| |
Başbakan bunu hep yapıyor. Geçenlerde New York'ta da yaptı. Daha
önce gerek basına, gerekse yabancı liderlere söylediklerini Dış
İlişkiler Konseyi'nde tekrarladı:
"Suriye ile yakın diyaloğumuz olumlu sonuç verdi. Telkinlerimiz
sayesinde Lübnan'dan çekildiler."
Bu argümanı ilk duyduklarında epey şaşıran hatta öfkelenen ABD'li
yetkililer, artık müstehzi bir gülümseme ile dinliyorlar.
Beşar Esad'ın, BM Güvenlik Konseyi'nin tehditkâr kararı ve başını
Fransa ile ABD'nin çektiği yalnızlaştırma politikası önünde boyun
eğdiğini düşünen Washington, uzun süre bu politikanın dışında duran
Ankara'nın Şam'a telkinlerinin işe yaradığına pek inanmıyor.
Ama konumuz bu değil. Zira Erdoğan, New York'ta bu argümanı yinelerken,
bir yandan da Ankara'nın Suriye politikasında uluslararası çizgiye
yanaştığını düşündürten adımlar atıyordu. Bu adımlardan biri, bazılarına
göre, Esad 'ın New York'taki BM zirvesine katılmamasının da nedeni.
"Siyasi cüzzamlı"
Eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesiyle ilgili BM
soruşturmasında gözler Şam'ın olası sorumluluğuna çevrilmişken,
Esad'ın bu soruşturmayı yürüten adrese konuk olması, birçok liderin
yüzüne bakmayacağını bilerek ortalıkta dolaşması zordu.
Ancak Washington kulislerine göre, "Esad eğer Erdoğan'dan umduğu
olumlu yanıtı alsa ve New York'ta kendisiyle görüşebileceğine inansa,
BM zirvesine katılabilirdi."
Haftalık "Time" dergisinin son sayısında da aynı iddia
var. Esad'ın "siyasi bir cüzzamlı" haline geldiğini yazan
"Time" özetle şunu diyor:
"Esad, 2005 Dünya Zirvesi'ne katılmayı planlıyordu... Ancak
diplomatik kaynaklara göre, Rusya ve Türkiye liderleriyle baş başa
görüşme girişimlerinde başarısız oldu. Esad'la görüşmeye razı olan
tek lider, yeni İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad idi."
Ankara'nın, Esad'ın "siyasi cüzzamlı" statüsü kazanmasına
katkı yaptığı algısı, yepyeni. Zira, Ankara-Şam ilişkisi bakımından
son dönemde uluslararası belleğe kazınanlar, Türk yetkililerin "Esad
desteklenmeli" diyen demeçleri, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer'in Şam ziyareti, adeta yoktan var olan Emine Erdoğan -Esma
Esad dostluğu ve Esad'a Türkiye'de tatil daveti olmuştu.
Lahud yerine Hariri
Erdoğan'ın BM Zirvesi sırasında Esad'la görüşmeye yanaşmadığı yönündeki
duyum, Bush yönetimini memnun etti. Ayrıca Erdoğan'ın New York'ta
buluşmayı seçtiği Lübnanlı yetkili de, ABD'ye göre "doğru"
isimdi.
Erdoğan, Suriye yanlısı Lübnan Cumhurbaşkanı Emil Lahud'la görüşmedi,
ancak New York'a ayrı heyetle gelen, Lahud ile aynı ortamda bulunmamaya
özen gösteren (öyle ki BM'deki Frankofoni Konferansı'na Lahud bir
kapıdan girerken, kendisi diğer kapıdan çıkan) Beyrut milletvekili
Saad Hariri ile buluştu.
Hariri herhangi bir parlamenter değil; öldürülen eski başbakanın
oğlu ve suikastta Şam'ın parmağı olabileceğini en başta söyleyenlerden.
Erdoğan'la görüştükten sonra, "Türkiye'den, babamın katliyle
ilgili soruşturmayı ve (bu soruşturmaya bütün devletlerin yardımcı
olması çağrısı yaparak esasen Şam'ı hedef alan) 1595 sayılı Güvenlik
Konseyi kararını desteklemesini istedim" dedi.
Hariri'ye yakın, uzun süre babasına danışmanlık yapmış bir kaynağa
sordum: "Türkiye'nin desteğinden kuşkunuz mu var?"
"Hayır," dedi, "ama soruşturmanın gidişatı, Ankara'nın
tavrını daha da önemli kılıyor."
Gözler raporda
Erdoğan'ın, Suriye-Lübnan hattında kiminle görüşüp kiminle görüşmediğinin
Washington'da not edilmesi boşuna değil. ABD, Esad rejimine ve Lübnan'daki
uzantılarına karşı cephede Türkiye'yi de görmek istiyor.
Başkan George W. Bush, New York'ta ki liderler onuruna verdiği resepsiyona
Lahud'u çağırmamıştı. Washington'ın "Suriye'nin kuklası"
saydığı Lahud'a çok yakın dört güvenlik yetkilisi, Hariri soruşturması
çerçevesinde şimdi tutuklu.
Bush 'un o kokteylde ağırlamayı yeğlediği Lübnan Başbakanı Fuad
Siniora, geçen hafta da Washington'daydı. Siniora, Başkan Yardımcısı
Dick Cheney ve (ardından Ankara'nın yolunu tutan) Ulusal Güvenlik
Danışmanı Stephen Hadley ile görüştükten sonra, "Dört adamı
tutuklandı; o da gitmeli" diyerek, "Washington Post"
aracılığıyla, Lahud'a istifa çağrısı yapmaktan geri durmadı.
Hariri soruşturmasını yürüten BM ekibi ise, aynı günlerde Şam'da,
Suriye istihbarat şefi ile içişleri bakanını sorguladı. Çıkacak
raporun, Şam'ın elinin Hariri'nin kanına bulaştığını düşündürtmesi
pekala mümkün. Esad'ın bunu bildiği; Şam'da Baas'ın yerini İslami
Cihad'ın almasından korkabilecek olan ABD ve Fransa ile "İstediğiniz
adamı vereyim, bana dokunmayın" türü bir pazarlık arayışına
girdiği söylentisi var.
Bölgemiz, Suriye rejiminin çözülmesini de içerebilecek gelişmelere
gebe. Hadley'nin Ankara ziyareti, bu açıdan da okunmalı.
Yasemin Çongar, Milliyet
26.09.2005
|