|
Güneşli bir Marmaris günüydü. Kenan Evren "yani ne olacaktı"
diye sorarak, konuşmaya başladı:
- Polis polisliğini yapamıyor, öğretmen öğretmenliğini... Ortalık
kan gölüne dönmüş... Herkes birbirine girmiş... Ortada sağlam olarak
bir Ordu kalmış... Bozulmamış... Allah'tan ki bozulmamış... Ve müdahaleye
mecbur kalmış.
Kenan Evren:
- Ordu müdahale etmiş ama, müdahaleden önce, gereken uyarıları da
yapmış.
- Demirel'e mi?
- Çeşitli zamanlarda yapmış... Süleyman Demirel'den önce de ikazlarda
bulunmuş...
- Kimlere?
- Ordu, Milli Güvenlik Kurulu'nda ikaz etmiş... Sıkıyönetim Koordinasyon
Kurulu'nda uyarmış... Basında, rahatsızlıklarını belirtmiş... Hükümeti
ve siyasi gidişatı eleştiren sözler söylemiş.
- Sonra?
- Ve derin devlet işlemeye başlamış.
Evren Paşa "devlet işlemeyince, işletecek bir güce ihtiyaç
var" diye konuşmayı sürdürdü:
- İnanır mısın bazı senatör ve milletvekilleri bana geldiler.
- Genelkurmay'a mı?
- Evet... Gizli, saklı değil.
- Ne dediler?
- Paşam, bu Meclis artık Meclis'liğini kaybetti... Müdahaleden başka
çare yok... İhtilal yapın... Müdahale edin... Bana bunu söyleyenler,
bazı siyasetçiler.
Kenan Evren anlatıyor...
Bir gün, komutan arkadaşlarımı İstanbul'da topladım.
1. Ordu Komutanlığı Karargahı'nda. Uzun uzun konuştuk, karar aldık:
- Cumhurbaşkanı'na bir uyarı yazalım. Ve yazdık. Müdahale etmemek
için böyle bir yol uyguladık.
Ama bir netice çıkmadı. Sekiz ay bekledik.
Ölenlerin sayısı her gün artıyordu. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana,
Bursa'da huzur yoktu.
Böyle durumlarda derin devlet işlemeye başlar.
Çok düşündüm, müdahale yapmasak ne olurdu diye.
İç savaşa giderdi.
Kars'tan otobüs kalkıyor, İstanbul'a gidecek.
Ama Erzurum'da otobüs taşlanıyor.
Onlar da Erzurum'dan geçerken, plaka değiştiriyorlardı.
Kars sol olmuş, Erzurum sağ.
Artvin'in dağına, beyaz taşlarla "Küçük Rusya" yazılmış.
Vali, kaldırtamıyor.
"Kaldırtacağım, yeniden yazacaklar" diyor.
Vali'nin bile korktuğu yerde derin devlet güç kazanır.
Yönetim güçlü olacak, zaaf vermeyecek ki, derin devlet işlemesin.
Hükümet ipin ucunu kaçırmayacak. Devlete hakim olacak.
Dizgini ne çok sıkacak, ne serbest bırakacak.
Devlet organlarıyla uyumlu çalışacak. Oy aldım, her şey benden sorulur,
kimse işime karışmasın demeyecek.
Dönelim yine 12 Eylül öncesine. Mahkeme bir türlü bitmiyor. Hakim,
kendi hayatından korkuyor, davayı uzatıyor.
Hakim, kendini reddettiriyor.
Bunların hepsi oldu.
Elazığ'ın bir ilçesinde kaymakam, evinin çatı katında yatıyor.
Sordurduk, niye çatı katında yatıyorsun diye.
Verdiği cevap şu:
Alt katta yatarsam camdan ateş edip, vurabilirler... Hayatımdan
endişeliyim.
Bir ülkenin polisi bölünür mü? PolBir ve PolDer diye bölünmüşler.
Polis, polisle çatışıyor. Başbakan'a dedik ki "böyle şey olmaz."
Demirel kabul etti, hemen Meclis'e kanun tasarısı sevk etti.
Ama Meclis'ten geçiremedi.
Mersin, Adana, Eskişehir, Samsun, her yer rahatsızdı.
Ülke yönetimi zaaf içindeydi. Derin devlet, boşluğu doldurmak için
sabırsızdı.
Cumhurbaşkanı seçilemiyordu.
Ben müdahaleyi geciktirdim. Ama sonunda başka çare yoktu, biz de
yaptık.
Derin devlet toplantıları
Sayın Kenan Evren... Derin devlet süreci nasıl işlemeye başladı?..
12 Eylül müdahalesine adım, adım nasıl gidildi?
- Bedrettin Paşa sınıf arkadaşımdı... Aramızda özel bir dostluk
vardı.
- Org. Bedrettin Demirel mi?
- Evet... Harp Akademileri Komutanı'ydı... Bir gün onu ziyaret ettim.
- Tarih?
- 12 Eylül 1980'den bir yıl önce.
ORG. BEDRETTİN DEMİREL
Genelkurmay Başkanı Org. Evren:
Bedrettin Paşa gidişat için ne düşünüyorsun?
Harp Akademileri Komutanı Org. Demirel:
- Komutanım, müdahaleden başka çare yok... Uzatmayalım... Mecburuz...
Şart.
Org. Evren:
- Bedrettin Paşa böyle şey olmaz... Daha yapacak çok iş var... Bekleyelim...
Neler olacak?.. Görelim.
ANKARA HAVASI
Kenan Evren:
- Bedrettin Paşa beni müdahaleye zorladı... Ama hayır dedim... Daha
sonra, Ankara'da bizim arkadaşlarda bir hava hissettim.
- Nasıl?
- Sanki Kuvvet Komutanları bana bir şey söylemek istiyorlardı...
Açılmak istiyor, açılamıyorlardı.
- Sonra?
- Bir gün Kuvvet Komutanları'nı topladım.
İLK TOPLANTI
Genelkurmay Başkanı Org. Evren:
- Bana bir şey mi söylemek istiyorsunuz?
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Nurettin Ersin:
- Evet... Bir süredir imzalı, imzasız mektuplar alıyorum... Daha
ne duruyorsunuz diyorlar?.. Müdahale etmemizi istiyorlar... Gidişat,
müdahaleyi gerektirmiyor mu?.. Ülke uçurumun kenarında değil mi?
ÇEKİNCELER
Kenan Evren:
- Sonra diğer komutanlara döndüm... Baktım onlar da aynı şeyleri
söylüyorlar... Müdahale edelim diyorlar... Ama ben yine tatmin olmadım...
Çekincelerimi söyledim.
- Çekinceleriniz nelerdi?
- 27 Mayıs'ı (1960) gördüm, 12 Mart'ı (1971) gördüm... Müdahalelerin
neler getirip, neler götürdüğünü biliyordum... Onun için müdahale
yanlısı değildim.
GENİŞLETİLMİŞ TOPLANTI
- Değildiniz ama... Ettiniz.
- Ankara'da, Kuvvet Komutanları ile konuştuktan sonra bir karar
aldım.
- Neydi?
- Ordu Komutanları ile konuşmak... Kuvvet Komutanları'nı da yanıma
aldım... Ordu'lara gittik.
- Sonra?
- Ordu Komutanları'nı dinledim... Bununla da yetinmedim... Kolordu
Komutanları ile konuştum... 8 Kolordu Komutanı'nı teker teker dinledim.
VE KARAR: MÜDAHALE
Kenan Evren:
- Tek bir Ordu Komutanı veya Kolordu Komutanı demedi ki "müdahale
etmeyelim." Hepsi de "müdahale şart" diye konuştu.
- Sonra?
- Ne sonrası?.. Artık sonrası mı kaldı?..
Sonrası 12 Eylül.
Yavuz Donat - Kenan Evren ile söyleşi, Sabah
06.04.2005
|