Evlerde 'iç savaş' var

 

Jandarmanın görev bölgesinde son beş yılda mağduru kadın ve çocuk olan 38 bin 135 darp, 5 bin 895 kasten yaralama,1502 cinayet veya cinayet teşebbüsü yaşandı

Jandarma Genel Komutanlığı, görev bölgesinde son beş yılda meydana gelen şiddet olayların yüzde 34'ünün mağdurunun kadın ve çocuk olduğunu açıkladı.
TBMM Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadın ve Çocuklara Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu önceki gün Jandarma Genel Komutanlığı'ndan Yüzbaşı Hünkar Keleş'i dinledi. Keleş, komisyonda jandarmanın sorumluluk bölgesinde son beş yıl içinde meydana gelen şiddet olaylarıyla ilgili bir rapor sundu.
Ürküten rakamlar: Jandarma bölgesinde son beş yılda kadın ve çocuklara yönelik 38 bin 135 darp, 5 bin 895 kasten yaralama, 6 bin 543 aile fertlerine kötü muamele, 1502 kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs olmak üzere 52 bin 75 şiddet içerikli olay meydana geldi. Kadın ve çocuklara yönelik şiddetin oranı ise yüzde 34'ü buldu.
Tartıştık, dövdüm: Şiddetin nedenlerinde ilk sırada yüzde 39 ile tartışma var. Onu yüzde 23 ile 'aile içi geçimsizlik', yüzde 11 ile 'geçmişe dayalı husumet', yüzde 7 ile 'arazi anlaşmazlığı', yüzde 3 ile 'alacak meselesi', yüzde 2 ile 'alkol ' izledi.
'Namus' için 150 kadın ve çocuk öldü: Namus gerekçesiyle meydana gelen 408 olaydan 138'inde kadın veya çocuk hedef alındı. Mağdur 150 kadın ve çocuktan 112'si hayatını kaybetti, 29'u yaralandı.
Şiddette ilk üç il: İstanbul, İzmir ve Antalya kadın ve çocuklara yönelik şiddet olaylarında ilk üç sırayı aldı. Olayların en çok görüldüğü ilk 10 il içinde Doğu ve Güneydoğu yok.
Karadenizli şiddet mağduru: Şiddet mağdurlarının doğum ve nüfusa kayıtlı oldukları yerleri incelendiğinde Karadeniz ilk sırada. Bunu İç Anadolu, Ege, Marmara, Doğu Anadolu, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesi izledi.
Karadenizli şiddet faili: Faillerin doğum yerleri ile nüfusa kayıtlı oldukları yerlar açısından Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri yüzde 17 ile ilk sırada. Bu bölgeleri Ege, Marmara, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu bölgeleri izliyor.
Aile içi şiddet hep tırmandı: Son beş yıllık dönem içerisinde kadın ve çocuklara yönelik şiddet olayları inişli-çıkışlı bir seyir gösterirken, aile fertlerine kötü muamele olaylarında sürekli artış var. Şiddet olaylarında mağdur olan 61 bin 241 kadın ve çocuğun bin 230'u öldü, 32 bin 267'si ise yaralandı.
Mağdurların yüzde 64'ü evli: Mağdurların yüzde 40'ı 36 ve daha yukarı, yüzde 26'sı 0-17 , yüzde 20'si 26-35, yüzde 15'i de 18-25 yaş grubunda. Mağdurların yüzde 64'ü evli, yüzde 29'u bekar, yüzde 5'i dul. Mağdurların yüzde 67'si ev kadını, yüzde 59'u ilkokul mezunu, yüzde 21'i okumamış, yüzde 6'sı ortaokul, yüzde 5'i lise mezunu.
Faillerin yüzde 40'ı ilkokul mezunu: Faillerin yüzde 24'ü çiftçi, yüzde 11 serbest meslek, yüzde 10 ev hanımı, yüzde 4'ü işçi, yüzde 2'si öğrenci, yüzde 1'i işsiz. Faillerin yüzde 48'i ise diğer mesleklerden. Faillerin yüzde 40'ı ilkokul, yüzde 7'si okumamış, yüzde 4'ü ortaokul, yüzde 4'ü ise lise mezunu.

Rapora tepki
Raporda kadın ve çocuğa yönelik şiddet olaylarında batı illerinin ilk sıralarda yer alması tartışma yarattı. Başta CHP'li Canan Arıtman, araştırmanın nüfus orantılı yapılmaması nedeniyle gerçeği yansıtamayacağını belirtti. Üyeler batıdaki kadının doğuya göre daha çok haklarını aradığını, rapordaki verilerin bilimsel olamayacağını öne sürdü.

Kadına şiddet doğum öncesinde başlıyor
Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayşe Akın, kadına yönelik şiddetin, doğumdan önce başladığını, gebeliğin cinsiyetinin kız olduğunun anlaşılması üzerine, bunun düşükle sonuçlandığını belirtti. 2-5 yaş arası kız çocuklarının ölüm oranlarının, erkeklere göre daha fazla olduğuna dikkat çeken Akın, toplumdaki ayrımcı değer yargılarının ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye'deki anne ölüm oranlarının Avrupa ülkelerine göre 10 kat daha fazla olduğunu hatırlatan Akın, Türkiye'deki beş anne ölümünden üçünün önlenebilir ölüm olduğunu söyledi. Akın, "Kadın okur yazar değilse doğuma bağlı olarak iki kadından biri, ilkokul mezunuysa üç kadından biri, kanama ya da başka nedenle hastaneye başvurmadığı için evde ölüyor. Ortaokul mezunlarının yüzde 99.7 si hastaneye başvuruyor, ebe çağırıyor. Kadın toplumsal statüsünün düşüklüğü nedeniyle sağlık hizmeti alamıyor. Bakanlığın aile hekimliği projesi ise kadının koruyucu hizmet almasını engelleyecek" dedi.

Ankara, Radikal
10.11.2005