekleşmesi
imkansız vaadlerle ortaya çıkmamaları gerekiyor’’ diye konuştu.
Koç: Baraj inerse 6 partili koalisyon olur
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, ülke barajının yüzde
10'dan, yüzde 5'e indirilmesi halinde, 6 partili bir hükümetin kurulabileceğini
söyledi. Koç, ‘‘Baraj inerse 3 değil, 6 partili koalisyon olur.
Aslında koalisyon olmayacak şekilde Seçim ve Partiler Kanunu'nu
değiştirmek lazımdır’’ dedi. Koç, seçim erteleme girişimiyle ilgili
görüşlerini de açıkladı ve şöyle konuştu:
‘‘Meclis'teki muhterem heyet, seçim kararını kendileri verdiler.
Onların, yüce Meclis'in verdiği karar, hepimizin üstündedir. Ona
boyun eğmekten başka ne sizin, ne benim, ne de başkalarının çaresi
var.’’
Sabancı: Seçim tarihi değişse, ne değişecek?
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, parlamentonun
seçim kararı verdiğini hatırlatarak, ‘‘Şimdi zigzag yapıp tekrar
ertelerlerse yine istikrarsızlık olur’’ dedi. Sabancı, ‘‘Farzet
uzattık. Farzet yeni bir tarih konuldu ve seçim oldu. Ne bekliyorsun,
bundan farklı ne olur?’’ dedi. Türkiye'de fazla parti bulunduğuna
dikkati çeken Sabancı, asıl enflasyonun burada yaşandığını belirterek,
‘‘Barajı aşağı indirelim, daha dağılalım. Ne de güzel oluyor’’ dedi.
TÜSİAD partilere rapor sunacak
Geçmiş dönemlerde, her seçim sonrası yeni hükümete ekonomik önlemleri
aktaran bir rapor sunan TÜSİAD, bu yıl geleneğini değiştirerek,
bu raporu seçim öncesine çekti. Tuncay Özilhan'ın ve Muharrem Kayhan'ın
konuşmalarında yer alan konuları bir rapor haline getiren TÜSİAD,
raporu haftasonunda siyasi partilere gönderecek.
TÜSİAD'a göre ekonomiyi düze çıkaracak 16 adım
Ekonomik program sürsün, siyasi olarak güçlü şekilde sahiplenilsin.
Güçlü yönetim için ‘Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’ tek elde toplansın.
Seçim ertesinde enflasyon hedeflemesine geçilsin, yüzde 20'lik hedefe
sadık kalınsın. Para ve gelirler politisı bu hedefi desteklesin.
Borç yükünün azaltılması, ekonomin rekabet gücünün artırılması için
kamu reformu tüm alanlarda tamamlansın.
Kamudaki aşırı istihdamın azaltılması programı devam etsin ama mağduriyeti
gidermek için de sosyal politika araçlarıyla önlem alınsın.
Seçim sonrasında özelleştirmeler hızlandırılarak tamamlansın.
Devlet merkeziyetçi yapıdan uzaklaştırılsın, yerel yönetimlere ağırlık
verilsin, ekonomik rasyonellere uygun bir örgütlenmeye geçilsin.
Kamuda insan kaynakları liyakat çerçevesinde değerlendirilsin. Sivil
toplum karar mekanizmalarına katılsın. Hesap verebilirlik ve şeffaflık
ön plana alınsın, yolsuzlukla aktif olarak mücadele edilsin.
Vergi reformu makro ekonomik açıdan değerlendirilsin. Büyüme, istihdam
ve üretim artışı için reel ve finans sektöründe vergi yükü azaltılsın.
Vergi oranları arz yönlü olarak yeniden belirlensin.
Vergi idaresinin modernizasyonu tamamlansın, vergi tabanı genişletilsin.
Ekonominin AB ekonomisiyle uyumlaştırılmasına hız verilsin.
Yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmaları hızlandırılsın. Siyasi
iradenin yanısıra bürokraside bir zihniyet değişikliği gerçekleştirilsin.
İstihdamı caydıracak, rekabette dezavantaj yaratacak uygulamalar
olmasın. İş Güvencesi Yasası yürürlüğe girmeden önce Bilim Kurulu'nun
hazırladığı İş Kanunu taslağı yasalaşsın.
Sürdürülebilir büyüme için bankacılık sisteminde yeniden yapılanmanın
bittiği ve sistemik riskin kalmadığı açıkça ortaya konsun.
Geri dönmeyen kredi sorunu, bankaların sermaye yapılarını bozmadan
ve yeni kredi açılmasını sağlayacak şekilde çözülsün. Finansal yeniden
yapılandırma programı iyi işlesin diye mevzuat değişikliği yapılsın.
Sermaye piyasaları derinleştirilsin, reel sektörde de risk denetimi
ve uluslararası muhasebe standartları uygulansın.
Ekonomi, Hürriyet ; 26.09.2002
|