| |
Uzmanlar belediyelerin restorasyon projelerine tepkili: Tüm çalışmalar
bilinçsizce yapılıyor. Yüzlerce yıllık birikim yok ediliyor. Öncelikle
İhale Kanunu değişmeli...
İstanbul Surları, Tekfur Sarayı, Divriği Ulu Cami, İshak Paşa Sarayı,
Aksaray Ulu Cami, Akdamar Adası, Sinan köprüleri ve daha birçok
tarihi eser. Yüzlerce yıllık yapılarda başlayan restorasyon projeleri,
bilim adamlarına göre 'kurtarma adı altında tarih katliamı.' Bilim
adamları, restorasyonların, ihale kanunu değiştirilip yeni bir yapılanmaya
gidilene kadar durdurulmasını, eserlerin mevcut haliyle korunmasını
istiyor.
Belediyelere geniş yetki
Yaptıklarıyla eleştirilen belediyelere, geçen hafta Resmi Gazete'de
yayımlanan 'Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek
Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun', daha geniş
restorasyon yetkisi veriyor. Belediyeler, şehrin yıpranan ve özelliğini
kaybetmeye başlamış, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca
sit alanı olarak tescil edilen bölgeleri, kentin gelişimine uygun
olarak yeniden inşa ve restore ederek bu bölgelerde konut, ticaret,
kültür, turizm ve sosyal alanlar oluşturulması, afet risklerine
karşı tedbirler alınması, kentin tarihi ve kültürel dokusunun yenilenerek
korunması ve kullanılmasında yetkilendiriliyor.
Uzmanlar ise, başta belediyeler olmak üzere restorasyon projelerinin
çoğunun yanlış uygulama nedeniyle tarihi eserlere büyük tahribat
verdiğini savunuyor. Uzmanlar şöyle uyarıyor:
Ekinci: yüzde 90'ı kötü
Mimarlar Odası Genel Başkanı Oktay Ekinci: İhale sisteminin, restorasyonu
gözetmeyen kuralları yüzünden anıtsal eserlerin yüzde 90'ı kötü
restore edildi. Karayollarının yaptığı köprüler, İshakpaşa Sarayı,
Afyon Kale Surları, Zeynep Ahunbay'ın yaptığı hariç İstanbul Surları
böyle.
Bağımsız bir kuruluşça restorasyon projesinin bilimsel denetimi
tamamlandıktan sonra, projenin uygulanması için yapımcı firma bulunmalı.
Ama şu anda önce yapımcı firma bulunuyor, sonra da mimarların çizdiği
projeye uygun davranılmıyor. Yüklenici firma, 'Al bunu onar' diye
ustaya veriyor. Başında mimar yok. En düşük kim yapar diye restorasyon
ihalesi olmaz.
YTÜ öğretim üyesi Prof. Uğur Tanyeli: Düzgünü yok ki. Son örnek,
Aksaray Ulu Cami. Selçuklu yapısı kapı, güçlendiriyoruz diye tahrip
ediliyor. Doğan Kuban 'Divriği Ulu Camii restore edilmesin' diye
uğraşıyor. Bizans'tan kalan tek saray Tekfur'du, o da kötü restorasyona
kurban gidiyor.
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Eyüp Muhçu: En kötü
restorasyon örneği, İstanbul Surları. Süslemeler, surun sanatsal
değerini ortaya koyabilecek taş işçilikleri yok edildi. Bunları
restore edecek birikime sahip değilseniz, olduğu gibi bırakıp, geleceğe
taşımalısınız.
İhale Yasası, betonarme inşaatla tarihi eser restorasyonu arasında
fark görmüyor ve tarihi yapı kısa sürede tamamlanıyor. Roma'daki
tiyatro restorasyonu 20 yıl sürüyor, ama finansman ya da eleman
yetersizliğinden değil. İstanbul Surları'nı restorasyon için bir
yıl değil, belki 30 yıllık öngörünüz olmalıydı. Süleymaniye Camii
bir depremde zarar görse, aynen inşası mümkün olmayabilir, çünkü
doğru dürüst rölevesi yok. Bu tip bir restorasyondansa, yeniden
düzenleme yapılana kadar tümü durdurulmalı.
TAÇ Vakfı Başkanı Sinan Genim: Kısa sürede gösterişli sonuç isteği
sürdükçe eserlerin sağlıklı onarımı bir düş. Türkiye'de restorasyon
büyük sorun. Konya Alaaddin Camii rezil bir halde. Akdamar Adası'nın
restorasyonu için altı ay süre veriyorlar.
Köksal: Surları kaybettik
MSÜ öğretim üyesi Aykut Köksal: İstanbul Surları'nın restorasyonu,
bugüne dek yapılmış en büyük tarihsel yapıt tahribatlarından. Tarihsel
nitelikleri dışlanarak yeniden inşa edilen surların, günümüze ulaşması
anlamsız kılındı. Sonuç yalnızca kötü bir 'dekor'. Yanlış onarımın
tahribatı, zamanın getireceği tahribattan daha büyük. Doğru bir
restorasyon anlayışıyla surları ele alacak bilgi birikimi ve anlayışa
sahip değilsek, bırakalım dağınık kalsın. Zeynep ve Metin Ahunbay'
ın restore ettiği bölüm örnek olmalı.
Çılı: Saldırı mı olacak?
İTÜ öğretim üyesi Prof. Feridun Çılı: Restorasyonda mal sahibi
ve mühendis, 'Bunu yıkıp, aynısını daha güzel yapalım' der. Sağlam
diye çimento kullanılır, oysa mevcut yapıda kullanılan malzemenin
aynısı ya da en yakını kullanılmalı. İstanbul'a yeniden sur inşa
edildi. Surlar yıkık halinde müze gibi korunabilirdi. Yeni kulelerle,
yeni saldırılara karşı sur mu yapacağız?
İTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Gülsün Tanyeli:
Tarihi eserde yapının detayları görülmeden restorasyon projesi yapılmışsa,
ortaya çıkan yeni verilerle proje yenilenmeli. Küçük Ayasofya'da
olduğu gibi ortaya çıkan yeni bulgularda proje revizyonu yapılmadan
tarihi eser restorasyonlarına devam edilmesi yanlış.
İnsan Yerleşimleri Derneği Başkanı Korhan Gümüş:Bizans imparatorlarının
yaşadığı Blachernae Saray kompleksinden ayakta kalmış tek yapı olan
Tekfur Sarayı'nın bugüne gelebilmesinin nedeni, İstanbul'da örneklerini
gördüğümüz türden bir restorasyon geçirmemiş olması. Restorasyon
adı altında surların büyük bölümünde olduğu gibi yeniden inşa etmeye
kalkışmak, yüzyılların birikimini bir anda yok edebilir. Tekfur'un
cephe duvarları Bizans mimarisinin en ilgi çekici taş tuğla almaşık
duvar örgü tekniğinin örneği olarak ve özgün halleriyle, sapasağlam
duruyor.
İstanbul'da aklı başında kalmış herkesi, Tekfur Sarayı'na sahip
çıkmaya çağırmalıyız.
İstanbul, Radikal
11.07.2005
|