|
Edelman, 'Amerikalıların beklentisi, stratejik tutumu, Türkiye'nin
başarılı olması yönünde. Bu da AB sürecine bağlı. Kerkük için son
kararı Irak halkı verecek' dedi
Yakında ABD Savunma Bakanlığı'nın üç numarası olmak için Senato
karşısına çıkacak olan Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, ABD'nin
Türkiye'den beklentisi ve stratejik tutumunu, 'Türkiye'nin başarılı
olması' diye özetledi.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın haziran başında ABD Başkanı George Bush
ile görüşmesinin ardından Ankara'dan ayrılmayı planlayan Eric Edelman,
hummalı bir çalışma dönemine girmek üzereyken Radikal'e önemli açıklamalarda
bulundu. Bush'un, Erdoğan'la görüşmesinde, Türk hükümetinin Avrupa
Birliği (AB) üyeliği doğrultusunda atacağı yeni adımlara ilişkin
planlarını dinlemeyi arzu edeceğini vurgulayan Edelman, ABD'nin
'kırk yıldır desteklediği' Türkiye'nin, AB'ye üyelik yolculuğu konusundaki
görüşlerini şöyle aktardı:
'AB sürecinde payımız oldu'
- Türkiye'nin AB ile ilişkileri gelişirse, ABD'den uzaklaşır yorumları
yapılıyor. Gerçek bunun tam tersi. Türkiye'nin AB doğrultusunda
ilerlemesi, ABD ile ikili ilişkilerini daha da geliştirecek. Avrupalılar
da böyle bakıyor. Geçen sonbahar, Türkiye'de ABD'yi hırpalama akımı
yükselmiş durumdayken, pek çok Avrupalı meslektaşım bana gelerek,
bu durumdan endişe duyduklarını ve bu endişelerini Türk hükümetiyle
de paylaştıklarını anlattı.
- Türkiye'nin, Aralık 1999'da Helsinki'de AB üye adaylığına kabul
edilmesinde ABD olarak bir payımız oldu. O zaman Helsinki'de büyükelçiydim.
Washington'da Dışişleri Bakanlığı'nda Marc Grossman, Atina'da Nicholas
Burns, Ankara'da Büyükelçi Mark Parris ve müsteşar Jim Jeffrey,
zirvenin öncesinde birkaç gün boyunca ve zirvenin hemen ardından
hummalı şekilde çalıştık. 17 Aralık 2004'te Türkiye'nin müzakere
tarihi almasını Ankara Büyükelçisi olarak yaşadım. Bu mesleki hayatımın
en tatmin edici günlerinden biriydi. (Edelman, Türkiye' deki görevi
boyunca en kötü gününü ise terörist bomba saldırıları sonrası İstanbul'daki
İngiltere Başkansolosluğu ve HSBC binası ile hastanelerdeki yaralıları
görmeye gittiği gün olarak aktarıyor.)
Kıbrıs görüşmeleri
Bize belki şaşırtıcı gelebilir ama Edelman, Ankara' daki görevi
boyunca, hatta 'mesleki hayatı boyunca en parlak noktalarından biri
olarak' 2004 baharındaki Kıbrıs temaslarını görüyor. ABD Büyükelçisi
Eric Edelman, o günleri şöyle anlatıyor:
- Meslek hayatımın en başarılı noktalarından biri olarak görüyorum.
Kıbrıs'ta neredeyse çözüme ulaşıyorduk. İngiliz meslektaşım Peter
Westmacott bu sonuçta kahramanca bir rol oynadı. Aynı şekilde Dışişleri
Müsteşarı Uğur Ziyal, Baki İlkin ve Ertuğrul Apakan da. Güzel bir
ekip çalışmasıydı.
Geçen baharda gelinen nokta, şimdiye dek Kıbrıs'ta gelinen en iyi
noktadır. Yeniden bir çalışma muhtemelen o temelde başlayacak. Kıbrıs
Rumları referandumda 'Hayır' dediği için çözüm gerçekleşmedi, ama
sonuç alınmadı değil. Geçen baharda Kıbrıs'ta alınan sonuç, 17 Aralık'ta
Türkiye'nin AB'den üyelik tarihi alabilmesi önünde en büyük engelin
temizlenmesiydi.
'Halka kulak verilmeli'
- Türk-Amerikan ilişkilerinin otomatik pilota bağlanıp sürdürülebilecek
ilişkiler olmadığı görüşüne katılıyorum. Yıllarca bu ilişkiler,
güvenlik elitlerinin arasında bir ilişki olarak sürdü.
Oysa Türkiye son yıllarda ciddi bir demokratikleşme sürecinde. Bunda
yalnızca AB ile bütünleşmenin getirdiği gereksinimler değil, Türkiye'nin
iç dinamiklerinin de önemli rolü var. Bu durumda, yalnızca elitler
arsındaki görüşmelere değil, halkın ne dediğine de kulak vermek
zorundasınız. Demokrasiler arasında kalıcı, uzun dönemli ilişkiler
kurabilecek politikaların oluşumu için, kamuoyundan destek alınmalı.
- Türkiye'nin komşularında istikrarlı ve demokratik rejimler kurulmasını
hepimiz istiyoruz. Ama o hedefe varana dek epey çalkantılı dönemlerden
geçebiliriz. O nedenle Türk ve Amerikan hükümetlerinin birlikte
çalışması gerekli ve önemli.
Bir diğer önemli konu da Türkiye'nin AB üyeliğine verdiğimiz destek.
Türkiye'nin AB reformları yolunda devam ettiğini görmek istiyoruz.
Bugün, Soğuk Savaş sonrası, Saddam sonrası Türkiye'den stratejik
çıkarımız, beklentimiz, stratejik tutumumuz, Türkiye'nin başarılı
olmasıdır. Bu da Avrupa Birliği üyeliğinizle bağlantılı.
Bush, Erdoğan'a ne diyebilir?
Başbakan Erdoğan'ın Bush'la görüşmesinde AB reformları çerçevesinde
gündeme gelecek konulardan birisinin de İstanbul'daki Rum Ortodoks
Patrikliği'nin 'ekümenik', yani uluslararası, 'evrensel' sıfatının,
Türkiye tarafından da kabul edilmesi konusu olacağı anlaşılıyor.
Edelman, Heybeliada'daki Ortodoks Ruhban Okulu konusunun da aynı
çerçevede söz konusu edilebileceğini söylüyor. Bu konuların hep
Türkiye'nin AB üyeliği doğrultusunda atacağı adımlar çerçevesinde
gündeme gelebileceği anlaşılıyor.
Henüz gündem hazırlıkları tamamlanmamış olsa da, Edelman'a göre,
iki liderin görüşmesinde şu konular gündeme gelebilir:
Irak'ın geleceği: ABD için en önemli konu. Bu konuda Avrupa Birliği'nden
daha fazla destek bekliyor. Edelman, Türkiye'nin Irak'taki gruplarla
sürekli görüşerek istikrarın oluşmasına katkı vermesinin Washington'da
takdir topladığını belirtiyor.
Geçenlerde Kuzey Irak'ta meydan gelen patlamanın ardından KDP lideri
Mesud Barzani'nin yaralıları tedavi talebine Türkiye'nin anında
olumlu yanıt vermiş olmasını ise gelecekteki işbirliğini güçlendiren
bir gelişme olarak görüyor. NATO çerçevesinde Irak güvenlik güçlerinin
eğitimi konusu da gündeme gelebilir.
Büyük Ortadoğu Projesi: Edelman, Türkiye'nin geçen yıl Genişletilmiş
Ortadoğu Girişimi çerçevesinde yapılan G-8 toplantısına Türkiye'nin
davet edilmiş olmasını önemsiyor. Edelman, şöyle konuşuyor:
"Bölgenin demokratikleşme ve reformlar doğrultusunda ilerlemesi,
yalnız ABD değil, Türkiye'nin de istediği bir hedef. Son zamanlarda
Lübnan'da, Suudi Arabistan'da, Mısır'da ilginç gelişmeler var. Tabii
hiçbir ülkeye dışarıdan demokrasi götüremezsiniz. Rice'ın dediği
gibi, nesiller alabilir, iki adım ileri, bir adım geri gidebilirsiniz.
Zor bir süreç.
Bölgesel sorunlar: Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Asya'daki gelişmelerin
de, Bush ve Erdoğan görüşmesinde ele alınması bekleniyor.
Bölgesel enerji projeleri: Kafkas ve Orta Asya petrol ve doğalgazının
Türkiye üzerinden boru hatlarıyla Batı pazarlarına açılması ABD'nin
önem verdiği projeler arasında bulunuyor.
1999 yılında temeli atılan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı'na
bu ay sonunda Bakü'den petrol basılmaya başlanması bekleniyor. Petrolün,
Ceyhan'a ulaşması sonbaharı bulacak. BTC ve diğer enerji projeleri
de görüşmede ele alınabilir.
İncirlik'in kullanımı genişler mi?
Türk-Amerikan ilişkileri denince ilk akla gelen konulardan birisi
İncirlik Üssü oluyor. Türk hükümetinin geçenlerde üssün Irak ve
Afganistan'daki operasyonlara lojistik destek amaçlı kullanımı için
yeniden izin vermesi, ABD ile ilişkilerdeki gerilimi azaltan bir
unsur olarak değerlendirildi.
Edelman, Senato tarafından onaylanırsa, ABD'nin dünya çapında kuvvet
yapısının yenilenmesi, daha esnek ve etkili bir yapıya oturması
projesinin başına geçecek, ABD Savunma Bakanlığı'nın üç numarası
olacak. İncirlik, bu büyük resimde nasıl bir yer tutuyor? Edelman
yanıtlıyor:
- İncirlik, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir üssü. Neredeyse elli
yıl boyunca, bütün Soğuk Savaş boyunca hem Türkiye'nin, hem ABD'nin
güvenliği için, Türk hükümetlerinin izniyle kullanıldı ve iki ülke
de bundan oldukça yararlandı. İncirlik, halen bazı operasyonlar
için kullanılıyor. Bazı ayrıntılar da çözümlendiğinde, kullanımı
Afganistan ve Irak operasyonları için lojistik nakliye merkezi olarak
genişletilecek.
- Türk hükümet yetkilileriyle bütün görüşmelerimizde, taleplerimizin
Türkiye ile aramızdaki Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması çerçevesinde
kalmasına dikkat ediyoruz. Bunun dışındaki taleplerin siyasi karar
ve belki de Meclis onayı gerektirebileceğinin farkındayız. Görünür
gelecekteki çalışma parametreleri bunlar.
- Zaman içinde karşılıklı çıkarlarımız çerçevesinde, ABD ve Türkiye'nin
güvenliğini artıracak şekilde, başka türlü de kullanılmasının imkânı
olup olmadığını birlikte göreceğiz. Bunu öngörmek için erken. Bu,
bölgedeki değişikliklere, gelişmelere, şimdiden kestirilemeyecek
faktörlere bağlı.
'Irak herkes için hassas bir konu'
Edelman, Türkiye ve ABD'nin son birkaç yılda yaşadığı sorunların
'Büyük ölçüde Irak'ın işgali ve Irak halkının kurtarılması harekâtından
kaynaklandığını' kabul ediyor. Edelman, "1 Mart 2003 bizim
için büyük bir hayal kırıklığı oldu. İlişkilerin sorunlu olmasının
tek nedeni o değildi, ama büyük bir nedeniydi" diyor ve ekliyor:
"Yine de bazılarının öne sürdüğü gibi 'cezalandırıcı' bir tutuma
gitmedik. Türkiye kullanmadı, ama 1 Mart'ın hemen ardından yaşanabilecek
ekonomik sorunlara karşın 1 milyar dolarlık kredi tahsis ettik.
Kıbrıs görüşmelerini ve 17 Aralık'ta müzakere tarihini destekledik.
Başkan Bush Türkiye'ye geldi. Bu cezalandırmak değildir."
Edelman, Irak konusunun zaman zaman yine ilişkileri gölgeleyebilecek
olması ihtimalini de vurgulayarak, şu tespiti yapıyor:
- Ancak Irak'ta ortak stratejik noktalarımızın, ayrıldığımız noktalardan
fazla oluşu beni etkiliyor. Siyasi birlik ve toprak bütünlüğü içinde,
halkının etnik ve dini köklerine bakmadan, ülkenin doğal kaynaklarının
ulusal otoritenin kontrolünde olacağı bir Irak. Bazen taktiklerde
görüş ayrılığı yaşıyoruz, ama biz de Irak'ın Türkiye dahil komşuları
için bir terörizm tehdidi kaynağı olmasına karşıyız.
Bu noktada Türkiye'de giderek artan ve can alan PKK saldırılarını
hatırlatıyoruz. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,
geçenlerde ABD Büyükelçiliği görevlisi John Kunstader'in Türkiye'nin
de Kandil Dağı'nda operasyon yapamayacağı iddiası üzerine, "PKK'lılar
C-4 patlayıcıları Irak'ta nasıl edinip, Türkiye'ye nasıl sokuyorlar,
biraz onun üzerine düşünsün" dedi. ABD, Irak'taki PKK varlığı
konusunda ne yapıyor? Örneğin Türk güvenlik güçleriyle Irak'ta bir
operasyon için işbirliği düşünülüyor mu? İşte Edelman'ın yanıtı:
- PKK terörist bir örgüt ve söylediğiniz faaliyetlerinden endişe
duyuyoruz. Üye devşirme, mali kaynaklar elde etme gibi konularda
işlerini zorlaştırdık. Sınırı biz kontrol etmiyoruz. Son haftalarda
Irak'ta 400 kişi öldürüldü. Zarkavi'nin, Bin Ladin'e "Zaman
aleyhimize işliyor" diye yazdığını biliyoruz. Kuzeyde fazla
birliğimiz yok. Elimizden geleni yapıyoruz. Ama daha fazla yapmamız
gerektiği söylenebilir.
- Türk güvenlik güçleriyle Irak'ta PKK'ya karşı işbirliği konusu
her toplantıda gündeme geliyor. Buna karar verecek olan tek başına
biz değiliz. Türkiye-Irak-ABD arasında üçlü görüşmelerin ilki ocakta
Ankara'da yapıldı. Irak'ta yeni hükümet işler hale geldikten kısa
bir süre sonra ikincisinin yapılması bekleniyor. Buna Irak hükümeti
karar vermeli.
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Irak'a yaptığı son sürpriz
ziyaret sırasında KDP lideri Barzani ile görüşmesi ve Barzani'nin
'Kerkük eninde sonunda Kürdistan'ın parçası olacaktır' sözlerini
hatırlatıyor ve ne anlama geldiğini soruyoruz. Edelman, bu soruyu
da şöyle yanıtlıyor:
- Henüz görüşme raporunu okumadım. Ama bakışımız açık. Kerkük hassas
bir konu. Konumuna, geçiş dönemi sonunda Irak halkı karar verecek.
Bu yalnızca Türkler için değil, pek çok Iraklı için de hassas bir
konu. Çünkü, konu Irak'ın bütünlüğüyle ilgili ve Rice'ın Ankara'da
söyledikleri bugün de geçerli.
Radikal
18.05.2005
|