Gül'ün bakışı

 

Dışişleri Bakanı: Türkiye değişti. Üzerini örten gider. Engellemek isteyen kaybeder
'Terörle mücadele ederken kitlenin size aidiyetini zayıflatıyorsanız, siz terörle mücadele etmiyor, farklı bir şey yapıyorsunuz. Kitlenin ülkemize aidiyetini zayıflatacak bir terörle mücadele yöntemi yanlış olur. Kitlenin aidiyetini güçlendirmek lazım.' Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Şemdinli'de meydana gelen olaylar ve genel olarak Kürt ayrılıkçılığı ile mücadele çerçevesinde sarfettiği bu sözler, aslında devlet adına bir özeleştiri niteliği taşıyor. Bu sözlerden şu iki sonucu çıkarmak mümkün: Güneydoğu'da kitlenin ülkeye aidiyeti güçlü değil ve bunun nedenlerinden biri de izlenen yanlış terörle mücadelenin aidiyeti güçlendireceğine zayıflatmış olması.
Dün Dışişleri konutunda, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Alpha Oumar Konare şerefine verilen bir davet sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, Şemdinli soruşturması üzerine önemli vurgularda bulundu.
Şemdinli olayı ilk patladığında hükümet, muhalefet ve Genelkurmay'dan peş peşe açıklamalar geldiği, ancak daha sonra soruşturmanın tavsayabileceği endişesinin ortaya çıktığı, örneğin olayda adı geçen kıdemli başçavuş Ali Kaya'nın sorgulanmasının dahi mümkün olamadığı yolundaki sorulara, Gül şu yanıtı verdi:
- "Sorgulanıp sorgulanmayacağını yakında görürsünüz. Kimseyi peşinen suçlu ilan etmek doğru değil. İlk anda gözaltına alınmamasından kaynaklanan bir usul hukuku prosedürü vardı. Ama üzerinin örtülmesi söz konusu değil. Bunun üzerini örten, gider. Türkiye artık eski Türkiye değil. 96'daki Susurluk şartlarındaki Türkiye değişti. Değişime siz de inanamıyorsunuz ama, değişti, göreceksiniz. (Şemdinli'de) devletin çıkarı bir şeyi örtmek değil, hepsini açık seçik ortaya çıkarmak."
Dün Hürriyet gazetesinde yer alan bir haber, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 17 Kasım'da Ankara'da topladığı güvenlik zirvesinde Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri tarafından verilen bir raporu duyuruyordu. Rapora göre, Şemdinli'deki bombalanan kitapçı Seferi Yılmaz'ın üst düzey bir PKK'lı ile irtibatı saptanmıştı. Astsubaylar Ali Kaya ile Özcan İldeniz de bu istihbaratı değerlendirmekle görevlendirilmişlerdi. Gül de Başbakan Yardımcısı sıfatıyla o toplantıdaydı ve şunları söyledi:

- "O toplantıda herkesten brifing aldık. Bu bilgiler doğru da olabilir ama, böyle söylendiği şekilde bir bilgi verilmedi. Brifing verildi ama, verilmedi."
Gül daha sonra Seferi Yılmaz'ın PKK ile bağlantılarının zaten bilindiğini, medyanın Yılmaz'ı herhangi bir görgü tanığı gibi ekranlara çıkartıp uzun uzun görüşlerine yer vermesini yadırgadığını söylüyor ve ardından yarım bıraktığı şöyle bir cümleye başlıyor: "Başka şeyler yapmış da olsalar.."
Gül, cümlesini tamamlasaydı 'kanunsuz iş yapanlarla mücadele ederken, kanunsuz iş yapılmasına göz yumulamaz' mı diyecekti? Belki de. Yazının başındaki sözler, PKK ile mücadelenin yürütülüş biçimine bir iç eleştiri getirdiğini gösteriyor. Bugüne dek yürütülen mücadelenin Türkiye'yi nereye getirdiği de ortada.
Peki, Şemdinli olaylarına yaklaşımda, askeri ve sivil kesim arasında, ya da sivil kesim içinde bir görüş farklılığı mı var? Bu görüş farklılığı soruşturmanın nereye gidecekse, oraya kadar gitmesine engel mi oluyor? Gül'ün yanıtı:

- "Öyle bir görüş farklılığı yok. Velev ki çıksa bile, açık, dürüst, en iyi şekilde bu soruşturulacak. Kim buna gölge düşürürse, kaybeder. Engellemek isteyen, kişi olarak da, kurum olarak da kaybeder. Burada sanki asker engel oluyor gibi bir ima var. Öyle bir şey görmedim. Olsa bile, bugünkü ortamda mümkün değil. Bizim böyle bir kararlılığımız var. Hepinizin de gözleriniz üzerimizde zaten."
Fırat'ın sorusu
Dışişleri konutundaki davetlilerden birisi de, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat idi. Fırat'ın gazetecilerin sorduğu Şemdinli sorularına verdiği yanıtlardan notlar şöyle:
- Bölgeye giden AK Parti heyeti bir rapor yazdı. Ancak bunu kamuoyuna açıklamayı şu anda düşünmüyoruz.
- Şehir merkezlerinde polisin değil jandarmanın görev yapması garip değil mi? Ben Bilkent'te oturuyorum, orada da jandarma geziyor.
- Şemdinli çözülmezse, yazık olur Türkiye'ye.

Murat Yetkin, Radikal
23.11.2005