|
TÜSİAD Başkanı’yken, 1989-1991 döneminde kullandığı ‘kleptokrasi
var’ sözü yüzünden savcılığa ifade vermek zorunda kalan Cem Boyner,
TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç’a Başbakan Erdoğan’ın gösterdiği
tepkiyi ‘çok aşırı’ buldu. Boyner, ‘Başbakan suç duyurusunda bulunarak
korku salıyor. Eleştiriyi korkuyla korkutmak, özgürlüğün parçası
olamaz’ dedi.
TURGUT Özal iktidarı dönemindeki konuşmalarından dolayı birkaç
kez Cumhuriyet Savcılığı’na ifade veren TÜSİAD eski başkanlarından
Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın
TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç’un konuşmasına gösterdiği tepkiyi
‘çok aşırı’ buldu. Başbakan’ın ‘Özgürlüklerin genişletilmesi ve
serbestliğin savunucusu olarak ortaya çıktığını’ hatırlatan Boyner,
‘Özgürce ifadeye, konuşmaya karşı Başbakan suç duyurusunda bulunarak
korku salıyor. Bu çok ağır. Eleştirileri korkutarak susturmak, özgürlüğün
parçası olamaz’ dedi.
Geçmişte kendi başkanlığı döneminde ‘TÜSİAD Kanaryaseverler Derneği’
değildir mesajını güçlü şekilde verdiğini hatırlatan Cem Boyner
şöyle devam etti: ‘Rahmetli Turgut Özal’ın iktidarı döneminde birkaç
kez Cumhuriyet Savcılığı’na ifade verdim. Hükümetler genelde iktidara
gelirken TÜSİAD’la çok yakın dururlar, özgürlükçü olurlar. Ancak
iktidara geldikten sonra eleştiriler başlayınca, ‘TÜSİAD değişti’
sanırlar. Ama aslında kendileri değişmiştir.’
GAFLARIN PEŞİNDEN KOŞUYORLAR:
1989-1991 yılları arasındaki dönemde birkaç kez savcılığa ifade
veren Boyner, son gelişmeler üzerine şunları söyledi: ‘Şu anda gördüğüm
icranın temsilcileri, kamu yöneticileri, parti tabanını temsil iddiasıyla
belediye başkanları gaf üzerine gaf yapıyorlar. Hükümet yeni projelerle
Türkiye’yi sürüklemek yerine gafların arkasından sürüklenir halde.
Son iki aydır hükümetin kontrol edemediği olaylar gündemi şiddetle
belirliyor. Orhan Pamuk olayı, içki yasakları ve tüm bunlara karşı
icranın başı olarak Başbakan cevap vermek zorunda.’
TAHAMMÜL EŞİĞİ AŞAĞIDA:
‘Son aylarda yaşanan bütün bu olaylardan Başbakan’ın müthiş bunaldığını
ve stres altında kaldığını düşünüyorum’ diyen Boyner, şöyle konuştu:
‘Bunun da Başbakan’ın tahammül eşiğini son derece aşağı çektiğini
düşünüyorum. Gösterilen reaksiyon bence çok aşırı. Özgürce ifadeye,
özgürce konuşmaya karşı Başbakan suç duyurusunda bulunarak korku
salıyor. Bu çok ağır. Eleştirileri korkutarak susturmak, demokrasinin
parçası olamaz. Özgürlüklerin genişletilmesi, serbestliğin, özgür
tercihlerin savucusunu olarak ortaya çıktı. Özgürlükleri kısıtlama
konusunda bir misyon yüklenmiş gibi reaksiyon gösteriyor. Eleştirilere
tahammül siyasi liderliğin en önemli unsurlarından biri. Başbakan’ın
bu reaksiyonunu müthiş yadırgıyorum.’
TÜSİAD’a üçüncü kez yargı yolu görünüyor
BAŞBAKAN Erdoğan’ın, TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı ve TÜSİAD Yüksek
İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç’un Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Rektörü Prof.Dr. Yücel Aşkın’ın yargılamasına yönelik eleştirilerinin
ardından yaptığı ‘Bu anayasa suçu’ açıklamasıyla savcıların harekete
geçmesi, daha önce TÜSİAD Başkanları’nın başına gelenleri hatırlattı.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) eski başkanlarından
Cem Boyner ve Halis Komili de, başkanlıkları döneminde bazı sözlerinden
dolayı zaman zaman Cumhuriyet Savcılığı’na ifade vermek zorunda
kalmışlardı.
BOYNER ‘KLEPTOKRASİ’ DEMİŞTİ:
1989-1991 yılları arasında TÜSİAD Başkanlığı yapan Cem Boyner,
hükümetin manevi şahsiyetini zedelemekten dolayı savcılığa ifade
vermişti. Boyner hakkındaki ilk suç duyurusu, dönemin iktidarına
yönelik eleştirilerinde ‘Kleptokrasi rejimi’ (hırsızlık rejimi)
ifadesini kullandığı için yapılmıştı.
KOMİLİ DEMOKRASİYİ ELEŞTİRMİŞTİ:
1993 ile 1996 yılları arasında TÜSİAD Başkanlığı yapan Halis Komili
de, 1995 yılında yaptığı bir konuşmasında demokrasiye ilişkin sözlerinden
dolayı Cumhuriyet Savcılığı’na ifade vermek zorunda kalmıştı.
Sabancı: Biz her konuyla ilgileniriz
TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü
Yücel Aşkın ile ilgili sözleriyle ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın yargıya müdahale olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatılması
istemi sonrasında savcılığın harekete geçmesiyle ilgili yorum yapmazken
sadece, ‘Biz sadece Van’la değil, tüm üniversitelerle ilgileniyoruz’
dedi. Ömer Sabancı, Nazilli’de Adnan Menderes Üniversitesi’nde yaptığı
konuşmanın ardından soruları yanıtladı. Bir öğrencinin Yücel Aşkın
ile ilgili sözleri nedeniyle Başbakan Erdoğan’ın yargıya müdahale
olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatılmasını istemesi ve savcılığın
da harekete geçmesi konusundaki hatırlatmasını yanıtlamak istemedi.
Sabancı, ‘Bu konuya pek de girmek istemiyorum doğrusu ancak biz
sadece Van’la değil, tüm üniversitelerle ilgileniyoruz’ dedi. Sabancı,
‘Biz bir gönüllü sivil toplum örgütüyüz. Dolayısıyla birçok konuyla,
ekonomiyle ilgilenmemiz gerektiği gibi, birçok konuyla da ilgilenip,
bilimsel tarafı da olan raporlar yayınlamak bizim çalışma düzenimizde
var’ diye konuştu.
Eleştirilerin iyi niyetle yapıldığını takdir etmeli
TÜSİAD’da başkanlık ve YİK başkanlığı yapan iş dünyasının önde
gelen isimlerinden biri, ‘TÜSİAD’ın konuşmalarını dengeli buldum.
Hükümetle aralarını bozacak bir şey göremedim. Tabii ki eleştiriler
olacaktır, TÜSİAD’ın bunları iyi niyetle yaptığını takdir etmek
lazım’ dedi. TÜSİAD eski YİK Başkanı, TÜSİAD’ın yıkıcı olma niyetinde
olmadığını, iyileri de söylediğine işaret ederek, şunları söyledi:
‘TÜSİAD muhalefet partisi gibi davranma derdinde değil. Eleştirilere
böyle bir anlayışla bakmak lazım. Konuşmaları yargıya müdahale olarak
görmek doğru değil. Yasalar bunu gerektiriyor olabilir, ama yasaları
değiştirmek de meclisin görevi. Bu inisiyatifi göstermek de hükümete
düşüyor. Van’da kamu vicdanına gelen ters olaylar cereyan ediyorsa
‘yargıya müdahale edilmez’ deyip susmak olmaz. Ters birşeyler varsa
yasalara da bakmak lazım.’
Hürriyet
23.12.2005
|