| |
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin internet sitesinde 'Basın Şehitleri'
başlıklı bir bölüm var. Burada 1922'de linç edilen, 'Kurtuluş Savaşı'
karşıtı Ali Kemal de yer alıyordu. Eleştiriler üzerine Cemiyet,
Ali Kemal'in adını listeden çıkardı.
Ali Kemal orada yer almalı mı, almamalı mı? Ben bunu değil, listeye
uygun görülen 'başlığı' tartışmamız gerektiğini düşünüyorum.
Gördüğüm kadarıyla 'şehit' kelimesini bol keseden kullanıyoruz.
Şehit ne demek? "Kutsal bir ülkü veya inanç uğruna savaşırken
ölen kimse..." Cemiyet öldürülen gazeteciler için neden 'Basın
Şehidi' tabirini tercih ediyor? 'Katledilen Gazeteciler' daha uygun
olmaz mı?
Böyle düşünüyorum çünkü gazetecilik, 'kutsal bir ülkü veya inanç
uğruna savaşmak' değil ki! Gazetecilik de diğer meslekler gibi bir
meslek, bir iş. Diyelim ki Irak'ta haber yapan bir gazetecinin öldürülmesi
ile... Irak'a mal taşıyan bir kamyon şoförünün öldürülmesi arasında
ne fark var? Haber kutsal bir şey mi? Hayır.
Habercilik kutsallık atfedilecek bir faaliyet mi? Hayır. Gazeteci
kutsal bir kişilik mi? Hayır. O zaman niye 'şehit' deniyor? Gazeteciliği
küçümsediğimi sanmayın. İç ve dış haberleri halka duyurmak... Yolsuzlukları
ortaya çıkarmak... Olayların ardındaki 'derin' anlamı çözmeye çalışmak...
Bunlar elbette önemli. Tamam da kutsallık bunun neresinde? Sanırım
kutsallık arayışı Türk basınının Osmanlı döneminde devlete bağımlı
bir biçimde doğmasından geliyor.
Bu bağımlılık Atatürk ve İnönü döneminde iyice pekişti. Habercilik
adeta bir devlet görevi gibi algılandı.
Ama o eskidendi. Basın mekân olarak da, yaklaşım olarak da 'Babıali'yi
geride bıraktı. Yani bugün 'devletin ideolojik aygıtı' değil.
Tabii ki bu işlevi iştahla sürdüren birçok gazeteci ve yayın organı
var. Ama baskın eğilim o değil. Medyalaşma çağında çok seslilik
hâkim oluyor.
Bence Cemiyet yönetimi de artık zihniyetini değiştirmelidir. Değişimin
ilk ayağı olarak 'Basın Şehitleri' tabiri kaldırılmalı, onun yerine
mesela 'Katledilen Gazeteciler' ibaresi konmalı. Ayrıca bu gazetecilerin
nasıl, niye, kimin tarafından öldürüldüğü de yazılmalı.
Ancak böyle yapılırsa terör kurbanı Uğur Mumcu'dan polis dayağıyla
ölen Metin Göktepe'ye, farklı eğilimlerdeki isimler bir araya gelir.
Ve Ali Kemal de o yeni listede yerini alır!
Not: Sahi o listede, 27 Mart 1923'te Mustafa Kemal'in fedaisi Topal
Osman tarafından öldürülen, Tan gazetesi sahibi ve Trabzon milletvekili
Ali Şükrü bey neden yok? Söyleyin bakalım!
Emre Aköz, Sabah
24.10.2005
|