Nazlı Ilıcak’ın Gamze ve yapımcılara özür borcu var

 

8 Eylül Perşembe gününden bu yana Gamze Özçelik olayını konuşuyoruz.

Tam 11 gündür!

11 gündür gazeteler ve televizyonlar; dedektif, avukat, savcı rolünü üstlendi adım adım olayı çözmeye çalışıyor.

Medya, Gamze Özçelik’in kolundaki bileklikten, üzerindeki tişörte, odanın duvar boyasından, Gökhan Demirkol’un estetikli burnuna ve otel odasına kadar ‘her türlü delili titizlikle değerlendiriyor’!

Gamze Özçelik her gün gazetelerin manşetlerinde, ana haber bültenleri ve magazin programlarının baş konusu.

AVUKATIN ÖNEMİ

Gamze Özçelik’in bu doğru-yanlış haber bombardımanı altında ruh halini düşünmek bile korkutucu.

11 gündür her sabah, ‘Acaba hakkımda bugün ne iddialar var’ diye gazeteleri elinize aldığınızı düşünsenize.

Sırf Gamze’nin ruh hali nedeniyle, gazeteci olmama rağmen ‘haber yasağı’ konmasını savunur noktaya geldim.

TCK’nın 285’inci maddesi ‘Soruşturmanın gizliliği ihlal edilemez’ der, Basın Kanunu’nun 19’uncu maddesi de ‘Yargının etkilenemeyeciğini’ söyler.

Peki Gamze’nin ilk avukatı bunları bilmiyor muydu?

Daha ilk günden haber yasağı koydursa, 11 gündür Gamze Özçelik böyle ağır bir bombardıman altında kalmayacaktı...

Gökhan Demirkol’un avukatı da bunu fırsat bilip, her türlü delili mahkeme yerine basınla paylaşmayı tercih etti.

Dosyada gizli kalması gereken kanıtlar, bulgular her gün gazete ve televizyonlarda.

İlk başta mağdur gözüken Özçelik, Gökhan Demirkol’un avukatının ‘En iyi savunma saldırıdır’ taktiğiyle Demirkol’u suçlar duruma düştü.

Demek avukatlar adamı ipe de götürür, ipten de alırmış.

Ne yazık ki Özçelik ailesi bunu geç fark etti, ancak bir hafta sonra avukatlarını değiştirdiler.

Bu kadar çok haberden sonra insanlar da sıkılmaya başladı. Sokaktaki adam, televizyon izleyicisi ‘Türkiye’nin tek problemi Gamze mi’ diyor.

SU TESTİSİ SU YOLUNDA

İş giderek Gamze aleyhine dönerse şaşırmam.

Reha Muhtar’a gelen okur mektubu, ‘Böyle bir hayatı yaşayan kızı savunmayın’ diyor...

Hıncal Uluç, Gökhan Demirkol’a akıl veriyor, ‘Gamze’nin tecavüz fantezisi vardı, uyutup, tecavüz edip görüntülememi istedi’ diye savunma yapabileceğini söylüyor.

Bir kadın yazar olarak Nazlı Ilıcak bile ‘Su testisi su yolunda kırılır’ diyerek, hemcinsine sırtını döndü.

Bir iki bölüm Tatlı Hayat’ı izlemiş, ‘Herhalde Gamze buralara oyunculuğuyla gelmedi’ diyor.

Olacak şey değil!

Böyle bir suçlama nasıl olur?

Nazlı Ilıcak galiba, ‘Başrol yönetmenin yatak odasından geçer’ denilen Yeşilçam’lı yıllarda kalmış.

Bu sözleriyle sadece Gamze Özçelik’e değil, Serseri’nin yapımcısı Osman Yağmurdereli, Savcının Karısı’nın yapımcısı Necati Akpınar ve son olarak da Düşler ve Gerçekler’in yapımcısı İrfan Şahin’e bir özür borcu olduğunu düşünüyorum Nazlı Ilıcak’ın.

İşte tüm bu haberler ve yorumlar nedeniyle, Özçelik’in ilk avukatına daha da kızıyorum.

Baksanıza, bir gazeteci olarak beni haber yasağını savunmak zorunda bıraktı...

Konuyu avukat arkadaşım Ufuk Özkap’a da sordum;

‘Cumhuriyet Savcısı’nın soruşturmanın sağlığı ve Gamze Özçelik’in psikolojisi açısından bir an önce basına ve taraflara yayın ve konuşma yasağı koyması gerekir’ dedi.

Cengiz Semercioğlu, Hürriyet
19.09.2005