İran'a karşı seçenekler

 

Ne yapmalı? Uluslararası topluluk bu sorunun yanıtını arıyor.
Tahran'ın, iki hafta önce, Natanz tesisindeki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) mühürlerini kırarak nükleer çalışmalara yeniden başlaması, bu sorunun arka planındaki siyasi, iktisadi, diplomatik ve askeri muhasebeyi güncelleştirdi.
İlk bakışta, yanıtta zorlanmak için pek neden yok. Öyle ya, ABD ve AB, İran'ın nükleer hevesine karşı sıkı işbirliği halindeler; birçok bölge ülkesi bu hevesin somuta dönüşmesini istemiyor; dünyada, Tahran rejiminin elinde nükleer silah bulunmasından rahatsızlık duymayacak hükümetler parmakla sayılabilir. Hal böyleyken, İran'ı durdurmanın birçok pratik yönteminin bulunması beklenmez mi?
Nerdeee! ABD ve AB giderek daha iyi anlıyor ki, Tahran'a karşı yapılabilecekler sınırlı.

'Akıllı Yaptırımlar'
Rusya ve Çin'in İran'la hayati ticari bağları; yüksek petrol fiyatları; teokrasinin elini güçlendirmeme kaygısı; herhangi bir askeri girişimin taşıyacağı devasa insani, siyasi, mali riskler; Tahran'ın da bütün bu olguların farkında ve olası önlemlere karşı hazırlıklı olması.
Son günleri, başta Rusya ve Çin olmak üzere 35 üyeli UAEA Guvernörler Kurulu'ndaki ülkelere yönelik yoğun kulisle geçiren ABD'li yetkililere göre hedef, bu güçlüklerin hepsini gözeten ortak bir eylem planı.
Anahtar terim, "akıllı yaptırım." ABD ile AB, halkı değil, rejimi zorlayacak önlemler peşinde. İran halkını Batı'ya öfkelendirip, rejim etrafında kenetlendirecek türden yaptırımlar yeğlenmiyor.
Dolayısıyla, geniş kapsamlı bir ambargo ya da İran milli futbol takımının Dünya Kupası'na alınmaması gibi, son tahlilde İran halkını yalnızlaştıracak bir önlem söz konusu değil. Bir ABD'li diplomat, diplomatik ve iktisadi yaptırımların da, askeri operasyonlardaki "nokta vuruşları" gibi seçilmiş hedeflere yönelik "cerrahi" birer müdahale şeklinde uygulanabileceğini söylüyor.
Telaffuz edilen seçeneklerden biri, İranlı yetkililer ile rejim yanlısı işadamlarının Avrupa bankalarındaki 50 milyar dolara yakın hesaplarının dondurulması. Tabii, İran Merkez Bankası Başkanı'nın da geçen gün söylediği gibi, birçok kişi böyle bir olasılığı beklemektense hesaplarını şimdiden Avrupa dışına transfer edebilir. Bir başka olasılık, İranlı yetkililere seyahat yasağı getirmek.
Ancak bunlar, İran'a zaten halihazırda yaptırım uygulayan ABD'nin değil, AB'nin esasen de tek taraflı olarak hayata geçirebileceği, zorlayıcı gücü sınırlı önlemler.

Yedinci Bölüm mü?
ABD ile AB, uluslararası yaptırımlar için çok acele etmemekte hemfikirler. İlk hedef, UAEA Guvernörler Kurulu'nun 2 Şubat'taki toplantısında, İran'ı BM Güvenlik Konseyi'ne sevk etmek.
Tahran yine geri adım atmazsa, ABD ve AB bu kez, yaptırım değil, ama "yaptırım tehdidi" içeren bir BM kararı için bastıracak.
İran'ın Güvenlik Konseyi'ne resmen sevkine sıcak bakmayan Rusya ve Çin ise, böyle bir karara büsbütün ayak direyebilir. Özellikle de ABD ve İngiltere'nin istediği türden, BM Antlaşması'nın zorlayıcı nitelikli 7'nci Bölümü'ne doğrudan atıf yapan bir tasarıya yanaşmaları zor.
Washington bunu bilse de, 7'nci Bölüm'e dayandırılmayan bir kararın Tahran'ı etkilemeyeceği görüşüyle, kulisi sürdürüyor.
Bir ABD'li yetkiliye, bu kapsamdaki olası yaptırımları sorunca, "İran'a nükleer bağlantılı malzeme satışının durdurulmasından" söz ediyor.
Ya BM bunu benimsemezse?
"AB ve ABD, İran'a bu tür malzeme satan üçüncü ülkelere ambargo koyabilir. Ya da İran'a bu tür malzeme taşıdığından kuşkulanılan uçak ve gemileri durdurup arayabiliriz" diyor yetkili.

Askeri söylem
Washington, İran'a karşı askeri eylem olasılığı üzerinde bu aşamada fazla konuşmuyor. Tehditkar söylem, "Her seçenek masada" cümlesiyle sınırlı. Aynı ifadeyi geçenlerde Almanya Savunma Bakanı'nın da kullanması, ABD ile AB'nin ağız birliğini yansıttı.
Askeri eylem, BM'de kabul görmeyeceği gibi, AB ve ABD kamuoylarında da kolay benimsenmez.
Dahası, İran'ın nükleer kapasitesini ortadan kaldıracak bir harekatın, bilinen nükleer tesislerle sınırlı kalmayıp silah taşıma yeteneğini sıfırlaması gerekecek ki, bu da balistik füzelerin, uçakların, komuta kontrol merkezlerinin, tüm bir hava savunma ağının vurulması demek.
Sivillere kayıp verdirmesi olasılığı yüksek, İran halkını rejimin etrafında kenetlemek için bire bir bir seçenek bu. "Akıllı" bir iş olmayacağı kesin.

Yasemin Çongar, Milliyet
23.01.2006