| |
Türkiye'nin cari işlemler açığı sorununa karşı, üretim yapısının
ithal ara malına bağımlılığını azaltması gerektiğini savunan TÜSİAD
Başkanı Ömer Sabancı, buna karşılık mevcut mali yapının firmaları
ve büyümeyi destekleyemediğine dikkat çekti.
TÜRK Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu
Başkanı Ömer Sabancı, Türkiye’deki cari işlemler açığı sorununun
uzun vadede çözümü için, üretim yapısının ithal ara malına bağımlılığının
azaltılması gerektiğini söyledi. Sabancı, bununla birlikte, Türkiye’nin
mali yapısının firmaları ve büyümeyi desteklemekten uzak olduğununun
da altını çizdi.
TEKNOLOJİYE YÖNELELİM:
TÜSİAD tarafından hazırlanan ‘Türkiye’de Ekonomik Büyüme ve Mali
Yapı: Mali Gelişmişlik/Firma Mali Yapısı’ başlıklı raporun tanıtım
toplantısında konuşan Sabancı, Türkiye’nin üretim yapısı dikkate
alındığında, daha yüksek teknolojili ürünlere yönelmesi gerektiğini
vurguladı. Böyle bir durumun özellikle, bilgi ve teknoloji yoğun
firmaların yatırımlarının finansmanını önemli kıldığına dikkat çeken
Sabancı, ‘Bugün ekonomimizin karşı karşıya olduğu yüksek cari işlemler
açığı sorununun uzun vadede çözümü için, üretim yapısının ithal
ara malına bağımlılığının azaltılması, bunun için de teknoloji,
araştırma, geliştirme ve yenilikçilik faaliyetlerinin uygun araçlarla
finansmanı gerekmektedir’ dedi.
BÜYÜME İÇİN ÖNEMLİ:
Mali yapının, gelecek dönemde, hem istikrarlı yüksek büyümenin
sürdürülebilmesi hem de büyümenin niteliği itibariyle önem kazandığını
kaydeden Sabancı, şöyle konuştu: ‘Türkiye gelecek dönemde, hem büyümenin
finansmanı için gerekli kaynak ihtiyacını sağlamak hem de finansman
yöntemlerini çeşitlendirebilmek için, sermaye piyasalarının gelişimini
sağlayacak bir dizi önlem almalı ve devlet yardımları mevzuatını
da bu doğrultuda etkin olarak kullanabilmelidir.’
HEDEF YÜZDE 6 BÜYÜME:
Türkiye ekonomisinde, 2002-2005 dönemindeki yapısal dönüşüm sürecinin
ardından uzun dönem büyüme oranının yüzde 6 civarına yükseldiğini
de hatırlatan Sabancı, AB’ye tam üyeliğin gerçekleşeceğine inanılan
2015 yılına kadar her yıl yaklaşık yüzde 6’lık bir büyüme için yatırımların
da hızlı artışını sürdürmesi gerekeceğini dile getirdi.
BANKALAR ETKİN OLMALI:
Yatırımların finansmanı için bankacılık sektörü ve sermaye piyasalarının
mutlaka etkin bir rol oynaması gerektiğini kaydeden Sabancı şöyle
devam etti, ‘Hiç şüphesiz üretimin ve piyasaların karakteri, uygun
finansman biçimini etkilemektedir. Başta imalat sanayii olmak üzere,
büyümenin dinamiği olan çeşitli sektörlerde finansman ihtiyacının
ağırlıklı olarak ticari kredilerle karşılanıyor olması, bu şirketlerin
gelişme, yeni ürün geliştirme, yeni piyasalara erişme imkanlarını
kısıtlayan bir faktördür.’
Tüzmen: Kur dengeye gelince cari açık makul seviyeye oturur
DEVLET Bakanı Kürşad Tüzmen, döviz kuru dengeye gelince, cari işlemler
açığının da makul bir seviyeye oturacağını söyledi. TBMM Plan ve
Bütçe Komisyonu’nda, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Gümrük Müsteşarlığı
bütçeleri ile ilgili bilgi verirken, dış ticaret açığının cari açık
üzerindeki etkisi konusunda bilgi verdi. Tüzmen, şunları söyledi:
‘Orta ve uzun dönemde kurlar dengeye oturup, ülkemizin sermaye altyapısı,
yabancı yatırımların da katkısıyla genişlediğinde cari denge de
makul seviyesine oturacaktır. Şu anda bir geçiş ve dönüşüm süreci
yaşadığımız unutulmamalıdır.’ Bu arada Tüzmen, teknoloji takviyesi
ile Gümrük Müsteşarlığı’nın kaçakçılıkla mücadeledeki başarısının
her geçen gün arttığını da belirterek, şu bilgileri verdi: ‘2005
yılında bugüne kadar, bin 244 olayda 195 milyon YTL değerinde ticari
eşya, 42 olayda 75 milyon YTL değerinde uyuşturucu madde olmak üzere,
toplam bin 286 olayda, 270 milyon YTL değerinde kaçakçılık olayının
ortaya çıkarıldı. 83 olayda ise 281 kaçak yolcu yakalandı.’
Esnek finansman lazım
MERKEZ Bankası Yapısal Analiz Müdürlüğü Yöneticisi Dr. Cihan Yalçın
ile Olcay Yücel Çulha ve Pınar Özbay Özlü tarafından hazırlanan
TÜSİAD raporunda, mevcut mali yapının firmalara etkin bir kaynak
tahsisi açısından yeterli olmadığı, uluslararası rekabeti artıracak
ve istihdam sorununu hafifletecek uygulamalardan uzak olduğu ortaya
konuldu. ‘Gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ekonomilerin aksine Türkiye’deki
firmalar tahvil ve hisse senedi çıkarma konusunda önemli bir ilerleme
sağlayamamışlardır’ denilen raporda, küçük ve orta ölçekli firmalara
kaynak aktarabilecek risk sermayesi, faktöring, leasing gibi esnek
finansman yöntemlerinin yaygınlık kazanmadığı anımsatıldı.
Büyümeden payımızı almak istiyoruz
SABANCI Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, ‘Türkiye’nin
büyümesinden maksimum payımızı almak istiyoruz’ derken, insan kaynaklarını
buna göre planladıklarını belirtti. Türkiye Personel Yönetimi Derneği
tarafından düzenlenen ’13. Ulusal İnsan Yönetimi Kongresi’nde konuşan
Sabancı, mart ayında yaptıkları arama konferansıyla Sabancı’nın
2015 ve ötesini arayarak vizyonlarını oluşturduklarını belirttti.
Sabancı, sözlerine şöyle devam etti: ‘Holding olarak ülkemizin istikrarlı
büyüme dönemine girdiğine inanıyoruz. Biz de Türkiye’den, Türkiye’nin
büyümesinden maksimum payımızı almak istiyoruz. Bu nedenle insan
kaynaklarımızı buna göre planlıyor ve şekillendiriyoruz. Sabancı’yı
ileriye taşıyacak olan ne sermaye, ne teknolojidir. Sabancı’yı ileriye
taşıyacak olan insan kaynaklarıdır. Farklılıkları yaratacak, kalıcı
üstünlükleri yakalayacak ve vizyonumuzu gerçekleştirecek insan kaynaklarıdır.
Yegane sürdürülebilir farklılık insana ve onun yarattığı kültüre
bağlıdır.Bu çalınamaz, taklit edilemez. Teknoloji satılıktır, bedelini
ödersiniz alırsınız. Ama yaratılan kültürü satın alamazsınız.’
Hürriyet
11.11.2005
|