| |
Rahmi Koç, ABD ile ilişkilerden, Kıbrıs ve özelleştirmeye sert
eleştiriler yağdırdı
Koç Holding'in Şeref Başkanı Rahmi Koç, Ankara Kalesi'nde, grubun
kurucusu, babası Vehbi Koç'un işe başladığı dükkânın önünde konuşuyor.
Dükkânın bulunduğu 1522'de Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa
edilmiş Çengelhan, Koç Grubu tarafından kiralanıp restore edildi,
teknoloji müzesi haline getirildi, bir süredir Ankara'nın, bu canlandırılmayı
bekleyen bölgesinde kaliteli bir lokanta hizmeti de veriyor. Koç'un,
Çengelhan'ın resmi açılışı için davet ettiği gazetecilerin sorularına
verdiği yanıtlar hükümet nezdinde yankıya yol açacak türden. İşte
Koç'un Ankara salvoları:
KAÇAKÇILIĞI TEŞVİK: Ekonomide dinamizm var. Sebepler muhtelif: Tek
parti hükümetinde kararların çabuk çıkması, IMF'nin yahut Kemal
Derviş'in programının sıkı uygulanması, AB'nin müzakere tarihi ilanından
sonra yabancı ilgisi gibi. Ancak vergiler çok yüksek. Bu vergilerle
kaçakçılığı teşvik ediyor hükümet. Verginin azaltılıp tabana yayılması
lazım. Cari açık tehlikeli. Şakaya gelir yanı yok.
AB İLE MÜZAKERE: Ali Babacan'ı tanıyoruz ama, müzakere ekibini bilmiyoruz.
AB'nin inceliklerini bilen uzmanlar var. Bunlardan müşavir almak
gerek. Gümrük Birliği ekonomiyi yeniden yapılandırdı, hepimizi hizaya
soktu, iyi de oldu. Ama karşılığını almak, müzakerelere başlamak
lazım.
KIBRIS: Kıbrıs 30 yıldır Türkiye'nin önünü tıkadı. Gümrük Birliği'ni
kabul edip, AB üyesine uygulamamak çarpık. AB, BM çözemiyorsa, kendimizin
halletmesi lazım. Yalnız hükümetin işi değil. CHP, diğer partiler,
asker, herkesin evet diyeceği formül lazım. Kıbrıs yüzünden AB dışı
kalırsak yazık olur.
ABD SIKINTISI: Başbakan'ın sıkıntısı ABD ile olan durumdan kaynaklanıyor.
Halletmesi lazım. Siz randevu isteyince verirler de, asıl onların
isteyeceği noktaya çekmek lazım. Türkiye, ABD ile iyi geçinmek durumunda.
İyi geçinmeyen, dışlayan ülkelerin; Irak, Suriye, İran, Kuzey Kore'nin
durumları ortada. Türkiye'nin durumu tabii ki bu ülkeler gibi değil
ama, eski bir ABD büyükelçisinin söylediği gibi, Washington, Ankara'ya
Brüksel'den yakındır. Ben Başbakan'ın yerinde olsam, uykularım kaçardı.
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ: Bir de ben size sorayım: Kim cumhurbaşkanı
olacak? Bence o mevkindeki insanın başbakan ile ahenk içinde olması
lazım; işleri kolaylaştırması, süratlendirmesi açısından. Eşinin
türbanlı olması sıkıntı yaratır. Eskiden başbakan eşi de türbanlı
olmaz diyorlardı, yavaş yavaş alışıldı. Türban ikincil mesele. Önemlisi,
başbakan ile uyumlu olması. Demirel çok iyi idare etti. Koltuğu
çok iyi doldurdu. Adına ister başkanlık sistemi, ister ne diyorsanız
deyin: Kararın bir kişi tarafından alınması, kararların isabetli
olması şartıyla, işleri süratli hale getirir. Hata payını azaltmak
için demokrasi, karşı ağırlıklar, Meclis var.
GALATAPORT KUŞKUSU: Galata mezbelelikti. Transatlantikle gelenleri
utanmadan o mezbeleye indirdik. Galataport, iyi idare edilirse İstanbul'a
hem derinlik, hem genişlik kazandırır. Ödeme şartlarının böyle olduğunu
bilsem, değil Koç Holding, Rahmi Koç olarak ben de girerdim. Bize
(Tüpraş için-MY) bir-iki senede ödeme verilirken, burada 49 yıl
verilmiş. Gemisi olan için şartlar ehven. Tezgâhlandı mı? Bilmem
mümkün değil. Anlaşma olduğunu zannetmiyorum. O çok riskli. Ama
ödeme şartlarının ilan edilmemiş olması, kuşkulandırmıyor da, haksızlık
gibi geliyor. Niye ilan edilmemiş, bilmiyorum.
YABANCI SERMAYE: Nüfus 70 milyonu geçti. İki milyon kişi günde 1
dolarla geçiniyor. İş lazım, yatırım lazım. Türkiye'de yatırım için
yeterli para yok. 30 yıldır enflasyonla yaşadık, mali güç erozyona
uğradı. Türkiye hak ettiği yatırımları almıyor. Bürokrasi var, hukuk
işlemiyor. Özelleştirmede, parasını kim verirse versin, yeter ki
değerinde versin.
KOÇ'UN STRATEJİSİ: Telekom değerinin üzerinde satıldı, hükümeti
uyarmıştık. Tüpraş enerji yatırımlarımızı tamamladı. Erdemir'de
iddialı değiliz. Medyaya girmek için treni kaçırdık. Strateji değişmez
değil. Birinci, ikinci konumda olmadığımız, rekabet gücümüz olmayan,
para kazanmadığımız sektörlerden çekilebiliriz yahut birleşmeye
gidebiliriz.
İKTİDAR ZENGİNİ Mİ?: Her parti bazı grupları kendine yakın görür.
Menderes, Demirel, Özal'da oldu. Erdoğan döneminde oluyor mu? Nazar-ı
dikkati celbediyor: Biz 80. yıla geliyoruz. Adam sıfırdan başlamış.
Öyle bir atılım yapıyor ki, normal ticari sistemde olması mümkün
değil. İnsan düşünüyor.
Koç'un cumhurbaşkanlığı dışında sorduğu bir soru daha var: Medyanın
durumu. Piyasa bu kadar gazeteyi kaldırıyor mu? Özal 2.5 gazete
demişti, acaba öyle mi? Medya özelleştirmesiyle ilgilenmediğini
söylüyor ama dilinin altında bir bakla var gibi.
Murat Yetkin, Radikal
21.09.2005
|