|
Önümdeki gazete kupüründen olduğu gibi aktarıyorum: "(...)
Alınan bilgiye göre, Isparta Valiliği, Kaymakam Altınpınar hakkındaki
ön incelemesini dün tamamladı. Isparta Valiliği, İçişleri Bakanlığı'na
gönderdiği inceleme raporunda, Altınpınar'ın yetkisini aştığı ve
yasaya aykırı talimat verdiği kanaatine varıldığını bildirdi. Valilik,
soruşturma açılmasını önerdi. Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı da
Kaymakam Mustafa Altınpınar hakkında soruşturma başlattı. Bakanlık,
konuyu soruşturmak üzere Sütçüler'e bir mülkiye müfettişi gönderdi.
Kitap imha emri veren Altınpınar hakkında yapılacak işlemi müfettişin
hazırlayacağı soruşturma raporu belirleyecek."
Peşinen söyleyeyim de yanlış anlaşılmasın: Ortada "soruşturulması"
gereken bir olay varsa, tabii ki söz konusu olay ne olursa olsun
gerekli soruşturma yapılmalıdır. (Biraz "totoloji" gibi
oldu ama neyse..) Dolayısıyla Altınpınar hakkında "soruşturma"
başlatılması da gayet tabii bir gelişme...
Ancak, yukarıda aktardığım haber aracılığıyla sizin de şahit olduğunuz
gibi, bana öyle geliyor ki, bu "soruşturma" daha epey
zaman alacak. "Soruşturma"nın bugüne kadarki seyrini öğrenmiş
durumdayız: Önce Isparta Valiliği soruşturdu, şimdi de sıra mülkiye
müfettişinin soruşturmasına geldi... Ne dersiniz, bu son soruşturma
Altınpınar hakkındaki son soruşturma mı olacak acaba? Ben (isterseniz
"kötümser" deyin) sanmıyorum. Ben, Sütçüler'de soruşturmasını
sürdüren mülkiye müfettişinin Ankara'ya (yani İçişleri Bakanlığı'na)
dönmesinden sonra bir başka mülkiye müfettişinin daha soruşturma
ile görevlendirileceğini tahmin ediyorum. Bakalım, inşallah ben
yanılırım...
Peki acaba Altınpınar, birisi tamamlanmış ikincisi yolda olan soruşturmasında,
soruşturma için görevlendirilen soruşturucunun sorularına acaba
ne tür yanıtlar vermektedir? Sizi bilmem ama ben bu soruşturma seanslarında
olup biteni gerçekten merak ediyorum. Merak ediyorum, çünkü başta
kaymakam Altınpınar, Isparta Valiliği ve mülkiye müfettişi olmak
üzere hepimiz biliyoruz ki, söz konusu kaymakam ilçesindeki kamu
kurum ve kuruluşlarına içeriği malum bir resmi yazı yollamıştır.
Basına yansıyan ve hepimizin bilgi sahibi olduğu bu yazıyı, bugüne
kadar, ne kaymakam inkâr etmiştir ne de Isparta Valiliği ya da İçişleri
Bakanlığı. İsterseniz önce bu yazıyı tekrar hatırlayalım:
"Son günlerde kamuoyunda tartışılan ve yazar olduğu iddia
edilen Orhan Pamuk adlı yazar, yurtdışında verdiği beyanatlarda
onurunu her şeyin üzerinde tutan Türk milletini rencide edici asılsız
iftiralarda bulunmaktadır. Bu azınlık ırkçısının asılsız iftiralarına
karşı Türk milletinin elbette meşru müdafaa hakkı vardır. Bu itibarla,
tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız kütüphanelerini ve kitaplıklarını
tarayacak ve adı geçen şahsa ait kitaplar, ayıklanarak imha edilecektir.
Konunun hassasiyetle takibini rica ederim. Sütlüce Kaymakamı Mustafa
Altınpınar)
Biliyorum, bu hatırlatma sonucunda sinirleriniz yine bozuldu ama
buna mecburduk; mecburduk çünkü şimdi de, Isparta Valiliği ve İçişleri
Bakanlığı mülkiye müfettişinin bu resmi yazı hakkında karşılarında
bulunan kaymakamı nasıl soruşturdukları-sorguladıkları üzerine (tamamen
hayali) bir deneme kaleme almaya çalışacağız.
Soruşturma sırasında kaymakama ilk olarak herhalde şu soru sorulmuştur:
- "Orhan Pamuk'un kitaplarının imhasını isteyen bu resmi yazıyı
siz mi yazdınız, yoksa bu yazı ile ilk kez mi karşılaşıyorsunuz?"
Kaymakamın cevabı herhalde (herhalde yani, çünkü kaymakam olayın
açığa çıkmasından sonra yaptığı açıklamada da "yazısının"
arkasında duruyordu) şöyle olacaktır:
- "Evet. Bu resmi resmi yazıyı ben yazıp, ilgili yerlere ben
dağıttım."
Güzeeel... Gördüğünüz gibi "soruşturma"da buraya kadar
en ufak bir problem yok.. Müfettiş sordu, kaymakam cevapladı. Evet,
o resmi yazıyı bu kaymakam yazmış ve dağıtmıştır....
"Soruşturma"da bir adım daha ilerleyebiliriz... İşin
bu faslında -tabii olarak- "soruşturulacak" husus daha
karmaşık, çünkü artık sıra önümüzde duran üç satırlık resmi yazının
"yapıbozumu"na gelmiştir. Yani, resmi yazıyı oluşturan
biri diğerlerinden uzun dört cümle "masaya yatırılacak"
ve kaymakamdan bu cümleler ile neyi anlatmaya çalıştığının açıklaması
istenecektir. Takdir edersiniz ki "soruşturma süreci"nin
bu bölümü altından kolaylıkla kalkılabilecek nitelikte değildir...
Düşünebiliyor musunuz? Önce müfettişler sorularını formüle edecekler;
sonra bu soruları (tabii ki sırasıyla) kaymakama yöneltecekler;
daha sonra sıra kaymakamın bu soruları kavramasına ve belki de bu
kavrama sürecinin layıkıyla gerçekleşmesi için bir süre talep etmesine
gelecektir... Zor, çok zor, meşakkatli bir iş yani... "Soruşturma"
deyip geçmeyin, hiç de kolay bir iş değil...
Sonunda tamam diyelim; müfettişler resmi yazıyı oluşturan dört
cümleyle ilgili sorularını kaymakama yönelttiler ve kaymakam da
makul bir süre düşünüp taşındıktan sonra "Hazırım başlayabiliriz!"
dedi.
Peki ya bundan sonrası?
Acele etmeyin lütfen... "Soruşturma"nın soruşturulmasının
o kadar kolay olduğunu mu zannediyorsunuz. Yarın devam edelim.
Kürşat Bumin, Yeni Şafak
11.04.2005
|