| |
Teröre bulaşanların evlerinin basıldığı günlerde Abdullah Çatlı
yurtdışına çıktı. Ya da eşinin tabiriyle, "kollanmak amacıyla
yurtdışına çıkarıldı". Meral Çatlı, o günleri şöyle anlatmıştı:
Pasaport almak kolay değildi. Demek ki eşime yardımcı olundu
Ağca, İpekçi suikastından 4 ay sonra yakalandı. İlk sorgusu Emniyet'te
yapıldı. Sorgunun sürdüğü günlerde Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan
Metin G. adlı bir görevli düzenli olarak İpekçi ailesine bilgi aktarıyordu.
Metin G, Abdi İpekçi'nin eşi Sibel İpekçi'ye Ağca'nın sorgulamasında
çekilen filmi de izletiyor, bu arada da bilgi almaya çalışıyordu.
Metin G. adını bir kenara yazalım ve bizim 5'linin öyküsüne devam
edelim.
Çete dışarı göçüyor
12 Eylül'de kalmıştık.
Türkiye'nin her yerinde teröre bulaşanların evlerinin basıldığı
o günlerde Abdullah Çatlı yurtdışına çıktı.
Ya da eşinin tabiriyle "kollanmak amacıyla yurtdışına çıkarıldı".
Meral Çatlı TBMM Susurluk Komisyonu'nda o günleri şöyle anlatıyor:
"80 ihtilali olduğunda sıkı denetim vardı. Pasaport almak,
düzenlemek kolay değildi. Demek ki eşime yardımcı olundu."
Bu yardımla, 12 Eylül'den 3 hafta sonra Çatlı ve eşine pasaportları
verildi, havaalanından Fransa'ya yollandılar.
Amaç hasıl olmuş, Türkiye'de yaratılan kaos ortamı sonucunda despotik
bir rejim kurulmuştu.
Şimdi "dışarıdaki işler" kovalanacaktı.
Yine Metin G.
Mehmet Ali Ağca, Mehmet Şener, Abdullah Çatlı, Oral Çelik, 24 Ekim
1980'de İsviçre'de buluştu.
Enis Berberoğlu, bu buluşmadan sonra "Papa suikastını Sovyetler'e
yıkmaya çalışan Batılı gizli servislerle tanışma" döneminin
başladığını yazıyor.
Bu arada Türk istihbaratı da onları taşeron olarak kullanmak amacıyla
peşlerindeydi.
ASALA Türk diplomatlarına karşı saldırılarını yoğunlaştırınca MİT
buna karşı mücadele için özel bir birim oluşturmuştu.
Şimdi dikkat:
Tuncay Özkan'a göre bu birimin yurtdışı organizasyonunu gerçekleştiren
ve eski katilleri devlet görevlisi olarak işe alan MİT mensubu,
Ağca'nın sorgusundaki isimdi:
Metin G.
Kırcı koşulu
Mesut Yılmaz'ın talimatıyla Susurluk skandalını araştıran Kutlu
Savaş'ın raporunda MİT yetkililerine atfen verilen bilgiye göre
devlet, Çatlı ile 22 Ekim 1983 tarihinde Fransa'da temasa geçmişti.
Raporun "devlet sırrı" olduğu gerekçesiyle yayımlanmayan
77, 78, 79. sayfalarında "Çatlı'ya ilk görüşmede görev anlatılarak
karşılıksız kabul edip etmeyeceği sorulmuş, kabul etmesi üzerine
göreve sevk edilmiştir" deniliyordu.
O pazarlıkta paradan çok, siyasi koşullar üzerinde duruldu.
Ayrıntıları Susurluk Komisyonu'na ifade veren Meral Çatlı'dan alıyoruz:
"Eşimin de Türkiye'den bir isteği oldu. Haluk Kırcı o zaman
cezaevindeydi. Cezaevinden bırakılmasını istedi. İdamı vardı Haluk
Bey'in... İdamını durdurdular. Bir de Türkeş hakkında bir istekte
bulundu, detayını bilmiyorum."
'Bizimkileri salıverin'
Şimdi Haluk Kırcı'nın masum 7 genci katlettiği için 7 kez idama
mahkûm olmuşken, nasıl olup da 1 yıl yattıktan sonra "yanlışlıkla"
serbest bırakıldığını anlıyor musunuz?
Ya da nasıl tam arandığı dönemde devletin valisini nikâh şahidi
yaptığını?..
Veya kazara yakalanınca Emniyet'ten elini kolunu sallayarak "kaçtığını"?..
Oral Çelik'in Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadeye göre Çatlı,
kendisiyle pazarlık yapanlara 12 kişilik bir liste vermiş ve bunların
serbest bırakılmasını talep etmişti.
Tuncay Özkan ise Çatlı'nın 3 koşulunu sayıyor:
1) Türkeş'in tutukluluğunun kaldırılması,
2) Aralarında Balgat katliamı sanıklarının da bulunduğu bir grup
ülkücü teröristin salıverilmesi...
3) Türkiye'de işledikleri suçlara bakılmaksızın kendilerine yurda
dönebilme ve serbest dolaşma hakkı tanınması...
Ne yaptılar?
Çatlı ve ekibi 1984 yılında Fransa'da Taşnak Partisi binaları ile
Marsilya'daki Ermeni anıtını bombaladı.
Başka?
Oral Çelik, Gökçen Çatlı'nın babası için yazdığı kitapta bir ayrıntı
daha veriyor:
Türkiye'nin İsviçre'den sipariş ettiği ve parasını ödediği makineli
tüfeklere İsviçre hükümeti ambargo koymuş. Bunun üzerine Çatlılardan
"konuyla ilgilenmeleri rica edilmiş". Şöyle diyor Çelik:
"Silahların yapıldığı fabrikaya gittik. Böylece silah sürümlerinde
aksilik çıkacak, sıkıntıya düşeceklerdi. Nitekim öyle de oldu ve
haksız yere konmuş olan ambargo kaldırıldı".
Ne aldılar?
Karşılığında devlet sözünü tuttu mu?
Evet!
Alpaslan Türkeş 1985'te tahliye edildi.
Balgat katliamından idama mahkûm olan İsa Armağan, kararın onanmasından
sonra Mamak Askeri Cezaevi'nden kaçırılmıştı. 1992'de Almanya'da
yakalandı. 1995'te Türkiye'ye iade edildi. 2002'de aftan yararlanarak
salıverildi.
3. koşula gelince...
Anlaşma uyarınca Çatlı ve ortaklarına dilediklerince yurda girip
çıkma olanağı sağlandı. Anne ve babasını görmek isteyen Çatlı gizlice
Türkiye'ye sokuldu, havaalanında MİT görevlilerince karşılandı.
Abdullah Çatlı'nın eşi Meral Çatlı, TBMM Susurluk Komisyonu'na verdiği
ifadede yurtdışında oldukları süre içerisinde eşinin "Mete
Bey" kod adlı bir istihbaratçıyla sürekli temasta olduğunu,
Türkiye'ye geldiklerinde de onun tarafından karşılandıklarını açıkladı.
Oral Çelik de Komisyon ifadesinde "Mete Bey"den "kahraman"
diye söz etti.
Kim bu "Mete Bey"?
Başa dönelim şimdi...
"Mete Bey" meselesi basına yansıyınca Abdi İpekçi'nin
eşi Sibel İpekçi, bu kişiyle daha önce karşılaştıklarını hatırladı.
Evet, Çelik ve Çatlı'nın temasta olduğu "Mete Bey", 18
yıl önce Ağca'nın sorgusundaki Metin G. idi.
Dün sorguladığı çetenin patronu olmuştu.
Kilit 5'liyi her dara düştüklerinde kurtaran "tesadüf"lerin
sırrı buydu.
Bu hafta "yanlışlıkla" salıverilen Ağca'nın MİT müsteşarına
yolladığı son mektupta hâlâ devlete iş teklif etmesi boşuna mı?
NASIL KURTULDULAR
MEHMET ALİ AĞCA
İpekçi suikastından idamla yargılanırken 1979 yılında ülkenin en
iyi korunan askeri cezaevinden kaçırıldı. Bu kaçırmada devlet görevlilerinden
yardım gördüğü ortaya çıktı. Papa'ya suikasttan 19 yıl İtalyan hapishanelerinde
yattıktan sonra Türkiye'ye getirildi. 5.5 yıl yattıktan sonra 10
yıl daha yatması beklenirken salıverildi.
ABDULLAH ÇATLI
Bedrettin Cömert suikastıyla ilgili olarak aranırken Ağustos 1978'de
Sakarya'da yakalandı, 48 saat sonra serbest bırakıldı.
Şubat 1982'de bu kez MHP davasından aranırken Zürih'te, Mehmet Şener'le
birlikte sahte pasaportla yakalandı, yine 48 saat sonra salıverildi.
1990'da İsviçre'deki cezaevinden firar etti. Türkiye'de serbestçe
dolaştı. Susurluk'ta bir polis şefi ve DYP milletvekili ile aynı
arabada yolculuk yaparken kaza sonucu öldü. Üzerinden dönemin İçişleri
Bakanı Mehmet Ağar'ın imzasını taşıyan silah taşıma belgesi ve yeşil
pasaport çıktı.
MEHMET ŞENER
Şubat 1982'de Çatlı'yla birlikte Zürih'te yakalandı. Uğur Mumcu,
"Şener iade edilirse İpekçi cinayeti aydınlatılır, yitirilen
her saniye önemli" diye yazdı ama değil saniyeler, aylar geçti,
Şener yargılandı ve "delil yetersizliğinden" serbest bırakıldı.
İpekçi cinayetini azmettirmekten 20 yıl arandıktan sonra 1999'da
gıyabi tutukluluğu zamanaşımı gerekçesiyle kaldırıldı. Yargılanmaktan
kurtulmuş oldu.
ORAL ÇELİK
1985'te İsviçre'de Çatlı ve Şener'le birlikte yakalandı. 10 gün
sonra serbest bırakıldı. 1986'da bu kez Fransa'da uyuşturucudan
yakalandı. Uyuşturucu ticaretinden bir süre Fransa'da sonra İtalya'da
hapis yattı. En son İsviçre'de yargılandı. Meral Çatlı'ya göre "Abdullah
Çatlı'nın ikna etmesi üzerine" 1996'da, yargılanacağını bile
bile Türkiye'ye dönmek istedi. Döndükten sonra Malatya'da süren
cinayet davasında "Dosyada bir evrakın kaybolması üzerine"
tahliyesine karar verildi. İpekçi davasında kendisini teşhis eden
tanık, tehdit edilmesi ve koruma talebinin İçişleri Bakanlığı'nca
karşılanmaması nedeniyle ifadesini değiştirdi. Çelik, 3 ay yattıktan
sonra yüzünde gülücükler ve milliyetçi sloganlarla tahliye edildi.
Malatyaspor Başkanı ve işadamı oldu.
YALÇIN ÖZBEY
Ağca'nın "İpekçi'yi öldüren isim" diye tanıttığı Özbey,
Almanya'ya kaçtı. 1993'te uyuşturucudan yakalandı ve yattı. Tutuklu
iken kendisine koruma ve yeni kimlik verilirse önemli bilgiler açıklayacağını
söyledi. Bunun üzerine bir İçişleri Bakanlığı görevlisi 1995'te
kendisiyle hapiste görüştü. Bu görüşmeye ait teyp bantları daha
sonra Oral Çelik'in yargılandığı İpekçi davasında mahkemece istendi;
bantların imha edildiği söylendi. Özbey, bir süre sonra Brüksel'de
bir tren istasyonunda yeniden yakalandı. Ama Türkiye'nin iade talebi
gecikince Belçika, İnterpol'ün aradığı Özbey'i 24 saat içinde serbest
bıraktı. Halen Brüksel'de ticaretle uğraştığı sanılıyor.
Okuma listesi
- "Susurluk Raporu", Kutlu Savaş
- "Susurluk", Enis Berberoğlu, İletişim, 1997
- "Papa, Mafya, Ağca", Uğur Mumcu, Cem, 1984
- Kod adı Susurluk, Fikri Sağlar, Emin Özgönül, Boyut, 1998
Can Dündar, Milliyet
20.01.2006
|