| |
Dikkatli bir inceleme, son 30 yıldır her terör olayında hep aynı
isimleri çıkarıyor karşımıza. Her seferinde kurtuluyorlar, kurtaranlar
yıllar sonra önemli görevlere getiriliyor. Bu utanç sayfası bir
türlü kapatılamıyor...
"Sağcıların solcuları ve solcuların da sağcıları, hem de birbirlerini
öldürmeleriyle yetinmeyip şimdi topluluklara karşı hedef gözetmeksizin
öldürücü sabotajlara kalkışmalarıyla terörizm yeni bir aşamaya gelmiştir.
Amaçları, hükümeti devirmek, rejimi yıkmaktır. İstedikleriyse toplumda
panik ve umutsuzluk yaratmaktır."
Abdi İpekçi
Abdi İpekçi bu yazıyı 3 Ekim 1978'de yazdı. O yıl gerçekten de
terör yeni bir aşamaya gelmişti. 16 Mart'ta İstanbul Üniversitesi'nde
sol görüşlü 100 kadar öğrencinin üzerine bomba atıldı. 7 öğrenci
öldü, 47 öğrenci yaralandı.
Olayda kullanılan bombanın Ülkü Ocakları Derneği Şube Başkanı Abdullah
Çatlı tarafından İstanbul'a getirildiği mahkeme tutanaklarına geçti.
Olay anında kısa boylu esmer bir genç bombayı atmış, 4 kişi de panik
içinde kaçan öğrencilere ateş açmıştı. Polis kaçan bu saldırganların
peşine düştü. O anda bir komiser muavini "Geri dönün"
emrini verdi.
Döndüler. Katiller yakalanamadı.
Katliamdan 18 yıl sonra Susurluk skandalı patladı. Kazada ölen Abdullah
Çatlı'nın telefon kayıtları incelendi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde
bir şube müdürüyle 5 kez görüştüğü ortaya çıktı.
Terörle mücadele şubesinin başındaki o müdür, 16 Mart'ta katillerin
peşinden koşan polislere "Durun" dediği söylenen komiser
muaviniydi:
Reşat Altay...
'Öldürmüşse de beraat'
16 Mart katliamından 8 gün sonra Ankara Cumhuriyet Savcı yardımcısı
Doğan Öz öldürüldü.
Öz, kontrgerillayla ilgili dava açma hazırlığındaydı. "Yaygınlaşan
şiddet olaylarının, faşist bir düzen getirmek isteyen kontrgerilla
gibi gizli örgütlerce yönlendirildiğini" belirten raporunu
Başbakan Ecevit'e iletmişti. Raporu yazdıktan 2 ay sonra raporda
sözünü ettiği örgütlerin hedefi oldu.
Öz'ün cinayet sanığı İbrahim Çiftçi idama mahkûm oldu. Ama avukatı
Can Özbay mahkemeye verdiği bir dilekçede müvekkilinin Milli Savunma
Bakanlığı'nda dosyası olduğunu belirtince idam kararı Askeri Yargıtay'da
tam 4 kez bozuldu. Sonunda idamı veren askeri mahkeme "Sanığın
Öz'ü öldürdüğü sabit görüldüğü halde Askeri Yargıtay'ın kararına
direnilemeyeceğinden Çiftçi'nin beraatine" karar verdi.
Çiftçi, sonradan MHP Genel Başkanlığı'na aday oldu.
Avukatı Can Özbay ise Mehmet Ali Ağca'nın avukatlığını üstlendi.
Yine 1978'deyiz. 11 Temmuz 1978'de Hacettepe Üniversitesi Sanat
Tarihi öğretim üyesi Doç. Dr. Bedrettin Cömert öldürüldü.
Avrupa Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu eski Başkanı Lokman Kondakçı,
İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'e cinayet emrini dönemin Ülkücü
Gençlik Derneği başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun verdiğini, onun üzerinde
de Ramiz Ongun'un yer aldığını söyledi.
Cinayetin azmettiricisi sıfatıyla Abdullah Çatlı hakkında tutuklama
kararı çıkarıldı.
Polisin belirlediği saldırganlardan Rıfat Yıldırım Almanya'da uyuşturucu
kaçakçılığından yakalandı, ancak serbest bırakıldı. Dava "garantiye
alınınca" Türkiye'ye iade edildi ve mahkemede "delil yetersizliğinden"
beraat etti. Diğer saldırgan Üzeyir Bayraklı ise 1992'de öldürüldü.
Abdullah Çatlı ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun katıldığı bir cenazeyle
gömüldü.
Uğur Mumcu'ya göre Rıfat Yıldırım'la Ağca'ya pasaport sağlayanlar,
aynı kişilerdi. Yıllar sonra Yazıcıoğlu BBP Genel Başkanı oldu.
Ramiz Ongun MHP Genel Başkan adayı, Kondakçı DYP il Başkanı...
Cömert'in kardeşi Faruk Cömert ise halen Hava Kuvvetleri Komutanı...
"Yanlışlıkla tahliye"
Bitmedi.
10 Ağustos'ta Balgat'ta solcuların gittiği bir kahve tarandı. 5
kişi öldü. Olayla ilgili olarak yakalanan Mustafa Pehlivanoğlu askeri
savcılığa eylemi Abdullah Çatlı'nın emriyle gerçekleştirdiğini,
silahı da ondan aldığını söyledi. İpekçi'nin girişte kullandığımız
yazısının yayımlanmasından 5 gün sonra 1978'in en feci katliamı
gerçekleşti.
Ankara Bahçelievler'de Türkiye İşçi Partili 7 genç katledildi. Olayın
sorumlusu olarak Haluk Kırcı yakalandı.
Kırcı, ölüm emrini "Büyük Reis" Abdullah Çatlı'dan aldığını
açıkladı. O, içerde gençleri boğazlarken Çatlı kapıda bekliyordu.
Kırcı, 1988'de 7 kez idama mahkûm oldu. Bir yıl sonra şartlı tahliye
yasasından yararlandırılıp serbest bırakıldı.
Sonra tahliyenin "yanlışlıkla" yapıldığı anlaşıldı. Yeniden
arandığı dönemde evlendi. Nikâh şahidi, dönemin Erzurum Valisi Mehmet
Ağar'dı.
Emniyet'ten kaçırıldı
1996'da yeniden yakalanıp İstanbul Emniyeti'ne götürüldü, ancak
aynı gün 3 polis şefinin yardımıyla kaçırıldı.
Yargılanan polislerden biri, dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar'ın
Kırcı için "Nezarete atmayın, polislerle otursun" talimatı
verdiğini söyledi.
O davada Kırcı'ya yardım suçlamasından "delil yetersizliğinden"
beraat eden Sedat Demir daha sonra Söylemezler çetesine yardımcı
olmaktan yargılanacaktı.
Kırcı bir süre şirketiyle Sağlık Bakanlığı'nın ihalelerine girdikten
sonra 1999'da yeniden yakalandı. Susurluk davasında mahkûm oldu.
2004'te ikinci kez hatalı infaz hesabı nedeniyle yanlışlıkla tahliye
edildi. Ukrayna'da yakalandı.
Anılarında "Her tadı versin diye dikilmiş fidanlardık. Zalim,
hain, görünmez bir el bize su yerine kan, nefret ve kin verdi"
diye yazdı.
Ve İpekçi
İşte İpekçi cinayeti bu süreçte ve Bahçelievler katliamından 3,5
ay sonra gerçekleşti.
Amaç "toplumda panik yaratmak ve rejimi yıkmak"sa, o da
olacaktı.
İpekçi cinayetinden 1,5 yıl sonra...
1980 Eylül'ünün 12'sinde...
Ağca: Ben çıkarım
Sıkıyönetim sorgu süresini uzatmayınca Ağca Emniyet'ten alınıp askeri
cezaevine konuldu.
Sıkıyönetim'e getirildiğinde başsavcının odasında işe bitti gözüyle
bakıyordu.
Dönemin Sıkıyönetim Başsavcısı Refik Kara, ilk sorguda karşılaştığı
Ağca'yı, gazeteci Erbil Tuşalp'e şöyle anlatacaktı:
"Ağca 'Ben 1981'de çıkarım' dedi. 'Sen adam öldürmekten idam
talebiyle yargılanıyorsun. Muhtemelen uzun süre cezaevinde kalacaksın.
Nasıl böyle düşünebiliyorsun?' dedim. Gayet kendinden emin, 'Ben
çıkarım, sizin cezanız bana yetişmez' dedi. 'O halde kaçmayı umuyorsun'
dedim, gülerek 'Yok' dedi."
Ağca'nın bir bildiği olduğu çok geçmeden anlaşıldı. Selimiye cezaevinden
ülkücülerin yattığı Kartal Maltepe'ye naklini istedi. Kabul edildi.
Mahkemede "İpekçi'yi ben öldürmedim" dedi. Bu, örgüte
"Kaçırmazsanız, konuşurum" sinyaliydi. 1979 Eylül'ünde
Adli Tıp'a getirildiğinde yanındaki ülkücüyle kaçma girişimi başarısızlıkla
sonuçlandı. 2,5 ay sonra yeniden denedi, başardı. İki girişimde
de nöbetçisi aynı astsubaydı.
Sıkıyönetim, "Kaçmadı, kaçırıldı" açıklamasını yaptı.
Orgeneral Üruğ'un müdahalesi
İpekçi öldürüldüğünde İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş' ti.
Ağca'nın sorgusunu gizli bir bölmeden izliyordu.
Tetikçi, konuşmaya başlamıştı, ama 15 günlük sorgu süresi doldu.
İstanbul'da sıkıyönetim vardı.
Süreyi uzatmak için Sıkıyönetim'in izni gerekiyordu.
15 günlük ek süre için başvuru yapıldı.
Sıkıyönetim komutanı talebi reddetti.
Komutanın adı Orgeneral Necdet Üruğ idi.
Yıllar sonra sorulduğunda bu ayrıntıyı hatırlamadığını söyledi.
Üruğ, 1987 tarihli ünlü MİT raporunda "1. Ordu Komutanı iken
bir silah kaçakçısını MİT'e tavsiye edip eleman aldırmak, kimi yolsuzluk
soruşturmalarını kapattırmakla" suçlanacaktı.
Oral Çelik'in tanığı nasıl korkutuldu?
İpekçi suikastının elebaşlarından Oral Çelik, Papa suikastının da
kilit ismiydi. Ama Ağca bu ismi ısrarla gizledi, kendisi de suçlamaları
kabul etmedi. İsviçre'de uyuşturucu davasından yargılandı. Sonradan,
yargılanacağını bile bile gülücükler saçarak Türkiye'ye döndü. Çünkü
davalarının çoğu zamanaşımına uğramıştı, İpekçi davasında da tanık
yoktu. Ancak son anda ortaya çıkan bir tanık İpekçi'ye Çelik'in
ateş ettiğini gördüğünü açıkladı. Abdullah Yavuz adlı tanık, "Güvenliğimi
sağlarsanız mahkemede tanıklık yaparım" dedi. Can güvenliği
sağlanamadı. Sürekli tehdit altındaydı. Tanıklıktan vazgeçti. Daha
önce kesin teşhis ettiğini söylediği adamla mahkemede karşılaşınca
"Kesin teşhis edemiyorum" dedi. Dava kapandı.
Okuma listesi
- "Çetele", Doğan Yurdakul, Cengiz Erdinç, Ümit, 1998
- "Bir Gizli Servisin Tarihi: MİT", Tuncay Özkan, Milliyet,
1996
- "Kurtlu Kokteyl", Hasan Uysal, Öteki, 1990
Karşı anılar:
- "Ben Mesih", Mehmet Ali Ağca, Kuşak
- "Bırak Eşkıya Bellesinler", Haluk Kırcı, Burak, 2000
Can Dündar, Milliyet
19.01.2006
|