Tabloid gazeteciliğin Gamze Özçelik sefaleti

 

Manken-oyuncu Gamze Özçelik'in tartışma yaratan video görüntülerine medyanın yaklaşımı Türkiye'de 'kalite gazete-tabloid' farkının giderek ortadan kalktığını gösteriyor
İnternet görüntüleri 'medya'ya yansıdığından bu yana manken ve oyuncu Gamze Özçelik Türkiye'nin en çok konuşulan kişisi oldu. Gazete manşetlerinde ve televizyonların ana haber bültenlerinde günlerdir 'tabloid yayıncılığın sefaleti'ne tanık oluyoruz.
Sözde, Gamze Özçelik'in bir otel odasında başına gelenlere karşı çıkan, 'sevişme mi, tecavüz mü' olduğu tartışılan görüntüleri ayıplayan 'ahlakçı' bakış açısının arkasına gizlenmiş bir habercilik anlayışı. Evlere, otellere yapılan baskınlar. Yatak odasından, duvardaki renklere en ince ayrıntılar. Sanırsınız ki, BM silah denetçileri Irak'ta kitle imha silahı arıyor!
Gamze, sabaha karşı otele kaç kişiyle girdi? Yarı baygın sevişme anını, basketçi sevgilisinin arkadaşı mı çekti? İnternet sitelerinde dolaşmaya başlayan görüntüleri ilk anda reddetme nedeni, ilaçla uyutulmuş olması mıydı?
Çoğu özel hayatın gizliliğine giren onlarca soru.
Gamze Özçelik'in başına gelenleri kınıyor, nişanlısı, ailesi karşısında onu savunuyor gibi görünüp, en şuh fotoğraflarıyla gazete yapan yönetmenler.
Genç bir kadının başına gelenleri, 'toplu tecavüz'e dönüştürmeye çalışan paparazzicilik. Röntgencilik.

12 Eylül'ün 'Tan'ı
Bu tür 'tabloid yayıncılığın' beşiği İngiltere'de bile artık böylesine düşük magazin yapılmıyor. 12 Eylül döneminde 'Tan' gazetesi vardı. Düşüncenin, siyasetin yasaklandığı yıllarda çıplak fotoğraf basarak satışını 1 milyona çıkarmıştı.
Tabloidler, dünyanın her tarafında sansasyon haber ve fotoğraf basarak günde birkaç milyon satarlar. İngiltere'de 'Sun' 5 milyon tirajın üzerine çıkmıştı.
Gamze Özçelik olayı gösteriyor ki, Türkiye'de epey zamandır aşınan 'kalite gazete-tabloid' farkı giderek ortadan kalkıyor.
İnternet sitelerinde dolaşan 'porno' görüntülerden haber çıkarmak, medya açısından daha zahmetsiz. Ancak buna yönelen gazetelerin, Batı'daki 'tabloid'ler kadar tiraj yapamadıkları da bir gerçek. Kendi saygınlığını tüketiyor basın.

Okur eleştirisi
Medya eleştirisi yaparken, Milliyet'in Gamze Özçelik olayını genelde birinci sayfadan ancak 'bulvar' gazetelerinden çok daha sorumlu izlediğini ve 'etik' duyarlılıkla aktardığını belirtmeliyiz.
Mağdur durumdaki Gamze Özçelik'in suç duyurusunda bulunması üzerine açılan soruşturma haberlerini Milliyet de kullanıyor. Buradaki ölçüt, Gamze'nin fotoğraflarını 'erotik' malzeme olarak kullanmak değil, magazinden çok polis, adliye yönüyle gelişmeleri okura duyurmaktır.
Türkiye hayli gerilimli günlerden geçtiği için 'öncelikler' konusu önem taşıyor.
Yazı İşleri, okur duyarlılığı açısından haber seçiminde 'sansasyon' tuzağına düşmemeli.
Ekrem Kandemir adlı okurumuz 12 Eylül tarihli Milliyet'in birinci sayfasında yer alan iki habere dikkat çekiyor. Özçelik'e, arkadaşlarının gönderdiği destek mesajları büyük puntolarla fotoğraflı olarak yayımlanırken, 'Güneydoğu'da 5 şehit haberi'nin daha sönük ve belirgin olmayan bir şekilde verildiğini belirtiyor.
Ombudsman'ın görüşü: Okurumuzun uyarısı üzerine hafta boyunca çıkan gazete manşetlerini ve iç sayfalarda büyütülen haberleri inceledim.
12 Eylül'deki 'Ladin neyse Öcalan o' manşetinin altındaki 'Güneydoğu'daki 5 şehit' haberinin Gamze Özçelik nedeniyle gölgelendiği eleştirisi hayli ağır.
'Kürt sorunu' ve Anadolu'ya taşan 'etnik çatışma' kaygısı uyandıran olayları Milliyet, ayrıntılı olarak izliyor. Haber sütunları dışında yazarları da Türkiye'nin 3 Ekim öncesinde karşılaştığı bu 'yeni durum'a yorumlarıyla açı getirmeye çalışıyor.
Gazetenin cumartesi günkü manşetinde Avrupa Parlamentosu'ndan Kürt siyasetçilere çağrı yer alıyordu: 'Öcalan ile bağı kesin.'
Manisa'daki şehit cenazesinde DEHAP binasına bir yüzbaşı tarafından asılan Türk bayrağı ile halkın galeyanının önlenmesi haberi de iç sayfalarda görülmüştü.
Türkiye habercilik açısından 'sıcak bir yaz' geçirdi. Gamze Özçelik olayı dahil okur her türlü gelişmeden bilgi sahibi olmak ister. Yeter ki ölçü kaçmasın. Kalite gazete ile 'tabloid' farkı korunsun.

Derya Sazak, Milliyet
19.09.2005