|
MASAYA oturduğumuzda karşılıklı çekingenlik. İlk kez bir arada
olmanın yabancılığı. Onun ötesinde, bendeki siyasal önyargı.
12 Eylül askeri darbesinden sonra, askerler Özal'ın ANAP'ına, Turgut
Sunalp'in MDP'sine ve Necdet Calp'ın HP'sine izin veriyor. Askeri
dönem 83 seçimleriyle sona eriyor. Ama, demokrasinin (d'sine) parmak
ısırtan biçimde.
Sadece bu üç partinin seçimlere katılmasına izin verilen bu seçimde
oyumu, o günün sloganıyla, tak, tak, tak olarak yerine getiriyorum.
Solda olduğunu söyleyen Halkçı Parti dahil, hiçbir partiye oy kullanmıyorum.
O ise, milletvekili. Karşılıklı çekingenlik bundan.
AYDIN GÜVEN GÜRKAN
1985'in bir öğle zamanı. Aydın Güven Gürkan'la buluşuyoruz.
"Ben Halkçı Parti Genel Başkanlığına adayım" diyor. Yani,
Calp'ı devirmeye niyetli. Projelerini anlatıyor. Ayrılırken, bende
"özü sözü doğru bir adam" izlenimi ağır basıyor.
Kongrede HP'nin Genel Başkanlığına seçiliyor. Dönemin tarihi açısından
önemli. Calp'ın arkasından MDP'de Sunalp de devriliyor. Siyasal
partilerin birer birer askeri mühürden arınma dönemi.
Dolayısıyla, Gürkan'ın Türkiye'de demokrasiye ilk önemli katkısı
HP Genel Başkanlığını kazanması. O bu olayı hiç bir zaman büyütmüyor.
Sonra aramızda güçlü bir arkadaşlık başlıyor. Siyasetten özel hayata
uzanan sohbetlerin tadı damağımda kalıyor.
SHP'YE DOĞRU
O sırada askerin 83 seçimlerine katılmasına izin vermediği Erdal
İnönü'nün SODEP'i var. Meclis dışında. Ayrıca, Ecevit'in DSP'si.
Meclis dışında.
Bir gün yine sohbet ederken, "sosyal demokratların dağınık
olmasına çok üzülüyorum, birleşmemiz gerek" diyor. Böylelikle,
Gürkan'ın Cumhuriyet'in siyasal tarihine armağan ettiği örnek bir
tavır, örnek bir politika sürecine giriliyor. DSP'ye de gidiyor,
ama Ecevit birleşmeye yanaşmıyor.
Genel Başkanlığını yürüttüğü HP ile İnönü'nün SODEP'ini birleştiriyor.
Kendi genel başkanlığından gözünü kırpmadan vazgeçerek.
Seçim kaybede kaybede başı dönen, buna rağmen koltuğuna yapışan
politikacıları görünce, Gürkan'ın özverisi ve kişiliği çok daha
fazla anlam kazanıyor.
Birleşik parti SHP adını alıyor. Parçalanmaya değil, bütünlüğe
inanıyor. Bu nedenle, 95'te bu kez SHP ile CHP'nin birleşmesinde
rol oynuyor. O sırada parti başkanı değil, ama birleşme için yoğun
çabası var.
OHAL VE 65 YASA
Politika iktidar üzerine kurulu. Gürkan'da öyle değil. Onda ilke
iktidardan önce geliyor.
Solun birleşmesi için, genel başkanlıktan vazgeçmesi bunun ilk
örneği. İkinci örnek Çalışma Bakanlığı'ndan istifası.
SHP'nin DYP ile yaptığı koalisyon protokolünde bir madde var. Sendikalar,
dernekler, temel hak ve özgürlüklerle ilgili 65 yasaya öncelik verilecek,
Olağanüstü Hal (OHAL) kalkacak, maddesi. DYP bu maddeye uymuyor.
Gürkan bundan rahatsız.
O yıllarda OHAL her altı ayda bir uzatılıyor. Gürkan milletvekili
olarak her uzatmada red oyu kullanıyor. Kural gereği, OHAL'in uzatılma
önerisi, hükümetten geliyor.
Şimdi Gürkan Çalışma Bakanı ve OHAL'i uzatma önerisi altında, hükümet
üyesi olarak imzası gerekli.
Daha önce uzatmalara red oyu veren Gürkan, şimdi uzatma için imza
atacak!.. Zaten söz verilen 65 yasadan da, haber yok.
Bakanlık mı, hangi bakanlık?.. Basıyor istifayı, bakanlıktan ayrılıyor.
İlkeleri adına, iktidardan ikinci kez vazgeçiyor.
Güvenilmez, ilkesiz, tutarsız klasik politikacı tipini her davranışıyla
tekzip ediyor. Ayrıca, duygusal kimliği, karşılaştığı ayak oyunlarıyla
yaralanıyor. Politikadan ayrılıyor.
Bugün cenazesine katılacak bazıları, onu son yolculuğuna uğurlarken
kendileriyle hesaplaşıp, onu küstürmelerinden dolayı, utanacaklar
mı?.. Hiç sanmıyorum.
Sevgili dostum Aydın, kişiliğin ve katkıların önünde saygıyla eğiliyorum.
Yalçın Doğan, Hürriyet
24.01.2006
|