| |
77 üniversiteden sadece 10'u uluslararası kurumsal değerlendirme
sürecinden geçebildi. Yükseköğretim kalite notu 2, diplomalarının
tanınmasındaki notu 3
Berlin'de 2003'te yapılan Avrupa Eğitim Bakanları Toplantısı'ndan
sonra AB ülkeleri ve Bologna sürecine girme kararı alan diğer Avrupa
ülkelerinin de katılımıyla 45 Avrupa ülkesinin eğitim bakanları,
Bologna sürecinin ortasında durumu değerlendirmek ve süreci güçlendirecek
kararlar almak
üzere Bergen'de, Norveç Eğitim Bakanı Kristin Clement'in ev sahipliğinde
toplandılar.
Bakan Kristin Clement toplantının amacını özetlerken Avrupa'nın
küresel rolüne dikkati çekmiş ve Avrupa Yükseköğretim Alanı'nın
(European Higher Education Area, EHEA) küresel ölçekte güçlenebilmesi
için kalite iyileştirmenin ve işbirliğinin önemini vurgulamıştır.
Bologna sürecinin yarıyolunda duruma bakıldığında, 2010 hedeflerinin
'varılabilir hedefler' olduğunu ve tüm yükseköğretim kurumlarının
bu yönde büyük gelişmeler gösterdiğini belirtmiştir.
Bu toplantıda, Bologna sürecinde varılan sonuçları tartışmak kadar,
2010 ötesi gelişmeleri planlamak için gerekli çalışmaların yoğunlaşması
gerektiği konusunda görüş birliğine varılmıştır. 2010 yılına kadar
hedeflerine ulaşması beklenen Bologna süreci, Avrupa Yükseköğretim
Alanı'nın güçlü bir biçimde oluşmasını ve gelişmesini hedef almaktadır.
Berlin toplantısında alınan kararlar gereğince üç ana alana odaklanılmış
ve bu üç alandaki gelişmeleri incelemek üzere hazırlanan kapsamlı
raporlar Bergen toplantısında katılımcılara sunulmuştur.
Bu üç alan: l İki-üç aşamalı yükseköğretim (lisans, yüksek lisans,
doktora) l Kalite güvencesi l Diplomaların tanınması (ECTS European
Credit Transfer System).
45 ülke
Bu toplantıya 45 ülkenin eğitim bakanları yanında, Avrupa Yükseköğretim
Alanı'nın paydaşlarını temsil eden kuruluşların temsilcileri de
katılmıştır. Bunların arasında Avrupa Üniversiteler Birliği (Europeanuniversities
Association, EUA), EC (European Council), UNESCO,
ESIB, EURASHE bulunmaktadır.
Ulusal delegasyonlarda Eğitim Bakanları ile birlikte Rektörler Konferansı
Başkanları (Türkiye için YÖK temsilcisi), Bologna süreci ile ilgili
öğretim üyeleri ve öğrenci temsilcileri görev almıştır. EUA (Avrupa
Üniversiteler Birliği) Yönetim Kurulu üyeleri kendi ulusal delegasyonlarında
yer almışlardır.
Ancak, EUA Yönetim Kurulu üyesi olarak ben Bergen'de EUA Yönetim
Kurulu toplantısı nedeniyle bulunduğum sırada Türk delegasyonuna
davet edildim.
Türk delegasyonu
Bu nedenle, Türk delegasyonunda Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik,
YÖK Başkan-vekili Prof. Dr. Aybar Ertepınar, Avrupa Üniversiteler
Birliği Yönetim Kurulu üyesi (EUA) Prof. Dr. Gülsün Sağlamer, öğrenci
temsilcisi, Erciyes Üniversitesi öğrencisi Veli İnan görev almıştır.
İki gün devam eden toplantının ilk gününde, paydaşların gelişmeler
üzerindeki değerlendirmelerini içeren üç ana konudaki sunuşlara
ve dört ana temaya odaklanan paralel oturumlara yer verildi.
- Doktora çalışmaları ve yükseköğretimle araştırma arasındaki sinerji
- Hayat boyu öğrenme (life long learning)
- Kalite güvencesi ve küresel perspektifte programların tanınması
- Kurumsal özerlik ve yönetim.
Bakanların katıldığı toplantıda ise Bergen Bildirgesi tartışılarak
sonuçlandırıldı. İkinci gün sabah oturumunda, paralel oturumların
sonuçları açıklandı ve arkasından toplantıda varılan sonuçlar bakan
Kristin Clement, dönem başkanı olan Lüksemburg'un Eğitim Bakanı
François Biltgen ve EU Komiseri Jan Figel tarafından yorumlandı.
Toplantının son bölümünde Bergen Bildirgesi'nin bakanlar tarafından
imza töreni yapıldı.
Türkiye'de durum
EUA tarafından hazırlanan TRENDIV Raporu ve BFUG (Bologna Follow-Up
Group) raporu, Türkiye'deki yükseköğretim için önemli sonuçlar içermektedir.
Mevcut durumu Berlin'de belirlenen üç alan çerçevesinde değerlendiren
bu raporlar, Türkiye'de yapılacak çalışmaların da eksenini kesin
olarak ortaya koymuştur. BFUG tarafından görevlendirilen bir grubun
mevcut durumu değerlendiren raporuna (Bologna Process Stoctaking,
May 2005) göre Türkiye'nin durumu aşağıda özetlenmiştir.
Bologna sürecinde değerlendirilen konular:
- İki-üç aşamalı yükseköğretim (lisans, yüksek lisans, doktora)
- Kalite güvencesi
- Diplomaların tanınması. (Bu konularda yapılan değerlendirmelerde,
beşli bir değerlendirme sistemi kullanılmıştır.)
Türk yükseköğretimi, 2547 sayılı yasa ile bütünleşirken, lisans-yüksek
lisans-doktora aşamalarını tüm yükseköğretim kurumları
için eşit düzeyde organize etmiştir. Bu, ilk bakışta uygun görülse
bile kalite açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır. Yüksek lisans
ve doktora derecesi veremeyen veya kalitesinden kuşku duyulan 2.
ve 3. aşama programlar halen çözülmemiş birçok sorunla sürüp gitmektedir.
Bütün sorunlara rağmen Türkiye'nin buradaki notu dörttür, (beş en
yüksek puan).
77 üniversiteden 10 tanesi
Kalite konusunda ne yazık ki Türk yükseköğretimi kalite güvence
sistemlerine sahip değildir. Bu nedenledir ki İTÜ, ODTÜ, BÜ, Bilkent,
Uludağ, Hacettepe, Sakarya gibi daha birkaç üniversitemiz (adını
burada sıralayamadığım üniversitelerimizden özür diliyorum) uluslararası
akreditasyon ve kurumsal değerlendirme süreçlerine başvurmuş ve
bu süreçlerden başarıyla çıkmışlardır. Ancak, 77 üniversitenin olduğu
sistemde, sayıları 10'u geçmeyen uluslararası düzeyde akredite olmuş
programlara sahip veya EUA kurumsal değerlendirme sürecinden geçen
bu üniversiteler henüz kritik kütle yaratamadıklarından kalite kültürü
ülkemizde ne yazık ki gelişememektedir. Dış kalite güvence sistemleri
yanında, ulusal ölçekte kurulacak kalite güvence süreçlerinin ise
kesinlikle bağımsız olması gerekmektedir. Bu nedenle, halen YÖK
nezdinde ve üniversitelerarası kurulda geliştirilen sistemlerin
bağımsız olmalarının sağlanması hayati önem taşımaktadır. Mühendislik
fakülteleri dekanlarının oluşturdukları kalite grubu (MÜDEK), her
ne kadar içerik olarak sağlamsa da üniversitelerdeki hiyerarşiden
bağımsız hale gelememiş durumdadır. Türk yükseköğretiminin kalite
alanındaki notu ikidir.
Kredi transferi ve diplomaların tanınması, EHEA içinde dolaşımı
sağlamak üzere diploma eklerinin verilmesi konusunda tek tek üniversitelerde
çalışmalar sürmektedir. Bazı üniversiteler bu süreci tamamlamışken
henüz yola çıkamamış olanlar da vardır. Daha belirgin süreçleri
içeren bu konunun daha hızlı olarak sonuçlanması ümit edilmektedir.
Burada Türk yükseköğretiminin notu üçtür.
Türkiye'nin bu süreçteki toplam notu ise yine üç olmuştur.
Özerklik
Bergen toplantısında kurumsal özerklik ve üniversite yönetimi konusundaki
oturum ve genel oturumda yapılan sunumlarda, özellikle EUA Başkanı
Prof. Georg Winckler'in yaptığı konuşmada, üniversitelerin özerkliğinin
artırılması, akademik özgürlüklerin genişletilmesi konusu yoğun
olarak gündeme getirilmiştir.
Türk üniversiteleriyle karşılaştırıldığında, daha geniş özerkliğe
ve akademik özgürlüğe sahip olan Batı Avrupa ülkeleri üniversiteleri
daha fazlasını isterken, Türkiye'nin bu konudaki durumu gerçekten
umut kırıcıdır. Bir bölüm, bir araştırma merkezi, bir program açamayan,
araştırma görevlisi alamayan, bütçesini kullanması için sürekli
merkezden izin almak zorunda kalan üniversitelerde kurumsal özerklikten
söz edilemeyeceği gibi, araştırma projelerinin yürütücülerini değiştirmeyi
aklına sığdırabilen, hiçbir kurul kararı tanımadan ders kaldıran
rektörlerin var olabildiği bir ortamda akademik özgürlükten söz
edilemez. Türkiye genç nüfusu ile dünyada yarışmak istiyorsa bu
sorunları zaman kaybetmeden aşmak zorundadır. Bu sorunlar ertelenemez.
Kişilerin, grupların, kurulların hesapları ülkenin çıkarlarının
üstünde olamaz.
Finans kaynakları
Türk üniversiteleri finans kaynaklarının yetersizliği yanında mali
sistemin yarattığı bürokrasiyle boğuşuyor. Avrupa Birliği halen
üniversitelerine yüzde 1.2 gayrisafi yurtiçi hasılasını ayırırken
ve bunu 2010'a kadar yüzde 2.0'a çıkarmayı hedeflerken, bu oran
ABD'de yüzde 2.7'dir. Araştırmada ise Avrupa Birliği yüzde 1.9,
ABD, Japonya, Güney Kore yüzde 3, Türkiye ise yüzde 0.64 GSYİH ayırmaktadır.
Avrupa Birliği'ne girmeye hazırlanan Türkiye, üniversitelerine dünyada
yarışacak kaynakları ayırmak, bürokrasiyi azaltmak, şeffaflığı sağlayarak
hesap verilebilirliği artırmak zorundadır.
İnsan kaynakları
Avrupa, ABD, Japonya, Güney Kore ile yarışabilmek için araştırmacı
sayısını artırmayı hedef almakta ve araştırmaya ayırdığı kaynaklar
ve aldığı yeni kararlarla 2010'a kadar hedeflerine ulaşmayı planlamaktadır.
Avrupa Birliği, yukarıda sayılan diğer ülkelerden daha fazla doktora
derecesi alan mezun vermekle birlikte, bu mezunları bilim ve teknoloji
üretmede kullanamamaktadır.
İş dünyasında AB'de, 1000 kişi arasında sadece 5.5 kişi doktora
derecesine sahip araştırmacı olarak çalışırken, bu sayı ABD'de 9.0,
Japonya'da da 9.7'dir. Türkiye'de ise bu sayı 1.4 civarındadır.
Türkiye'nin yapması gereken çok önemli çalışmalar vardır ve bu çalışmaları
yapmak yerine kadrolaşmak için uğraşılırsa kalıcı hiçbir ilerleme
elde edilmesi söz konusu olamaz.
Türkiye, yüzde 30'larda olan yükseköğretimdeki okullaşma oranını
yüzde 50'lere çıkarmak, hızla kaliteli öğretim üyesi yetiştirmek
ve yükseköğretimde kalite güvencesini ne pahasına olursa olsun sağlarken,
kapasiteyi de artırmak zorundadır.
Bütün bunlar yapılırken de mutlaka 'liyakat' esas alınmalı; artık
yetkililer kendilerinden olanlarla kadro kurmak yerine hak edeni,
hak ettiği yere getirecek kadar geniş vizyona ve sağlam etiğe sahip
olmak durumundadırlar.
Aşağıda, özetleyerek hızla çevirisini yaptığım Bergen Bildirgesi
sunulmaktadır. Dikkat edilmesi gereken pek çok noktayı içeren bildirgenin
çok iyi yorumlanması gerekmektedir.
Bergen Bildirgesi
Eğitim Bakanları Bergen Toplantısı'nda, beş yeni ülkenin (Ermenistan,
Azerbaycan, Gürcistan, Moldova ve Ukrayna) Bologna Süreci'ne girme
kararları onaylandı. Bakanların Bologna Süreci'nde varılan sonuçlar
konusundaki görüşleri deklarasyonda beş bölümde özetlenmektedir.
I. Bölüm: Ortaklık (Partnership)
Bakanlar, Bologna Süreci'nin ortakları olarak yükseköğretim kurumlarının
akademik ve idari personelleri ile öğrencilerinin reformları gerçekleştirmek
için yapılan yasal düzenlemeler çerçevesinde uygulamada çok önemli
rollere sahip olduklarını vurgulayarak bu sistemin bütün gücüyle
Avrupa Yükseköğretim Alanı'nı oluşturmada destekleneceklerini ve
iş dünyasının, sosyal ortakların ve uluslararası kuruluşların Bologna
Süreci'ne katkılarının beklendiğini belirtmişlerdir.
Prof. Dr. Gülsün Sağlamer: Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) Yönetim
Kurulu üyesi
Prof. Dr. Gülsün Sağlamer, Radikal
04.07.2005
|