| |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu kimlikler ve anayasal vatandaşlık
meselesine girmekle çok iyi etti. İyi etti ama bir yandan da Türk
siyasetinde önemli bir pandora kutusunu da açmış oldu.
Anayasal vatandaşlık söyleminin bir ülkede geçerli ve inandırıcı
olabilmesi için o ülkede vatandaşlar arasında gerçekten eşitlik
olması ve o eşitliğin bozulmaması için de sürekli çalışan mekanizmalar
bulunması gerekir.
Ancak o zaman, devletin, etnik veya dini kimliği ne olursa olsun
bütün vatandaşlara gerçekten eşit muamele ettiği gösterilebilir
ve o zaman o vatandaşların o devletten şikâyet edecek fazla bir
şeyleri olmaz.
Türkiye'de ırkçılığın olmadığını kendi aramızda sık sık konuşuruz,
bunu ha bire söyleriz ama acaba bu ne kadar doğrudur? Bana göre
gündelik hayatta gizlenmiş ırkçılık ve ayrımcılık çok yaygın. O
kadar yaygın ve o kadar sıradan ki bunu görmüyoruz. Veya karşımızdakinin
yaptığını görüyoruz, kendi yaptıklarımızın farkına varmıyoruz.
Size bir örnek: Türkiye'nin herhangi bir şehrinin herhangi bir caddesinde,
oradan o an geçmekte olan 357 kişiyi çevirin, içlerinden mutlaka
en az 10-15 tanesi Alevi'dir.
Peki, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki 357 kişilik Adalet ve Kalkınma
Partisi grubunda tek bir Alevi'nin bile olmamasını nasıl izah edeceksiniz?
Sorsanız Ak Parti yönetimi bunun kasıtlı olmadığını söyleyecektir
belki ve bu cevap olası cevapların en kötüsü olacaktır. Çünkü gerçekten
ortada bir kasıt yoksa, yani tesadüfen hiçbir Alevi, Ak Parti'ye
milletvekili olmak için başvurmamış veya başvurduysa bile tesadüfen
seçilecek sıradan aday gösterilmemişse durum daha vahim demektir.
Demek ayrımcılık bu kadar içselleşmiş, bu kadar sıradan hale gelmiş.
Kimseyi suçlamak için söylemiyorum, hiçbirimiz masum değiliz bu
konuda.
Bir örnek daha: Nüfusun yarıdan biraz fazlası kadın. Çalıştığınız
işyerine bir bakın, oradaki cinsiyet yapısı nüfustaki bu dengeye
ne kadar yakın?
Üst düzey yöneticilerin kaçı kadın bu ülkede? Profesörlerin kaçı
kadın? Neden kadın general yok? Neden hükümette sadece kadın bakanı
kadın?
* * *
Bu çeşit eşitsizliklerin belki tamamen giderilmesi imkânsız ama
önemli olan önce insanların etnik kökenleri, dinsel inançları, cinsiyetleri,
cinsel tercihleri vs. sebebiyle ayrımcılığa uğradığını kabul etmek
ve sonra da bu ayrımcılığı ortadan kaldırmak için kampanya düzenlemek,
ayrımcılığın yarattığı eşitsizliği giderici tedbirleri yürürlüğe
sokmak.
Dün de üniversite örneğini verdim, bugün tekrar edeceğim...
Örneğin Hakkâri merkezden ve ilçelerinden, örneğin Şırnak merkezden
ve ilçelerinden son 5-10 yılda kaç kişi üniversite sınavını kazanmış
ve sonra da üniversiteyi bitirmeyi başarmıştır acaba?
Kürtler ile Türkler arasında zaten büyük bir refah farkı var, bu
fark işte böyle açılıyor. Yani Kürtler daha az üniversite mezunu
veriyor, dolayısıyla sosyal statülerini daha zor yükseltiyorlar.
'Onlar da derslerini çalışsınlar' diyenler olacaktır, Şemdinli Lisesi
ile Denizli Acıpayam Lisesi arasında sizce fark yok mu? Denizli
Acıpayam'daki gencin özel dershane imkânı ile Şemdinli'dekinin imkânı
aynı mı?
Yaa, görüyorsunuz, bu konularda daha çok fırın ekmek yememiz lazım.
Ama daha önemlisi, bu eşitsizlikleri gidermek için politikalar üretecek
siyasi partiler bulmamız lazım...
İsmet Berkan, Radikal
25.11.2005
|