|
TÜRKİYE-ABD ilişkilerinin epey zor günler geçirdiğini artık Süleyman
Demirel’in Fırat’taki kör ve sağır çobanı dahi biliyor.
Önümüzdeki ay, 8 Haziran’da Recep Tayyip Erdoğan ile George W.
Bush Washington’ D.C.’de buluşacaklar.
Son haftalarda yurtdışında katıldığım Bilderberg Toplantısı ve
Uluslararası Liberal Kongresi’nde Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğinin
genel ve büyük merak konusu olduğunu gördüğüm için bu önemli buluşma
öncesi iki yazı yazmak istedim.
* * *
Türkiye-ABD ilişkilerinde aksama var, zira:
1) ABD ve hatta AB yetkilileri Türkiye’nin dış politikasını:
i) öngörülebilir (tahmin edilebilir) bulmuyorlar.
ii) Seçilmişler açısından analizden ve bilgiden yoksun bir formata
oturtulduğunu zannediyorlar.
iii) Önemle Başbakan çevresindeki danışmanların birikim yoksunu
olduğunu, söylenenleri doğru kavramadıklarını, dolayısıyla aldıkları
bilgiyi doğru aktarmadıklarını tahmin ediyorlar.
iv) Dışişleri ile Başbakanlık Ofisi arasında zaman zaman çelişkiler
yaşandığını düşünüyorlar. Başbakanlk Ofisi’nin bazı hesap dışı ve
şaşırtıcı çıkışlarının sonradan Dışişleri hatta askeri konularda
TSK tarafından düzeltilmek zorunda kalındığının farkındalar.
* * *
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni bilmem ama Türkiye’den bakılınca,
ülkede çok önemli bir kesim ABD’yi dayatmacı, tek-benci ve saldırgan
buluyor.
ABD Hükümeti’nin halkın indinde çok büyük oranda saygınlığını yitirdiği
de malum!
* * *
‘Türkiye-ABD ilişkilerindeki erozyon nasıl tamir edilebilir?’ sorusuna
ABD açısından bakıldığında bence iki önemli konuda Türk insanının
hassasiyetini gidermek doğrudan ABD yetkililerinin sorumluluğundadır.
Bu konular:
1) Kuzey Irak’ta yerleşik PKK’nın berheva edilmesi!
Aksi yönde ortaya sürülecek/sürülen her türlü mazaret hükümet indinde
kabul görse bile, halk indinde kabul görmez.
ABD uzun süredir PKK’yı ‘terörist örgüt’ olarak gördüğünü beyan
etmektedir, hatta Apo bizzat ABD tarafından yakalanmış ve Türk yetkililere
teslim edilmiştir.
Ancak yine de Türk halkı, haklı olarak, PKK’nın ABD’nin izni olmadan
Kuzey Irak’ta yerleşemeyeceğini, hele hele hiç eylem yapamayacağını
düşünüyor.
‘Sıranın PKK’ya gelmediği’ savı kimseyi ikna etmiyor!
* * *
2) BOP çerçevesinde ABD’nin Ortadoğu’ya ‘demokrasi getirme’ tezi
de Türk halkı tarafından şüphe ile karşılanıyor.
Irak’ta yapılan özgür seçimleri kimse inkár etmiyor ama:
i) Filistin’de Hamas’ın siyasallaşmasına fırsat tanınmadan,
ii) Ortadoğu’da teokrasinin ana merkezi Suudi Arabistan’da özgür
ve genel seçimler yapılmadan ABD Hükümeti’nin samimiyetini kimse
kabul etmeyecek.
Cüneyt Ülsever, Hürriyet
18.05.2005
|