ABD'den iki konuk

 

ABD'li komutan Barzani ve Talabani ile yaptığı görüşmenin bilgisiyle geliyor

Ankara'ya iki önemli Amerikalı generalin geleceğini ve bu generallerle Irak ve yasadışı PKK ile mücadele konularının konuşulacağını, Türk Genelkurmayı 19 Temmuz'da açıklamıştı. O günün Genelkurmay İkinci Başkanı, bugünün Birinci Ordu Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, bu generallerin ABD'nin Avrupa Kuvvetler Komutanı (EUCOM) Orgeneral James Jones ve Afganistan ile Irak'taki ABD birliklerinin başında bulunan Merkezi Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) John Abizaid olduğunu söylemişti.
EUCOM ve CENTCOM, Irak savaşının başlarında, özellikle de Türkiye nedeniyle zaman zaman birbirleriyle ciddi çelişkilere düştü. Türk Silahlı Kuvvetleri, NATO üyesi olması nedeniyle ABD'nin Avrupa kuvvetleriyle irtibat içinde. Irak harekâtında ABD ile birlikte hareket edebilmenin koşullarının görüşüldüğü (1 Mart 2003 öncesi) müzakerelerde Türk askeri heyetinin karşısında EUCOM vardı. Oysa Irak'ı işgal etmesi planlanan Amerikan birlikleri CENTCOM'a aitti. Her iki komutanlığın öncelikleri ise farklıydı. EUCOM için Türkiye'nin Avrupa sistemi içinde kalması ve önceliklerinin gözetilmesi önemliydi. CENTCOM içinse, Saddam Hüseyin rejimini devirmek ve yerine ABD'ye düşman olmayan yenisinin kurulması önemliydi. Türkiye'nin hassasiyet bildirdiği kuzeydeki Kürt oluşumu, CENTCOM için işgalin tek yerli işbirlikçi unsurunu yitirme tehlikesi demekti.
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in iki yıl sonra hâlâ '4'üncü tümen Türkiye'den girseydi, savaş bitmiş olabilirdi' diye spekülasyonda bulunmasına neden olan bu durum, o tarihten bu yana temel bir çatışma ekseni oldu. 4 Temmuz 2003'te Süleymaniye'de Türk askerlerinin Amerikalılar tarafından başlarına çuval geçirilerek tutuklanmalarında belli bir intikam hırsının rol oynadığı konuşulageldi.
Bugün de ABD yönetiminin Irak'taki PKK varlığına yönelik daha etkin harekette bulunmamasının başlıca nedeni olarak, CENTCOM kurmaylarının Kürdistan Demokrat Parti lideri ve Kürt bölgesinin başındaki Mesud Barzani'nin arazide verdiği değerli desteği kaybetmeme kaygısı rol oynuyor. Bağımsız Kürt devleti arzusunu hiç saklamayan Barzani ise, ABD işgaliyle gelen koruma altında kurmakta olduğu Kürt bölgesinde, Türklerin isteğiyle bir başka Kürt silahlı grubuna, PKK'ya harekât düzenlenmesine karşı çıkıyor.
ABD silahlı kuvvetlerinde iki ordunun nasıl birbirinden bağımsız siyaset uygulayabildiğini sormak meşrudur. Burada karşımıza oldukça karmaşık ABD askeri yapılanması çıkıyor. ABD'de genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının kendilerine bağlı birlikleri yok. Onlar başkana
bir tür geniş yetkili danışman rolündeler. Birliklere komuta eden üst komutanlar ise, Jones ve Abizaid gibi, emirleri doğrudan savunma bakanından alıyor ve ona hesap veriyorlar.
Belki de bu yüzden, Hazirandaki Amerikan-Türk Konseyi toplantıları sırasında görüşen Türk ve Amerikan genelkurmay ikinci başkanlarının, Başbuğ ve orgeneral Peter Pace'in üzerinde anlaştığı bu ziyaret bu kadar zaman aldı. Gerçekleşmesi de açıklandığı şekilde olmadı. Abizaid, özellikle Telafar'daki operasyonu ve Irak genelindeki kritik güvenlik operasyonunu gerekçe göstererek gelmiyor. Yardımcısı korgeneral Lance Smith'i gönderiyor.
CENTCOM komutanvekilinin aradan geçen sürede Barzani ve Irak Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Yurtsever Birliği lideri Celal Talabani ile PKK konusundaki görüşmelerin bilgisiyle Ankara'ya gelmesi bekleniyor. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile cuma sabahı yapılacak toplantıdan ne çıkacağı merak konusu.
Ancak EUCOM ve CENTCOM'un bir arada Türkiye'ye gelmesi, tek başına dikkat edilmesi gereken bir konu yine de. Hep önemli devamları olmuştur. Birini hatırlatmakta yarar var.
6 Ekim 1997, EUCOM ve CENTCOM komutanlarının, dönemin ABD Savunma Bakanı William Cohen'e eşlik ederek Ankara'da bulundukları tarihtir. Cohen o görüşmede Cumhurbaşkanı Demirel'e Başkan Bill Clinton'ın bir mesajını iletmişti. Mesajda, ABD'nin Irak'a müdahalesinin kaçınılmaz hale gelebileceği, bunun kara birlikleriyle müdahaleyi içerebileceği ve bunun için Türkiye'nin yardımının gerekebileceği söyleniyordu.

Murat Yetkin, Radikal
08.09.2005