|
Türkiye son bir haftayı "Bayrak yakılması" tartışmalarıyla
geçirdi. Reha Muhtar bu son derece hassas konuyu Ateş Hattı'nda
masaya yatırdı.
MUHTAR: Şimdi ortaya söyleyeyim, kim cevaplandırmak isterse. O
bayrak yakılması olayı, Apo'nun yeniden yargılanması olayı, Avrupa'dan
ve Amerika'dan taleplerin gelmesi... Güneydoğu sorunu yeniden alevleniyormuş
gibi bir hava var...
BARLAS: Benim söylemek istediğim şu. Güneydoğu olayı yeniden alevlenmiyor.
Bu alev hiç dinmedi. Bu alev Irak olaylarıyla tırmandı. Ortadoğu'da
Filistin sorunu gibi bir de Kürt sorunu var. Biz bunu uzun yıllar
görmedik.
MUHTAR: Var ama son günlerde eğri yeniden yükselişe geçti. Yani
bir dönem alçalıyor bir dönem çıkıyor. Şimdi bu bayrak yakma olayı
belki tek başına münferit gibi değerlendirilebilecek bir olay ama
hepsine bir bütün olarak baktığımız zaman bir şeyler oluyormuş gibi.
Emre Aköz'le akşam konuşuyorduk 'Ne oluyor da bir yerler hareketlenmeye
başladı' gibi.
ÖZGENTÜRK : Düğmeye mi basıldı diyorsunuz?
MUHTAR: Yani komplo teorisi yapmak istemiyorum ama yine bir şeyler
hareketleniyor. Bunu hissediyorsunuz... Şimdi Abdullah Öcalan sonuçta
ömür boyu müebbet hapse mahkoldu. Yargılayan bir üye askerdi. Sonra
dendi ki asker üye olmamalı; o geri çekildi. En sonunda siviller
karar verdiler müebbete mahkoldu. Şimdi yeniden yargılansın deniyor...
AKÖZ: Ama oradaki küçük bir kıvılcım diyelim; ki o kıvılcım kelimesini
hak edecek bir olay... Çünkü küçücük çocuklar onlar... Böyle bir
girişimde bulunuyorlar ve bu bir anda büyüdü. Yani orada.....
YA TAKIM ELBİSELİ?
MUHTAR: Peki... Takım elbiseli bir adamdan bahsediliyor. Oraya bir
takım elbiseli adam geliyor ve o çocuklara olaydan yaklaşık yarım
saat önce bayrağı veriyor. Biz Türkiye'de çok provokasyonlar yaşadık...
Şimdi burada provokasyon var mı yok mu? Varsa nereden geliyor bu
provokasyon?
ÖZGENTÜRK: Bence var çünkü öyle bir sonuç da çıkıyor aslında. Kimse
bu ülkede bayrağa yönelik bir şey demiyor farkındaysanız. Bu konuda
yüksek ses yok. Sadece iki çocuk ve arkasındaki bir takım elbiseli
adam... DEHAP veya her neyse bütün bu kurumların partilerin lideri,
hiç kimse bayrak aleyhine bir şey söylemiyor. Bayrak aleyhinde bir
tartışma zaten yok. Bana kalırsa gerçek bir provokasyon.
MUHTAR: Nedir o çocuklarda, o yaştaki çocukta öylesine bir motivasyona,
dürtüye neden olan iklim?.. AKÖZ: Öyle bir iklim yoktu.
MUHTAR: Ama bayrak tüm değerlerin sembolü.
FORUTAN: Ama, Amerika'da çok bayrak yakılır. Örneğin Vietnam savaşı
döneminde inanılmaz sayıda bayrak yakılmıştı ve bu Amerika'nın üniter
yapısını sorgulamak için veya eleştirmek için değil, o siyasileri
eleştirmek içindi. O anki politikayı eleştirmek içindi.
MUHTAR: Amerika'daki İtalyanlar'ın ya da İrlandalılar'ın toplanıp
da hani 'ben bağımsızlık istiyorum' diye bayrak yakması başka şey,
siyasi protesto amacıyla yakması başka bir şey...
'ŞOVA DÖNÜŞMEMELİ'
FORUTAN: Ben bayrak krizinden sonra zehir zemberek açıklama okumak
istemiyorum. Çünkü soğukkanlı olmalısınız ve bu işleri o şekilde
halletmelisiniz... Bunu bir şova dönüştürdüğünüz zaman bir süre
sonra duyarsızlaşmaya başlarsınız.
BARLAS: Ama buradaki şovubayrağı yakanlar yaptı.
ÖZGENTÜRK: Fakat bunlar grup değildi Mehmet ağabey... İşte o grup
kılıfına takıldım Reha'cığım... Hâlâ polis bile keşfedemiyor kim
olduğunu. Takım elbiseli mi, bu mu? O yüzden ben Mansur'a katılıyorum.
Hamasetten biz artık kurtulmalıyız. Bu reaksiyonlar vatan millet
elden gidiyor sendromuna yol açmamalı. Yine aynı siyasi partinin
devamı olan HADEP kongresinde de bayrak indirildi. O çocuk 23 yıl
hapse mahkum oldu. Yani şu demek. Tabii ki kendilerini aidiyet duygusu
olarak; kimlik olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağını bayrak olarak
görmeyenler var.
MUHTAR: Peki mesela Başbakan bir şey söyledi. Orada DEHAP'ın hemen
olayın ertesinde çok acil ve radikal reaksiyon göstermesi gerekmiyor
mu? Senin örnek verdiğin gibi bundan birkaç sene evvel de bayrağın
indirilmesi olayı oldu. Bazı partiler için bazı olaylar hassastır.
Biz Türkiye'de bunları çok yaşadık... Hiç olmazsa gerginliği yok
etmek açısından.
ÖZGENTÜRK: Hemen aynı saatte açıklamalar yapıldı biliyorum. Hatta
DEHAP ve MHP ilçe başkanları, aynı saatte ve çok böyle tesviye edici
açıklamalar yaptılar. Aklı selim açıklamalar yaptılar. Ama böyle
yüksek duygu içeren kelimeler kullanmadılar.
BARLAS: Bir sözüne itiraz etmek zorundayım. Parçalanmaz diyorsun
vatan. Şimdi bizim genlerimizde bu bilgiler var ama özellikle ordunun
genlerinde çok bilgi var. Diyelim ki 2005 yılında değiliz de, 1912'nin
Ocak ayındayız 1912, yani yüzyıl öncesi. Dese ki birimiz 'Yahu vatan
parçalanabilir. Bak Selanik gider, Halep bile gider.' İçimizden
biri 'Sen ne saçmalıyorsun yahu' der. 500 yıldır Türk olan kentlerdir
bunlar nasıl gidecek... Oysa, önce Selanik, iki sene sonra da Halep
düştü, Bağdat düştü. Şimdi genlerde bu bilgiler var. Haritalar çok
hızlı değişiyor. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşan Ortadoğu haritası
değişiyor. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği'nin hali
ortada, Çekoslovakya ikiye bölündü, Yugoslavya beşe bölündü. Yani
bu haritalar değişebilir.
YAKIN TARİHİMİZ VAR
MUHTAR: Çok daha yakın geçmiş var. Yakın geçmişte 30 bin kişi var
ölen... Milyonlarca insan Türkiye bölünüyor mu, bölünmüyor mu diye
düşünüyordu... Yani Türkiye'nin yaşadığı müthiş bir travma var bu
konuda.
BARLAS: Sivil aydınlar olarak üstelik de bir şeyin arefesindeyiz.
Avrupa Birliği'ne giriyoruz. Avrupa Birliği bayrağı Türk bayrağının
üstünde bir şeyi ifade ediyor. Yani daha ölçülü davranmak zorundayız.
FORUTAN: Biraz soğukkanlı olmamız ve ciddi stratejilerimizin olması
gerekiyor. Yüz yıldır bu sorun çözülmediyse burada ciddi bir çözümsüzlük
var. Yani artık birtakım insanlar mutsuz birtakım insanlarla...
ÖZGENTÜRK: Bir de bu ülkede 85 yıldır vatan sevgisi aşılandı yeteri
kadar ama vatanın, bireyine sevgisi aşılanmadı. Yani vatan da, vatandaşını
sevmeli.
YA YİNE YARGILANIRSA
FORUTAN: Biraz fazla hamaset yapılıyor...
MUHTAR: Şimdi yalnız, Apo'yu sen yargılamışsın yeniden yargıla
deniyor. Dört ülkede yeni bir devlet kurulacak deniyor... Bu kadar
olay olurken boşver yahu ben hamaset yapmayayımdönüp de hayatıma
devam edeyim diyemezsiniz yani.
FORUTAN: Ben de bunu anlatmaya çalışıyorum.
MUHTAR: O kadar da kolay değil. Abdullah Öcalan'ı diyelim yeniden
yargılamaya başladık. Ne olacak o zaman. O zaman Türkiye'de yine
ekonomi konuşulmayacak, Türkiye'nin normal sorunları konuşulmayacak,
Türkiye'de gündem değişecek yine herkes İmralı'ya gidecek. Apo yargılanırken
tüm televizyonların ekipleri, genel yayın müdürleri, gazeteler şunlar
bunlar herkes oraya yerleşecek... Sabahtan akşama yine Apo'yla yatıp
Apo'yla kalkacağız... Türkiye böyle bir şeyi kaldıramaz.
ÖZGENTÜRK: RTÜK karar veriyor ekranlara bayrak koyun diyor... Ertesi
gün televizyonlar bayrak koyuyor, bu acı bir şey biliyor musunuz?
MUHTAR: Buna televizyonların kendi karar vermesi lazım.
FORUTAN. Bu ülkenin bu olaylara karşı politikası nedir, stratejisi
nedir?.. Biz sadece reaksiyon gösteriyoruz.
'BÖYLE KUTLAMA YOK'
ÖZGENTÜRK: Reha bey bu ülkede son 25 yıldır milli günler o kadar
coşkulu kutlanıyor ki... Dünyanın hiçbir yerinde, belki sen de dünyayı
çok gezmiş biri olarak görüyorsundur yani bizdeki gibi bir kutlama
yok... Çanakkale yıldönümlerinden tut da her şeye kadar... Bu hep,
memleket elden gidiyor duygusundan... Oysa öyle bir şey yok....
AKÖZ: Endişesi yok mu?
ÖZGENTÜRK: Endişesi var. Var ama bu bayrak olayı böyle bir olay
değil...
MUHTAR: Türkiye'nin yakın siyasi tarihine baktığımızda dönem dönem
Türkiye'de, örneğin Cumhuriyet bayramları çok ön plana çıktı, dönem
dönem Türkiye'de bayrak yakma olayları ile Çanakkale kutlamaları
öne çıktı... İrticai olaylar ön plana çıktığında, Cumhuriyet bayramları
daha bir coşkuyla kutlandı... 10. yıl marşları söylendi... Bölücülük
gibi konular ön plana çıkınca, Çanakkale ve diğerleri... Bunlar
toplumun olaylara doğal reaksiyonları... Yani her şeyi emir kumandayla
yapamazsınız... Şimdi ben buraya gelirken bütün evlerin pencerelerine
Türk Bayrağı asıldığını gördüm... İnsanlar olaya doğal tepkilerini
veriyorlar... Resmi enjeksiyonla olmaz öyle şeyler... İnsanlarımızın
doğal refleksleri bunlar...
'ÇÖZÜM ÜRETMİYORUZ'
ÖZGENTÜRK: Katılıyorum ama sizi destekleyen bir şey söyleyeyim mi.
Çanakkale'de Türk Mehmet'le Ermeni İzak da savaştı, Rum Hristo da
vardı Çanakkale'de...
FORUTAN: Bir de biz sürekli konjonktüre göre reaksiyon gösteriyoruz.
Bizim çözüm üretme mekanizmamız yok... Yani bayrak asmak bir güç
oluşturmuyor...
BARLAS: Bu güçte bütün beyinler devreye sokulmuyor, serbest tartışma
ortamı yok.Ceza kanunları bir yanda, devletin koyduğu sınırlar bir
yanda. Dört duvar arasında resmi ideolojinin uygun gördüğü şeyler
konuşuluyor... Türkiye'nin sorunu bu...
MUHTAR: Bayrak olayında DEHAP'ın çok temel bir reaksiyon göstermesi
gerekiyor... Yani o bayrağın hepimizin bayrağı olduğunu çok açık
söylemesi gerekiyor... Hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde...
AKÖZ: Ama o da onu kabul ettiği zaman, düzgün işlemeyen sistem
de aynen devam ediyor.
MUHTAR: Ben senin söylediğin demokratik açılımların yapılmasının
gerektiğini yüzde yüz kabul ediyorum da bu en rahat, herkesin o
bayrağın altında olmaktan gurur duymasıyla olur... Hepinize bu tartışma
için çok teşekkür ederim...
Reha Muhtar - Ateş Hattı, Sabah
28.03.2005
|