| |
PROF. Cemil Koçak saygın bir tarihçimizdir. Çankaya arşivinde çalıştı,
birçok belgeye ulaştı. Mesela, Atatürk'ün isteğiyle Selanik'te yapılan
araştırmalarda, Osmanlı tapu ve vergi sicillerinde "Ahmed oğlu
Ali Rıza" ile "Feyzullah kızı Zübeyde"nin mülkiyet
kayıtlarına dair yazışmaları buldu.
Atatürk'ün ailesi hakkındaki iğrenç iftiraların sahteliğini kanıtlayan
bir çok belgeden biri...
Prof. Koçak, Atatürk'ün, 27 Eylül 1932'de Amerikan Genelkurmay Başkanı
MacArthur'la yaptığı görüşmenin tutanağını da arşivde buldu. Burada
Atatürk, "önümüzdeki on yılda cihanşümul bir harbin hemen hemen
imkânsız olduğunu" söylüyor. (1)
Halbuki resmi yayınlarda Atatürk'ün, Mac Arthur'a, İkinci Cihan
Harbi'nin çıkacağını söylediği yazılıdır. (2)
1932 yılında Avrupa siyaseti çok sıkıntılıdır ama kimse bir genel
savaş beklemiyordu. 1939 sonlarında çıkacak savaşı Gazi'nin 1932'de
'kehanet' ettiğini düşünmek hoşumuza gitmişti.
Kurgu ve gerçek
BU şekilde muhayyilemizi işleterek "Atatürkçü ekonomi"
bile üretmişizdir! 1920'lerdeki sözlerini alarak Batı karşıtı bir
Atatürk yaratmışızdır! Bugün de Avrupa Birliği'ni "Atatürk'ün
hedefi" sayıyoruz! 1960'larda ise "Lenin dostu Atatürk"
revaçta idi!
Atatürk üç ayrı dönemde ön safta yaşadı: Dünya Savaşı, Milli Mücadele,
Tek Parti ve Devrimler... Elbette dönemlerin değişen sorunlarına
ve şartlarına göre davrandı.
Bizim için en büyük okul, "tarihsel Atatürk"ü, yani bu
muazzam tecrübeyi incelemektir, bir dâhinin değişen şartlar karşısında
söylemini ve eylemini nasıl değiştirdiğini, nasıl yön tayin ettiğini,
mesela "Serbest Fırka'yı kapatmakla iyi mi ettik?" diye
kendi icraatını da zaman zaman nasıl sorguladığını araştırmaktır.
(3)
Bu bakış tarzı, bizi "1938'den bugüne" şartların nasıl
değiştiğini incelemeye ve "bugünkü muasır medeniyet"i,
demokrasi ve piyasa ekonomisinin 1930'lara göre nasıl öne geçtiğini
anlamaya götürür, ufkumuzu açar.
Ama Atatürk'ü insanüstü bir "efsane" halinde kurgularsak,
1938'de tarih donar, ondan sonrasını "karşı devrim" sayarız,
çağın gerisinde kalırız.
Değişen şartlar
ATATÜRK, parti kapatma konusunda "İyi mi ettik?" diye
kendi kararını sorgularken, bugün resmi "İnkılap Tarihi"
kitapları hem 1925'te Terakkiperver Fırka'nın, hem 1930'da Serbest
Fırka'nın kapatılmakla "iyi edildiğini", bu şekilde "yıkıcı
faaliyetlerin önlendiğini" yazıyor! (4)
Evet, Karabekir, Cebesoy, Rauf Bey gibi Milli Mücadele liderlerinin
Terakkiperver Fırka'yı kurarak muhalefete geçmelerini Atatürk "Nutuk"ta
"hain" gibi ağır, öfkeli sözlerle suçlamıştı. "Nutuk"ta
1925-27 döneminin çok gergin, öfkeli dili hâkimdir.
Ama tarihi orada durmamalı, 'süreç'i izlemelidir. Devam eden süreçte,
İnönü bu partiyi kapatmakla hata ettiklerini söylemiştir! (5)
Atatürk de bu silah arkadaşlarıyla barışmak istedi. Cebesoy'u Meclis'e
aldı. Karabekir ve Rauf Bey'i davet etti ama görüşmeleri engellendi!
Bu barışma ve Milli Mücadele kadrosunu yeniden birleştirme gibi
çok insani ve kutsal işlevi İnönü tamamladı!
Bazı fanatikler bunun için İnönü'yü "karşı devrimci" diye
suçluyorlar! (6)
Atatürk muazzam bir tecrübe kitabıdır. Onu "dogma" olarak
değil, muazzam tecrübesinden dersler çıkarmak, ufkumuzu açmak için
okumalıyız.
Onun ve tarihimizin bize bıraktığı iki muhteşem miras, vatanseverlik
ve muasır medeniyetçiliktir!
1) Toplumsal Tarih, Kasım 2003.
2) Söylev ve Demeçler, III, sf.133.
3) A. H. Başar, Atatürk'le Üç Ay, sf. 27.
4) Hamza Eroğlu, Türk İnkılap Tarihi, sf. 241-243
5) F. A. Barutçu, Anılar, sf. 285.
5) Çetin Yetkin, Karşı Devrim, sf. 43, vd.
Taha Akyol, Milliyet
11.11.2005
|