| |
Yunan Mega Channel 'in, ''Dosyalar'' adlı programları için 6-7
Eylül Olayları'nın 50. yıldönümü nedeniyle benimle bir söyleşi yapmak
istediğini öğrendiğim zaman ''olur'' yanıtını verdim. Ve tüm bildiklerimi,
açık sözlülük içinde anlattım.
Çiğ yemiş olsaydım; söyleşi önerisinden kaçardım.
Hürriyet gazetesi, o bir buçuk saatlik söyleşiden, elbette kısa
bir özeti yayımlamış. O arada da Kıvanç 'ın aklı sıra beni faka
bastırmak amacıyla alıntı yaptığı ''Vicdanım rahat. Yanlış hiçbir
şey yapmadık. Bu gösteriyi yapanlar ortaya çıkmadı. Yaptıranlar,
herhalde olayların bu kadar büyüyeceğini tahmin etmedi'' sözlerimi,
Sovyetler Birliği'nin ünlü Savcısı Vişinski 'ye taş çıkartacak bir
mantık ile kendi komplo teorileri için kullanmaya kalkışmış.
Ama beceremediği için yüzüne gözüne bulaştırmış.
Gerçi yazılarda artık çoğunlukla bilgisayar kullanıyor herkes. Yeni
Şafak yazarının ellerindeki karaya bakarsanız, o sanki ''mürekkep
hokkası ile uçlu kalem'' e bağımlı. 6-7 Eylül 2005'te kimi sözde
araştırmacılardaki salgın modaya uyarak, Taha Bey de 50 yıl önceki
çapulculuk olayında Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin belirgin rol oynadığı
paranoyasından kurtaramıyor kendisini.
Oysa yakın tarihe, Almanya'daki Bochum Ruhr Üniversitesi elemanı
Dilek Güven gibi önyargı ile bakmak yerine, objektif bakabilse,
adı geçen derneğin gerçekte hangi amaçlarla oluşturulduğunu da öğrenir.
T.K.F.K'ye göre ben Milli Emniyet mensubu Kâmil Önal dışında başkasını
suçlamaya kıyamamışım. Gökşin Sipahioğlu 'na toz bile kondurmamışım.
Mürşit Yolgeçen denilen kişi
Doğrudur. Gökşin'in sadece profesyonel bir yazıişleri müdürü olarak,
devlet ajansının yayımladığı habere ''gerçek olarak baktığı için''
, hak ettiği önemi verdiğini biliyorum çünkü. Oysa o söyleşide Mürşit
Yolgeçen adında bir hukuk öğrencisinin adı üstünde adamakıllı durdum.
O ismi başka açıklamalarımda da vurguladım. Dava belgeleri arasında
bu delikanlının omuzlar üstünde ajitasyon konuşmaları yapan fotoğrafları
da var. İddianamede bu kişiden ''bilinen talebe teşekkülleri TMTF
ve MTTB dışında beş altı arkadaşıyla birlikte Üniversiteliler Talebe
Cemiyeti namıyla bir teşekkül kurarak ... hadise günü henüz nümayişler
başlamadan evvel birkaç arkadaşı ile Melek Sineması cıvarında Özsüt
Muhallebicisi'ne gelerek duvardaki Atatürk ve Kıbrıs Adası resmini,
levhayı dükkândakilerin karşı koymasına rağmen alıp gittiği'' anlatılır.
Yolgeçen yine iddianameye göre önce Tokatlıyan Oteli, daha sonra
omuzlar üzerinde Taksim Anıtı ve Sıraserviler'deki Aya Tiryada Kilisesi
parmaklarına çıkarak halkı ''coşturmuş'' tur, diye söz ediliyor.
Taha Kıvanç, bizler Harbiye Askeri Cezaevi'nde çok zor koşullarda
tutuklu olduğumuz sırada bu delikanlının, Başbakan Menderes 'in
emri ile, alelacele Tuzla Piyade Yedek Subay Okulu'na askerlik görevini
yapmak için gönderildiğini bilmiyor mu?
Orhan Birgit, Cumhuriyet
14.09.2005
|