|
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos'un, Kıbrıs Türklerine karşı top yekun saldırı başlattığını
ve bunun çok tehlikeli olduğunu belirterek,Rum tarafında Kıbrıslı
Türkler aleyhine açılan mülk davalarını, ''Kıbrıslı Türkleri top
yekün esir alma operasyonu'' olarak niteledi.
Cumhurbaşkanı Talat, yaptıkları değerlendirmeler sonucu, dava açılan
kişinin mahkemeye gitmesi yönünde karar aldıklarını ifade ederek,
''Biz şartlı ispatı vücut yapacağız. Şartlı ispatı vücut yani 'Kıbrıs'ın
kuzeyinde veya Mağusa'da senin (Rumun) mahkemenin yargı yetkisi
yoktur' iddiasını öne sürerek, müdafaa dosyalayacağız'' dedi.
Talat, Bayrak Televizyonu'nda yayımlanan Akis programında yaptığı
konuşmada, Rumların Kıbrıslı Türklere karşı Güney Kıbrıs mahkemelerinde
açtığı mülk davalarına değinerek, Papadopulos'un, uluslararası hukuku
bir tarafa bırakarak, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmanın avantajını,
Kıbrıslı Türklerin siyasi haklarını ve eşitlik haklarını boğmak
için kullanmaya başladığını kaydetti.
Bunun Avrupalı bir düşünce olmadığını ve çok tehlikeli olduğunu
ifade eden Talat, Rum yönetiminin, ''Avrupa tutuklama emri'' çıkartmakiçin,
mala tecavüz için öngörülen 6 aylık hapis cezasını, meclisten geçirdikleri
bir yasayla 2 yıla çıkardığını belirtti.
Talat, şöyle konuştu: ''Şimdi bu son derece tehlikeli bir olay,
çünkü Kıbrıslı Türk sonuçta örneğin mahkum olacak, mahkum olunca
güneye geçtiğinde örneğintutuklanacak. Yurtdışına çıktığında da
Avrupa tutuklama emri ile tutuklanacak, dolayısıyla Kıbrıslı Türk
hapis olacak Kıbrıs'ın kuzeyine ve Türkiye'ye. Başka yere çıkamayacak.
Dolayısıyla böyle bir uygulama sonuçta Kıbrıslı Türklerin tamamen
izole edilmesini sağlayacak. Yani AB Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu
ortadan kaldırmayaçalışırken onun bir üyesi olan 'Kıbrıs Cumhuriyeti'
Kıbrıslı Türkleri tam anlamı ile izole edecek.''
''BAZEN BÖYLE ŞEYLER ÇOK HAYIRLI OLUR''
''Bazen böyle şeyler çok hayırlı olur'' diyen Cumhurbaşkanı Talat,Rum
tarafının kendi kazdığı kuyuya düşeceğini söyledi.
Talat, şöyle devam etti: ''Ben çok memnun oldum bu davadan. Özellikle
Kıbrıslı Türklere yönelen kısmından son derece mutlu oldum. Çünkü
bazı şeyler ortaya çıkacak. Şimdi işte Rum tarafı bana göre kendi
kazdığı kuyuya düşecek.Nasıl düşeceki Bir kere bizim yasalarımıza
göre mülkiyet davaları malın bulunduğu kazada görülebilir, artı
Kıbrıs'ın kuzeyinde Rum yönetiminin etkin ve fiili kontrolü yoktur.
Bunu, ben söylemiyorum AB söylüyor. Bütün dokümanlarında yazıyor.
Bu demektir ki Kıbrıs Rum tarafının kuzeyde yargı yetkisi de yoktur,
yargı gücü yoktur. Ama onu bir tarafa bırakın, hem 'Kıbrıs Cumhuriyeti'
yasalarına göre hem KKTC yasalarına göre mülkiyet meseleleri bu
kazadaki mahkeme tarafından görülür. Dolayısıyla Larnaka kaza mahkemesinin
Mağusa'da yargı yetkisi yoktur. Uyduruk bir Mağusa mahkemesi kurarak
bunu yapamazlar. Niyeti Çünkü zaten Mağusa'da o yönetimin etkin
ve fiili kontrolü yoktur. Bunu zaten AB'de kabul ediyor, kendileri
de kabul ediyor.''
Bu konuda hukukçularla da görüştüklerini ve uzun tartışmalar yaptıklarını
anlatan Talat, ''Ve şu sonuca vardık. Biz şartlı ispatı vücut yapacağız.
Şartlı ispatı vücut yani 'Kıbrıs'ın kuzeyinde veya Mağusa'da senin
mahkemenin yargı yetkisi yoktur' iddiasını öne sürerek, müdafaa
dosyalayacağız'' dedi. ''Mahkemeye hiç gitmemenin olmayacağını''
ifade eden Talat, şunları söyledi.
''AB'de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde de ve BM nezdindede
meşru, yasal hükümet Rum yönetimidir. Onun mahkemeleri de yasal
mahkemedir. Dolayısıyla biz gün gele İngiliz hukukuna başvuracağımızdaya
da başka bir AB hukukuna başvuracağımızda bizim, 'bu mahkemenin
ya da Larnaka Kaza Mahkemesi'nin Kıbrıs'ın kuzeyinde yargı yetkisi
yokturve buna rağmen yargıladı bizi' diye Larnaka Kaza Mahkemesi'ne
ispatı vücut yaptığımızı göstermek zorundayız. Aksi halde biz oraya
hiç gitmezsek, yani hakkında yargı iddiası bulunan, yani sanık konumunda
bulunan, aleyhine dava getirilen kişi eğer gidip bu iddia ile, yani
şartlı ispatı vücut diyoruz buna, böyle bir ispatı vücut yapmazsa
yarın Avrupa mahkemesinde, burada yapmadığı bir iddiayı öne çıkaramaz.Bu
genel kuraldır.''
Talat, Rumların, mülklerle ilgili açılan davaların celpnamelerini
KKTC'ye göndermesi konusunda Dışişleri Bakanlığı'nın BM nezdinde
girişim yaptığını anımsatarak, Rum kamu görevlilerinin KKTC'de tebligat
yapmasının büyük suç olduğunu kaydetti. Talat, ''Bunu yapan eğer
yakalanırsa bizim yasalarımıza göre evrak sahteciliğinden tutun
bir sürü suçlama ile karşı karşıya kalacak'' dedi.
''TOP YEKUN ESİR ALMA OPERASYONU''
Böyle bir durumda Rumların tutuklanmasının gerginliklere neden
olacağını ve olası gerginlikler nedeniyle BM'yi uyardıklarını belirtenTalat,
konunun, sınır kapılarından Kıbrıslı Türklerin hiç geçemediği, sadece
Kıbrıslı Rumların gelebildiği bir akış sonucunu doğuracağını söyledi.
Sınır kapılarını kapatma niyetinde olmadıklarını ifade eden Talat,şöyle
devam etti: ''Rum yönetimi liderinin, işte sathı saldırı diye nitelediğim
top yekün saldırısı eski mentalitenin devam ettiğini göstermektedir.
Yani Kıbrıslı Türkleri o zaman yok etme, 'bir saat kırk beş dakikada
biz yok ederiz o hazırlıklarımız vardır' dediği bilinen Rum yönetimi
liderinin bu yeni çağda yine Kıbrıslı Türkleri top yekün esir alma
operasyonudur yaptığı operasyon. Dolayısıyla hiç hoş değil, hiç
insani değil, her şeyden önce ve sanıyorum ki dünyada da yeni bir
tepki dalgası doğuracak kendisine karşı. Bu yüzden ben diyorum ki
halkımız rahat olsun, devlet olarak biz konuyu takip ediyoruz. Yani
hiç kimse kendisini yalnız hissetmesin. Yabancılar dahil.'' Rum
tarafının bu politikasının bölünmeyi katılaştırdığını ifade eden
Cumhurbaşkanı Talat, Rumların birleşme ve adanın siyasi eşit zeminde
bütünleşmesini istemediğini, Kıbrıslı Türkleri tecrit edip, daha
fazla avantaj elde etmek istediğini kaydetti.
Kıbrıs Türklerine izolasyonlar kaldırılırsa Papadopulos'un politikasını
sürdüremeyeceğini anlayacağını ve uzlaşma noktasına geleceğini kaydeden
Talat, ''Papadopulos'un hareketlenebilmesinin yolu, arkasındaki,
yüzde 75 diye hala ifade edilen kitle desteğinin ortadan kalkmasıdır.
Yani yol budur. Bunun sağlanabilmesi için dediğimgibi izolasyonlar
kalkmalıdır. Kıbrıs Rum halkı görmelidir ki KıbrıslıTürkleri Kıbrıs
Rum halkının kararı ile esaret altında tutmak mümkün değil'' dedi.
Sabah
04.05.2005
|