| |
Suriye'de "rejim değişimi" senaryoları
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Steve Hadley'in geçen haftasonu gerçekleşen
Ankara gezisi, başta Suriye olmak üzere Ortadoğu'da siyasi haritanın
yeniden şekillenmesine neden olacak kritik gelişmeler öncesinde,
Ankara ve Washington arasında "fikir teatisi" niteliğindeydi.
Hadley'in Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak "ilk dış gezisini"
apar topar Ankara'ya yapmasına neden olan gelişme, geçen şubat ayında
öldürülen Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin suikastını araştıran
bağımsız Birleşmiş Milletler soruşturmasının Şam'a kadar uzanmış
olması.
Alman Savcı Detlev Mehlis tarafından yürütülen soruşturma, ekim
ayında sonuçlanacak. Ancak şu ana kadarki gidişat, Lübnan'daki istihbaratçı
ve yetkililerin de ifade vermesiyle, parmakların Şam'ı göstermesine
neden oldu. Geçen hafta Şam'a giden Mehlis, oradaki yetkililerin
ifadesini aldı. Uluslararası camiadaki beklenti, soruşturma tamamlanınca
BM'nin Esad rejimine yönelik "yaptırımlar" uygulayabileceği
yolunda. Bu durumda kurulacak uluslararası bir mahkeme, Beşar Esad'ı
da koltuğundan edebilir.
Bu yüzden de Washington ve uluslararası camia, soruşturmanın Esad
hükümetini "sallayabileceği," kasımdan itibaren Suriye'de
"rejim değişikliği" senaryolarının gündeme gelebileceği
beklentisi içinde. Washington Post gazetesi, geçen hafta Suriye'nin
el altından bir teklif yaparak, "güvenlikten sorumlu bazı bireylerin
iadesi" karşılığı rejimin tepesindeki isimler için dokunulmazlık
garantisi istediğini yazdı. Ancak hem Avrupa hem de Washington,
bu teklife kapalı. Bush yönetiminde Esad'ın "zayıf" bir
lider olduğu ve Suriye'de güvenlik ve demokratikleşme konusunda
"faydalı" olamayacağı görüşü hakim. Hem Ankara hem de
Batı başkentlerinde, Esad'ın yerine kimin gelebileceği tartışılıyor.
Konu, Hadley'in Ankara gezisinde de gündeme geldi. Washington'daki
hesap, "istikrarsızlığı önlemek" amacıyla, Alevi ağırlıklı
rejimin içinden gelen "güçlü" bir ismin Beşar'ın yerine
geçmesi seçeneği üzerinde yoğunlaşıyor. Bu bağlamda telaffuz edilen
isimler arasında Beşar'ın amcası Refik Esad gibi "aile içinden"
ya da rejimin tepe noktalarından gelenler var.
Ankara'dan söz yok
Ankara, BM aracılığıyla olsa dahi, Suriye'de rejim değişiminin "kaos"
yaratacağından korkuyor. Gerçi hükümet, artık Esad rejiminin "büyük
ağabeyi" rolünü oynamaya hevesli değil. Bu yüzden de Esad'la
tatil programı ya da New York'da ErdoğanEsad buluşması gündeme alınmadı.
Ancak yine de Ankara, Suriye'de Irak benzeri bir istikrarsızlık
istemiyor. En önemlisi, Ankara BM soruşturmasının ortaya koyacağı
"somut" delilleri görmek istiyor. Bu mesaj Hadley'e de
verildi. Washington, Ankara'dan Suriye konusunda bir "söz"
almış değil.
Ankara'nın yeni stratejik önemi
Tartışmalar, TürkAmerikan diyaloğunun yeniden güçlü bir şekilde
tesis edildiğinin de hatırlatması. Hadley, yıllar önce Reagan hükümetinde
Savunma Bakan Yardımcısı iken ilk dış gezisini yine Ankara'ya yapmıştı.
O zamanlar Amerikalı yetkililer "Strateji konuşmak isteyince
gideceğimiz iki yer var: Paris ve Ankara" derlerdi. Şimdi "strateji
konuşma zamanı" gelince, Amerikalılar'ın ilk durağı yine Ankara
oldu.
Erdoğan'ın hazirandaki ABD gezisinden bu yana milim milim düzelen
ilişkiler, Ortadoğu'nun geleceği bağlamında yepyeni bir önem kazandı
her iki başkent için. "Türkiye olmadan Irak düze çıkmaz"
görüşü, geçen yıla nazaran Washington'da kabul görüyor. Amerikalı
yetkililer, PKK konusunu "ciddiye alıyor", Türkiye'yi
tatmin edecek formüller arıyor.
Çünkü Bush yönetimindeki birçok isim, ABD'nin bölgedeki çıkarlarının
"Türkiye'siz gerçekleşemeyeceği" görüşünü benimsemeye
başladı. Bunu anlamak zor değil. ABD dış politikasının "ana
meselelerini" alt alta sıralayın: İran'ın nükleer programının
önüne geçilmesi, Irak'ta istikrar, Ortadoğu'da reform, uluslararası
terör ve El Kaide'yle mücadele, Kuzey Kore'nin atom bombası ve Afganistan'da
huzur ve güvenlik... Biri dışında bunların tümü, Türkiye'yi yakından
ilgilendiren meseleler...
Aslı Aydıntaşbaş, Sabah
27.09.2005
|