Türban baskısına karşı AİHM

 

AVUKAT öyle ideolojik savunma yapıyor ki, AİHM yargıçlarında hiçbir kuşkuya yer bırakmıyor: ‘Evet, türban ideolojik bir dayatmadır’.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) türban tartışmalarına dün tarihsel bir nokta koyuyor. Pilot dava olarak tanımlanan Leyla Şahin’in başvurusu dün AİHM Büyük Daire tarafından karara bağlanıyor.

Çıkan karar, AKP başta olmak üzere, kimseye sürpriz değil. Önce, Alt Daire

‘7-0 gibi ezici bir çoğunlukla, türbanı yasaklamak insan hakları ihlali değildir’ yönünde karar alıyor. Bu karar Büyük Daire’ye, bir anlamda temyize gidiyor. Dün temyiz kararı netleşiyor.

Karar, eşlerinin çoğu türbanlı bakanlar başta olmak üzere, AKP iktidarına derslerle dolu.

GEREKÇE DEMOKRASİ

AİHM Büyük Daire şunları söylüyor:

‘-Halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede, laiklik demokrasinin garantisidir.

-Türban takmak, çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, türban takmayanlar üstünde zaman içinde bir baskı oluşturur. Türban takan Müslüman, takmayan Müslüman değil, gibi bir baskı. Bu ise, demokrasiye aykırıdır.

-Türban yasağı, çoğunluğu korumak üzere alınmıştır. Onun için insan hakları ihlali yoktur ve bu yasak demokrasiye aykırı değildir, tersine, çoğunluğun haklarını korumaktadır.’

Avrupa’nın en yüksek mahkemesi, iç hukukun tükendiği yerde, herkesin hakkını aramak üzere başvurduğu AİHM, böyle bir demokrasi dersi veriyor.

Gerçi, bu gerekçe AKP’nin demokrasi anlayışına ters. Ne var ki, gerçek AKP için bu kadar net ve acı.

DÖKÜLEN SAVUNMA

Bu arada, Leyla Şahin davasında, söz alan avukatın savunması da dikkate değer. Çünkü, savunma AİHM yargıçlarını tam ters yönde ikna ediyor.

Avukat savunmasını 1930’ların devletçi yaklaşımına ve ideolojisine oturtuyor. O dönenim laiklik anlayışının hálá sürdüğünü savunuyor.

AİHM yargıçları savunma karşısında şaşkın. Her şeye rağmen, AKP türbanı bireysel özgürlük çerçevesinde anlıyor. Buna karşılık avukat, daha çok ideolojik bir laikliğin bugünü temsil etmediği tezinden hareket ediyor.

Bu tür bir savunma AİHM yargıçlarını ters yönde etkiliyor. ‘Demek, türban idelojik bir araçtır’ yargısında birleşiyor Büyük Daire.

Zaten, kararın gerekçesinde bu tavır çok net anlaşılıyor.

TÜRKİYE’Yİ BAĞLAR

AB ile uyum paketlerinde, demokrasi paketlerinde, önemli bir hukuk kuralı var.

‘Dış hukuk, artık iç hukuk niteliğindedir ve Türkiye’yi bağlar’.

Dün YÖK Başkanı ve Anayasa Profesörü Erdoğan Teziç de aynı noktayı vurguluyor: ‘AİHM kararı Türkiye’yi bağlar.’

Daha önce bu yönde Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın çeşitli kararları var. AİHM’ye başvurunun temelinde bu kararlar yatıyor. İç hukuk tükendiği için, AİHM’ye başvuruluyor.

Şimdi dış hukuk kesin. Demek ki, iç hukuk da artık kesin.

Bundan sonra en iyisi, AKP’nin bu dayatmalardan vazgeçmesi ve eğer AB’ye gerçekten inanıyorsa, Türkiye’de bu gerginliğe son verecek politika izlemesi.

TEMA’nın Karapınar yürüyüşü

BİRLEŞMİŞ Milletler 2006 yılını Çöller ve Çölleşme Yılı ilan ediyor.

Türkiye’de en fazla çölleşen yerlerden biri, büyük erozyon yaşayan Karapınar ve çevresi. TEMA boş durmuyor. Karapınar’daki çölleşme ile mücadele ediyor. Ve çok ciddi bir başarı elde ediyor.

Ağaçlandırma yoluyla Karapınar’da erozyonu önlüyor. Erozyon nedeniyle ortaya çıkan toprak kaybı sonucu, köylüler yerlerini, yurtlarını terk ediyor. Ama ağaçlandırma, Karapınar’ı hayata döndürüyor. Köylüler yeniden topraklarına kavuşuyor.

Bu başarıya imza atan TEMA bugün başlayan ve üç gün sürecek bir yürüşe çıkıyor. Bugün Konya’dan başlayan yürüyüş üç günde 90 kilometre yol alarak, pazar günü Karapınar’da son buluyor. Şu anda 1400 kişi katılıyor.

Alkışlar, toprağa sahip çıkan TEMA’ya!..

Yalçın Doğan, Hürriyet
11.11.2005