| |
DEVLETÇİLİK genlerimize işlemiş. Şimdi de özel okulların geliştirilmesine
karşı çıkıyorlar.
CHP'li Mustafa Gazalcı, "Devletin kaynağı varsa derslik yapsın,
100 bin dersliğe ihtiyaç var" diyor.
Halbuki özel okulların teşvik edilmesinin de sebebi bu... Devlet
yüz bin derslik yapamadığına göre, teşvik verelim, özel okulların
sayısı artsın, eğitim hizmetleri gelişsin.
Formül, "devletin bir birim teşvik vermesi, üç birim eğitim
hizmeti yaratılması"dır.
Kaldı ki, özel okullarda, rekabet ve ailelerin yakın ilgisi sebebiyle,
eğitimin kalitesi de yükseliyor.
Sayın Gazalcı, "Köy çocukları özel okula gidebilir mi? Bu,
fırsat eşitliğine de aykırı" diyor! Halbuki, eğitimin yükünün
yüzde üç beşinin varlıklı kesimlere yıkılması, köy okullarına da
destek sağlanmasını kolaylaştırır.
Gazalcı'nın mantığıyla bakarsak özel üniversitelere de karşı çıkmak
gerekir.
Yakın geçmişe kadar özel üniversitelere de karşı çıkılıyordu zaten.
* * *
SAYIN Bülent Ecevit'in 1980 başında yayımladığı "Sömürü Düzeni"
adlı kitabı, genlerimize işlemiş devletçilik yüzünden, 'özel'e nasıl
korkuyla baktığımızın bir örneğidir.
O zaman, KİT'lerin "yerli ve yabancı sermayeye açılmasına"
karşı çıkan Ecevit, bunu "devlet sektörüne oynanan bir oyun"
olarak niteliyor, halkın mallarının bu şekilde "yerli ve yabancı
sermayeye bölüştürüldüğünü" söylüyordu. (Sf. 86)
Sonra, biliyorsunuz, Ecevit 1999'da "özelleştirme"nin
ve "tahkim"in Anayasa'ya girmesine öncülük etti!
Ecevit 1980'de piyasa ekonomisi yüzünden Türkiye'nin salça fabrikalarını
yabancıların satın alıp kapatacağını ve Türkiye'nin salça ithal
etmek zorunda bırakılacağını söylüyordu. (Sf. 138)
Bugün Türkiye salça ihracatında şampiyondur; dışa açık piyasa ekonomisi
sayesinde!
Anayasa Mahkemesi'nin özel yüksekokulları iptal eden ve özel üniversitelerin
"üniversite" unvanını kullanamayacağına hükmeden kararları
da aynı devletçilik genlerimizin ürünü idi!
Deniz Baykal da aynı genlerin etkisiyle, 1979'da kömür yataklarını
devletleştirmişti!
Bugün kim devletleştirme istiyor, kim özel üniversitelere karşı?!
Bu eskimiş genlerin son tezahürü, özel okulların teşvikine karşı
çıkmaktır.
* * *
LOZAN konusuna gelince, bazı okuyucularım "Lozan deliniyor"
diye beni uyardılar, eleştirdiler. Halbuki, Lozan'da sadece azınlıklarla
ilgili düzenleme vardır. Tasarının 8. maddesindeki düzenleme ise,
"yabancı uyruklular tarafından açılmış bulunan okullar"la
ilgilidir.
Fransız Lisesi, Alman Lisesi, Amerikan Koleji gibi...
Tasarıda bu tür okulların, sahip oldukları arazi ve binaların genişletilemeyeceği,
yeni arazi ve bina alamayacakları, bunun ancak Bakanlar Kurulu kararı
ile mümkün olacağı hükmü vardır.
Tasarıya göre, "Yabancı uyruklular tarafından açılmış bulunan
okullar"ın taşınmazları, bir vakfa devredilecekse veya okul
kapanıp da taşınmazlar ortada kalırsa, "Türkiye Cumhuriyeti
vakıflarına" devredilebilir. Eski kanunda bakanlığa devredilebiliyordu,
değişiklik bundan ibaret.
Tasarının teknik kusurları var. Kaynağın henüz tespit edilmemiş
olması, "vergi" ve "matrah" kavramlarının belirsizliği,
teşviklerin yetersizliği gibi...
Ama felsefe doğrudur: "Devlet"in ve "özel"in
çağımızdaki yeri ve işlevi ne ise, bizde de o olmalı, eski devletçi
şartlanmalardan kurtulmalıyız.
Taha Akyol, Milliyet
20.10.2005
|