|
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), üniversitelerde türban yasağı
konusuna son noktayı koydu ve bu uygulamanın, ‘insan hakları ihlali
olmadığına’ karar verdi. AİHM’nin ‘temyiz mahkemesi’ niteliğindeki
Büyük Mahkeme, dün 17 yargıcın kararıyla üniversitelerde ‘türban
yasağı’ uygulamasının ‘yasal’ olduğuna hükmetti.
İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin, 1998’de bu nedenle
‘disiplin’ cezası almış ve uygulamayı AİHM’ye taşımıştı. 29 Haziran
2004’te davayla ilgili ilk karar, AİHM’nin 4’üncü dairesi tarafından
verilmiş ve 7 yargıç oybirliğiyle türban yasağının ‘insan hakları
ihlali olmadığına’ hükmetmişti. Dava daha sonra Şahin’in avukatları
tarafından AİHM’nin büyük mahkemesine götürülmüştü. Dün davayla
ilgili kararını açıklayan Büyük Mahkeme, türban nedeniyle okula
girişi yasaklanan İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin’in
başvurusunu ‘haksız’ buldu. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
‘din ve vicdan özgürlüğünü’ güvence altına alan 9’uncu maddesinin
ihlal edilmediğine karar verdi. Böylelikle okullarda türban yasağı
konusunda Avrupa genelinde ‘içtihat’ oluştu.
İŞTE GEREKÇE
AİHM’nin başvuruyu reddetme gerekçeleri şu şekilde açıklandı:
Yüksek öğrenimini laik üniversitede yapmayı seçen öğrenci, üniversite
kurallarını kabul etmiş sayılır.
Dinsel simgelerin herhangi bir yer ve biçim sınırlaması olmaksızın
sergilenmesi, sözü geçen dini uygulamayan ya da başka bir dine mensup
öğrenciler üzerinde baskı oluşturabilir. Üstelik söz konusu dini
kıyafet, aynı dini taşıyanların ‘çoğunlukta’ olduğu bir okulda taşınmaktadır.
Bu da öğrenciler üzerinde ‘baskı’ unsuru yaratmaktadır.
Üniversitelerdeki düzenlemeler, farklı inanışlardaki öğrencilerin
birlikteliğini sağlama amacına yönelik, ‘eşitlik’ ve ‘laiklik’ ilkesi
esas alınarak dinsel inançları açığa vurma özgürlüğünü sınırlayabilir.
Laik üniversiteler, öğrencilerin kılık kıyafetlerine ilişkin sınırlamalar
koyarken, köktendinci akımların yükseköğretimde kamu düzenini bozmamalarına
dikkat gösterebilir.
Üniversitelerdeki kılık kıyafet düzenlemesi Türkiye’de 1991’deki
resmi gazetede yayınlanmıştır ve Danıştay’ın bu konuda kararı mevcuttur.
Şahin’in okulu İstanbul Üniversitesi ise 1994’de bu konuyu bir genelge
ile bildirmiştir.
Türkiye’de türban konusunun ‘siyasallaştırıldığı’ da gözönüne alınmalıdır.
Dini kuralları dayatmaya çalışan aşırı uçlar, Türkiye’de eylemlerini
artırmıştır. Bu da üniversitelere laiklik prensipleri, kadın erkek
eşitliği ve de kadın hakları konusunda bazı kararlar alma zorunluluğunu
getirmektedir. Amaç eğitim kurumlarının laik karakterini korumaktır.
KARAR 10 KASIM’DA
Yabancı ajanslar, kararın laik Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün
ölüm yıldönümüne denk geldiğine işaret etti. Mahkemenin sözcüsü
bunun tamamen tesadüf olduğunu söyledi.
Bu karar Türkiye’yi bağlıyor
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, kararın iç hukukta bağlayıcı
özelliği bulunduğuna işaret etti ve ‘Bundan böyle tartışmalar da
herhalde sona ermiş olacaktır’ diye konuştu. AİHM’in türban konusundaki
kararı ile geçmişte vermiş olduğu kararı teyit ettiğini vurgulayan
Teziç, ‘Zaten bağlayıcı. İç hukukumuzda da bağlayıcı özelliği var’
dedi. Teziç, ‘Türbanın üniversitede serbest bırakılması konusunda
yeni bir tartışma başlayabilir mi?’ sorusuna, ‘Hukuki bağlayıcılık,
tartışmaların da, bir daha bu konunun gündeme getirilmemesi anlamını
taşır. Kesin hüküm herkes için bağlayıcıdır’ karşılığını verdi.
Teziç, şöyle devam etti: ‘Hatta yüksek yargı organlarının daha önce
vermiş oldukları kararları da teyit edici nitelikte özeliği var.
Uluslararası planda olması, Türkiye’nin bundan böyle aksi yönde
bir düzenleme yapma olanaklarını da ortadan kaldırıyor.’
Ya AB ya da türban
CHP Grup Başkanvekili Ali Topuz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
(AİHM), Leyla Şahin’in türbanla ilgili temyiz başvurusunu reddetmesini,
‘Artık ne Başbakan’ın ne de TBMM Başkanı’nın türban konusunda farklı
siyasetlerini yürütme imkan kalmamıştır’ diye yorumladı. Topuz şöyle
devam etti: ‘Bu aşamadan sonra, bundan önceki benzer ısrarı yapmak,
AB kurumuna tavır koymak anlamına gelir. Bu iddialar sürdürülürse
ya AB’yi ya da türbanı tercih edecekler.’
Herkes uymak zorunda
ANAVATAN Partisi Genel Başkan Yardımcısı Safter Gaydalı AİHM kararıyla
ilgili şöyle konuştu: ‘Bu konuda Dışişleri Bakanı’na da atıfta bulunmak
gerek. Sayın Dışişleri Bakanı’nın muhterem eşlerinin de bir davaları
vardı, sonra geri çektiler. Hukukun verdiği karara hepimiz uymak
zorundayız. Hukukun verdiği karar tartışılmaz.’
Türkiye’nin kendi sorunudur
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül de dün Dışişleri Bakanlığı çıkışında
AİHM kararıyla ilgili şunları söyledi: ‘Bildiğim kadarıyla bu yasakları
savunan bir şey değil. Bir kurumun uygulaması, o kurumun yetkisi
dahilinde diyor. Bu yasakların devam ettiği anlamı çıkmaz. Bunun
ötesinde bu Türkiye’nin kendi sorunudur. Bu tip yasaklarla Türkiye’nin
bir yere gitmesi mümkün değildir. Türkiye’de azınlıkların dini hakları,
özgürlükleri söz konusu olurken, çoğunluğun hak ve hukukuyla ilgili
konularda eğer kısıtlamalar varsa, bunlar savunulacak işler değildir.’
Erdoğan’a Avrupalı yanıtı
AVRUPA Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Rene van der
Linden, AİHM’in türban yasağını insan haklarına aykırı bulmadığına
dair kararıyla ilgili, ‘Bu karar bütün ülkeyi bağlar’ değerlendirmesi
yaptı. Van der Linden dün Ankara’da bir basın toplantısı düzenledi.
Van der Linden Fransa’daki olaylar için, ‘Avrupa’da büyük şehirlerdeki
sorunları gözardı ettik. Ben şahsen olaylarda türbanın rolü olduğunu
düşünmüyo-rum’ dedi.
Brüksel, Hürriyet
11.11.2005
|