Kıbrıs ve AB cephesinde ilginç gelişmeler

 

'Kıbrıs önerilerini Genelkurmay ve Dışişleri irtibatla hazırladı' denilebilir
Türkiye'nin Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler'e sunduğu yeni önerilerin bugün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından ilan edilmesi bekleniyor. Öneriler dizisi aslında birkaç gündür New York kaynaklı olarak basına sızmış bulunuyor. Bu sızma, işin heyecanını kaçırdığı için Türk Dışişleri'nin biraz canını sıksa da, işin önemini azaltmıyor.
Aslında, Gül'ün bu planı açıklayacağı gün İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs'ta olması ayrı bir heyecan unsuru olarak görülebilir. Straw'un Kıbrıs Rum Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un 'yoksa görüşmem' şantajını dikkate almayarak Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile makamında görüşeceğini açıklaması, adadaki dengeleri nasıl değiştirecektir?
Talat ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 21 Ocak'ta İstanbul'da, Dolmabahçe Sarayı'nda yaptıkları görüşme ardından açıklamaları, KKTC üzerindeki ekonomik yaptırımlar kaldırılmadıkça Türkiye'nin yeni bir adım atmayacağı yönündeydi.
Erdoğan'ın bu buluşma öncesi Kıbrıs konusunu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve kuvvet komutanları ile görüşmüş olduğunu burada anımsamak gerekiyor. Başbakanlık binasında 4 Ocak'ta yapılan toplantıda aslında Irak ve Kürt meselesinin yanı sıra görüşülen önemli konu Kıbrıs olmuştu. Dolayısıyla Dışişleri Bakanı Gül'ün bugün ayrıntılarını açıklayacağı Kıbrıs öneriler dizisinin Dışişleri ve Genelkurmay arasında irtibatla hazırlanmış bir girişim olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Gül'ün açıklayacağı öneriler, Straw'un Türkiye'deki temasları sırasında kendisine, daha sonra, muhtemelen 27 Ocak'ta da Erdoğan tarafından İsviçre'nin Davos şehrinde yapılacak Dünya Ekonomik Forumu toplantıları sırasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a aktarılacak.
Peki, hem KKTC üzerindeki ambargo kalkmadan adım atılmayacağını söyleyip, hem de dünyaya yeni öneriler dizisi açıklamak bir çelişki değil mi?
Öneriler dizisine bakınca, aslında hiçbir maddenin yenilik içermediği söylenebilir. Türkiye ne toplumlararası görüşmelerin yeniden başlamasını, ne KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılmasını, ne de bunlar yapıldığı takdirde kendi liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum bayraklı gemilere açacağını ilk defa söylemiyor. Evet, bunlar belki ilk defa bu netlikte ve aynı metin içinde dile getiriliyor ama, hiçbiri yeni değil. Dolayısıyla Rum hükümeti tarafından kabul edilmesi ihtimali oldukça zayıf.
Ancak Annan tarafından reddedilme ihtimali de oldukça zayıf. Çünkü bu öneriler aslında Annan Planı'nı yansıtıyor.
Türkiye'nin Kıbrıs önerilerinin en büyük işlevi, belki de Rum hükümetinin uzlaşmazlığını yalnız BM Güvenlik Konseyi üyelerine değil, Avrupa Birliği üyelerine de bir kez daha göstermek. Önerilerin açıklanmasının tam da İngiltere'nin Kıbrıs Rum hükümetiyle ziyaret sorunu yaşadığı günlere denk gelmesi, bu açıdan daha dikkat çekici oluyor.
Bu tip öneriler Kıbrıs Rum hükümetinin, Papadopulos yönetiminin hırçınlığını artırmasına yol açabilir. Hırçınlığı artan Rum yönetimi daha kolay hata yapar hale gelebilir. Bu durum, Kıbrıs Rumlarının AB içindeki elini güçlendirmeyecektir. Bu tartışmalı ortam içinde Türkiye'nin liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum bayrağına açması ne kadar aciliyet taşıyan bir dış politikası olmayı sürdürecektir. Soruyu başka türlü de sorabiliriz. Rumlar uzlaşmaz ve hırçın tutumlarını sürdürdükçe, Irak ve İran gibi iki küresel kriz için Türkiye ile işbirliği imkânlarını genişletmeye çalışan ABD ve AB, Ankara'ya Kıbrıs konusunda ne kadar sert baskı uygulayacaklardır?
Bu arada Ankara'nın AB ile ilişkilerde yargı kaynaklı gerilimleri gidermek için attığı adımların da bu ortama yardımcı olabileceği görülüyor. Sondan başlarsak, Orhan Pamuk davasının düşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin boşaltılan köyler ve Kıbrıs'taki mülkiyet anlaşmazlıkları konusunda aldığı kararlar, bu gelişmeler arasında sayılabilir.
Ankara sonunda, reaktif olmaktan, yani gelişmeler karşısında tepki ortaya koymaktan sıyrılıp, proaktif olmaya, yani ön almaya mı çalışıyor yoksa? Yoksa Ankara çağdaş diplomasiyi uygulamaya mı başlıyor sonunda? Acele karar vermeyelim, izleyelim.

Murat Yetkin, Radikal
24.01.2006