| |
AYDIN Güven Gürkan'dan bahsediyorum tabii. Elbette bir 'filozof'tu,
hem kafasıyla hem dervişçe gönlüyle...
Hayatını hazin bir sonla noktaladı; aramızdan vakitsiz ayrıldı,
üstelik, eşi Serap Aksoy'un belirttiği gibi, "siyasete küskün
gitti".
Solda bu büyük beyni en verimli çağında siyaset yapamaz hale getirip
bir köşeye atmış olanların şimdi "Bir yıldız kaydı, çok üzülüyoruz"
diye konuşmaları da başlı başına hüzün vericidir.
Bu hüzün duygularıyla en yakın arkadaşı Ercan Karakaş'ı aradım,
başsağlığı diledikten sonra bir düşüncemi söyledim: Başta bütçe
konuşmaları olmak üzere, merhum Gürkan'ın konuşma ve yazılarının
kitap haline getirilmesi...
Karakaş'ın cevabı:
- Evet, bütün konuşma, tartışma ve gazete yazılarını üç ayrı cilt
halinde kitap olarak SODEV Vakfı'ndan yayımlayacağız. Kendisi sağlığında
bunları topladığı için kolay olacak.
Bunu öğrenmekle teselli buldum.
Sol neye yarar?
Her fikrin aşırısı zararlıdır, kafaları daraltır, birlikte yaşamayı
zorlaştırır. Ancak itidal ve uzlaşma 'nasihat'le sağlanmaz. Toplumda
uçlara savrulmayı önleyecek 'ana akımlar'ın güçlü olması lazımdır;
merkez sağ ve merkez sol...
"Millet" haline gelmiş modern toplumlar ana siyasi akımlar
olarak bu iki kanada dayanmaktadır.
Sosyal demokrasi toplumda gelir yetersizliği ve kültürel farklılıklar
gibi sebeplerle kendisini mağdur hisseden kitleleri toparlar, temsil
eder, çözümler üretir, böylece onları 'sistem'e katarak, ana gövdeyle
barıştırır. Bunun tipik bir örneği İspanyol Sosyalist Partisi'nin
Bask ve Katalonya gibi bölgelerde etnik milliyetçiliği sınırlı tutabilmesidir.
Sınıf savaşlarının önlenmesinde de sosyal demokrasi Batı'da büyük
rol oynadı.
Bizde farklılıkları ana gövdeye bağlayacak böyle büyük bir sosyal
demokrat kitle partisinin olmaması, hem toplumsal bütünleşme hem
demokrasinin işleyişi bakımından sorunlar yaratıyor.
Aydın Güven Gürkan, ahlaki ve entelektüel meziyetlerinin yanında,
sosyal demokrasinin bu işlevinin bilincinde bir politikacı idi.
Nasıl bir sol?
Merhum Gürkan'la 1984'te tanışmıştım; yeni milletvekili olmuştu,
ben Ankara'da Yankı dergisinde araştırma editörü olarak çalışıyordum.
Sık sık Yankı'ya gelirdi, kendisinden görüşler alır, mülakatlar
yapardık. Dostluğumuz böyle gelişti.
Elbette görüş farklarımız vardı; ben Özal'ı savunuyordum, o eleştiriyordu,
ama eleştirirken "devletçiliği" savunmuyordu. Türkiye'de
"devletçilik" geleneğinden ayrı "çağdaş sosyal demokrasi"
kavramını ilk savunanlardan biriydi.
1970'lerdeki Ecevit'in "Ortanın Solu" hareketini de böyle
bir anlayışla analiz ediyor, "halkla barışık bir sol"un
modeli olarak görüyordu.
Gerçekten sol ve CHP neden hiçbir zaman halkla bütünleşemediğini,
"Ortanın Solu"nun bunu hangi açılımlarla başardığını ve
nasıl heba ettiğini iyi analiz etmelidir.
Gürkan, önümüzdeki uzun yıllarda Türkiye'de böyle bir sosyal demokrasi
arayışına ışık tutacaktır; kitap olarak yayımlanacak beyin ürünleriyle...
Ve elbette en güzel örneklerini verdiği "fedakârlık ahlakı"
ile...
Saygı ve rahmetle anıyorum.
Taha Akyol, Milliyet
24.01.2006
|