| |
Gül, AB büyükelçilerine 'İlerleme Raporu'ndaki her şeye katılmak
zorunda değiliz' dedi
Avrupa Birliği Genişleme Sorumlusu Olli Rehn, Brüksel'de Türkiye
İlerleme Raporu'nu açıkladığı sırada, Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül'ün Ankara'daki AB büyükelçileriyle yediği iş yemeği sona ermek
üzereydi. Dönem başkanı ülke sıfatıyla İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi
Peter Westmacott tarafından verilen yemekte Gül'ün dile getirdiği
mesajlardan ikisi, hem Ankara'nın ruh halini, hem de siyasetini
yansıtıyordu.
Bu mesajlardan ilki, geçen yılın İlerleme Raporu ve sonrasındaki
gelişmelerden ağzı yanan Ankara, yoğurdu üfleyerek yemeye çalıştığını
gösteriyordu. Gül, şöyle diyordu:
"Belgeleri dikkatle değerlendireceğiz.
Bu belgelerde belirtilen her noktada sizinle uzlaşmayabiliriz. Bunun
da ötesinde, (o noktalar) içinde bazı hassas konular olabilir. Ancak
inanıyoruz ki, endişelerimizin çoğunu katılım sürecinde dile getirebileceğiz."
Bu cümleler, geçen yıl 6 Ekim'de yayımlanan İlerleme Raporu'na,
daha üzerinden birkaç saat geçmişken 'Dengeli bir rapor' tepkisi
verip, sonra muhalefetin eleştiri bombardımanına tutulan Başbakan
Tayyip Erdoğan'ınkinden farklı ve daha temkinli bir yaklaşımı ifade
ediyor. Dışişleri, daha belgelerin resmen açıklanmadığı saatte,
gerek İlerleme Raporu'nda (İR), gerek katılım Ortaklığı Belgesi'nde
(KOB) yazan konular üzerindeki itiraz hakkını önceden açıklamış
oluyor.
İtirazın nereden geleceğinin peşinen söylendiği bir bölüm de var
Gül'ün konuşmasında; o da zaten ikinci mesajın konusu. Şöyle diyor
Gül:
"Deneyimler göstermiştir ki, örneğin Kıbrıs konusunda Türkiye'nin
tek başına çabaları kapsamlı bir çözüme ulaşılmasına yeterli olmamaktadır.
Türkiye'nin katılım müzakereleri ve Kıbrıs sorunu birbirinden bağımsız
iki konudur. Kendi çerçeveleri içinde birbirlerinden ayrı olarak
ele alınmalıdır. Bu vesileyle şu endişemi ifade etmeliyim ki, Kıbrıs
konusu çözülmediği müddetçe ileride daha önemli, acil ve stratejik
konularda işbirliğimiz gerektiğinde, bunu gölgeleyebilir. Avrupa
kamuoyu AB'nin gerçek anlamda bir küresel aktör olmasını istiyorsa,
Türkiye'nin katılımı bu anlamda değerli olacaktır."
Bir mesaj diplomatik ortamda daha açık nasıl verilebilir? Ankara,
Kıbrıs (ve Yunanistan) konularında artık tek taraflı bir adım daha
atmayacağını söylüyor. KOB'da bu konuların kısa dönemde, iki yıl
içinde çözüleceği söylense de, Kıbrıs konusunda karşı taraf adım
atmadan, harekete geçmeyeceğini söylüyor ve KOB'da bu süreç izlemeye
bağlanmış olsa da, bunun Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerini engellememesi
konusunda Brüksel'i uyarıyor.
Herhalde AB Komisyonu da AB üyesi olan Kıbrıs Rumlarının meşruiyetine
inanmıyor ki, KOB'da çözümü BM sürecine bağlıyor. BM zemininde çözüm
içinse, mutlaka Rumların da taviz vermesi, ırkçı-ayrımcı yaklaşımlarını
terk etmesi gerekiyor.
Dışişleri gerek İR, gerekse KOB'u kesin hatlarla ikiye ayırıyor:
Biri, Kıbrıs ve Yunanistan'a ilişkin talepler. Bu konuda tavır,
Gül'ün sözlerinden anlaşılıyor.
İkinci kısım ise sürecin kendisine ilişkin. Demokratikleşme ve insan
hakları konusunda tamamlanması gerekenler. Orada sıkıntı hükümet
ve Meclis açısından söz konusu.
AK Parti hükümeti acaba iki yıl içinde milletvekili dokunulmazlıklarının
kaldırılması, bürokrat dokunulmazlıklarının sınırlandırılması, Siyasi
Partiler Yasası'sının katılımcılık ve şeffaflığı teşvik edecek şekilde
düzeltilmesi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda Adalet Bakanı
ve müsteşarının yer almaması, sendikal hakların AB standartlarına
yükseltilip uygulanması, bütün savcı ve yargıçların reformların
uygulanmasında (özellikle Orhan Pamuk davasında öne çıktığı üzere
ifade özgürlüğü alanında) kendi yorumlarıyla hareket etmemesini
sağlayacak düzenlemelere gidilmesi, koruculuk sisteminin kaldırılması,
dini özgürlüklerin tam anlamıyla uygulanması (Heybeliada'da tek
sorun hükümetten kaynaklanmıyor gibi. Patrikhane okulun laik sisteme
bağlı kalmasına onay verse, çözüm kolaylaşabilir), işkenceyle daha
etkin mücadele konusunda ne gibi adımlar atacak?
Anamuhalefet CHP bunların hangilerini destekleyecek? Bütün bunlar
Türkiye'nin giderek daha çok seçimi tartıştığı bir dönemde nasıl
yapılacak? Şenlikli bir iki yıl var önümüzde.
Murat Yetkin, Radikal
10.11.2005
|