|
Yazar Musa Anter'in kızı Rahşan Anter, babasının katillerinin yargı
önüne çıkarılması için Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nı
harekete geçmeye çağırdı.
Hürriyet Gazetesi'nde yayımlanan "Meçhul Faille Yüzleşme"
başlıklı haberin ardından yüzlerce mesaj aldığını söyleyen Anter,
haberi, davanın yeniden görülmesi açısından umutlu bir gelişme olarak
değerlendirdi. Rahşan Anter şöyle konuştu: "1992'den bu yana,
babamın katillerinin nerede olduğu biliniyor. Bu kişiler babamdan
sonra da işlerine devam ettiler, birçok kişinin kanına girdiler,
işkence yaptılar. Babamı başından kurşunlayan tetikçi Şırnaklı Hamit'in
halen Şırnak'ta korucu olarak çalıştığı biliniyor. Diğer katil İsveç'te.
Çetebaşı Yeşil'in de nerede olduğunun bilindiğini tahmin ediyorum.
Bunların hepsinin bir an önce bulunup yargı önüne çıkarılması lazım.
Türkiye'ye ak bir gündemle geldiğini söyleyen hükümetin harekete
geçip, karanlık odakları kesin ve net olarak belirlemesi lazım.
Bu katilleri yargı önüne çıkarmadığı sürece hiç kimsenin vicdanı
rahat olmamalı."
Evet, Hamit vurdu
Musa Anter'in öldürüldüğü gece yanında bulunan ve 4 kurşunla vurulduğu
halde şans eseri kurtarılan akrabası Yazar Orhan Miroğlu, cinayetin
faillerinden Abdülkadir Aygan'ın Hürriyet'te dün yer alan ifadelerini
doğruladı ve şunları söyledi:
İSTANBUL'DA ÖLDÜRECEKLERDİ
Musa Anter Diyarbakır'a gelmeden bir hafta önce tehditler alıyormuş.
Öldürülmek konusunda çok tedirgindi. Dragos'taki evine olaydan iki
hafta önce bazı kişiler geliyor ve bir tanıdığının ismini vererek
kapıyı açtırmak istiyorlar. Ancak Musa Anter ikna olmayarak gelen
kişilere kapıyı açmıyor. Diyarbakır'daki Kültür Festivali'nde kitap
imzalamak için davetliydi. İmza gününden sonra o gün evimize davet
ettim. Musa Anter de 'Tamam gelirim yemek yeriz olmazsa bu gece
(20 Eylül 1992 Pazar) sizde kalırım sabah havaalanına sen götürürsün'
dedi. Ben 20 Eylül 1992 Pazar günü Musa Anter'in kaldığı Demir Otele
akşam üzeri gittim. Bu sırada Hamit(Abdülkadir Aygan'ın iddiasına
göre olaydaki tetikçi) geldi. Üzerinde kot pantolon ayağında mekap
beyaz ayakkabılar vardı. Musa Anter ile odasında görüştüler. Daha
sonra Musa Anter aşağıya resepsiyona Hamit'le birlikte geldi. Bir
yere gideceğimizi söyleyerek araç bulmamı istedi.
PKK İLE ARABULUCULUK
Otelde kalan ve geceleri taksicilik yapan TEK'te memur biri olduğunu
söylediler. Onu kaldırdık ve ben şoförün yanına oturdum, Musa Anter'le
Hamit'te arka koltuğa oturdular. Ben nereye gittiğimizi sordum.
Musa Anter de 'Bunlar PKK'den ayrılan ve itirafçı olan bir grup,
şimdi tekrar PKK ile temas kurmak istiyorlar' dedi. Aramızdaki konuşmalar
hep kürtçe yapılıyordu. Sonra hep birlikte araçla bilinmeyen bir
yöne gidiyorduk. Epeyce gittik Diyarbakır dışına çıktık. Ben bir
tuhaflık sezdim nereye gittiğimizi sordum. 'Ergani yolunda ne işimiz
var' dedim. Hamit 'burası Silvan yolu değil mi?' diye sordu. Ben
de 'Hayır' dedim. Bu kez aracı çevirdi ve Diyarbakır'da Silvan yolu
üzerinde bulunan Peşmerge konutlarının olduğu mahalleye geldik.
36. Sokak'ta arabayı durdurdu. Şoföre parasını Musa Anter vererek
gönderdi ve bana 'buluşma yapacağımız ev burada' dedi.
ANTER'E KURŞUN YAĞDIRDI
Bu sırada Hamit bizden 20-30 metre kadar ileriden yürüyordu. Bir
anda tabancasını çıkararak üzerimize doğru ateş açmaya başladı.
Musa Anter başından ve boynundan vuruldu. Hemen olay yerinde yaşamını
yitirdi. Hamit bu kez silahını bana doğru çevirdi ve ateş etmeye
başladı. Ben de yaralandım. Yere düştüm, yanıma geldi ve bir kez
de sırtıma ateş ettikten sonra olay yerinden kaçtı. Ben 10-15 dakika
kadar yardım çağırdım ama kimse dışarı çıkamadı. Bir süre sonra
karakol polisleri gelerek beni hastaneye götürdü. Eğer Hamit, yanlışlıkla
Ergani yolu değil de Yeşil'in beklediği Silvan yoluna gitseydi zaman
kaybetmeyecekti. Yeşil'in beklediği yere zamanında varacaktık ve
orada hepimiz öldürülecektik. Bir zamanlama hatası nedeniyle hem
şoför hem de benim hayatım kurtuldu.
Hürriyet
23.01.2006
|