| |
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün önceki gün açıkladığı Kıbrıs'la
ilgili 'eylem planı' şimdiden belli bir etki yaratmışa benziyor.
Avrupa Birliği'nin ve Amerika ile İngiltere'nin 'dikkate değer'
buldukları plana beklendiği gibi Kıbrıs'tan ve Yunanistan'dan ret
cevapları geldi.
Aslına bakacak olursanız, söz konusu eylem planının kabul edilmesini
veya bu planı konuşmak üzere tarafların doğrudan veya dolaylı olarak
görüşmeler başlatmasını herhalde planı önerenler dahil himse beklemiyor.
Planda, Türkiye'nin deniz ve havalimanlarını açması karşılığında
KuzeKıbrıs'a yönelik izolasyonların bir ölçüde kaldırılması öneriliyor.
Rum tarafı, Türkiye'nin limanlarını açmasını zaten bir 'yükümlülük'
olarak gördüğü için bu plana kızıyor, 'Bir şey almadan vermemiz
isteniyor' diyorlar.
Biraz AKP hükümetinin ve Abdullah Gül'ün bastırmasıyla Dışişleri
Bakanlığı'nda kariyerine Kıbrıs'la başlayıp Kıbrıs'la emekli olan
diplomatlarımızın kendilerine güven kazandıkları anlaşılıyor. Belki
ilk kez, çözümden yana olmakla hiçbir şey kaybedilmediğini, hatta
tam tersine çok şey kazanılabildiğini gördüler. Bu sayede Dışişleri'nden
yeni yeni öneriler çıkıyor artık.
Önceki gün yapılan açıklamanın başka pek çok alt anlamı ve hedefi
var elbette, ama bence en önemli hedef, bu konudaki hamle üstünlüğünü
elde tutmak, Kıbrıs'ta daima çözümden yana tutum sahibi olmak.
Bakın, Rum tarafı hiçbir biçimde çözümden yana değil. Onlar Kuzey'deki
Türk toplumunu ve onun topraklarını şu veya bu yolla yutmak istiyorlar.
Eğer biz eski yanlış politikalarımızı sürdürüyor olsaydık belki
yutma yolunda önemli bir mesafe de kat etmiş olacaklardı.
Ama Türk tarafı, en azından son iki yıldır yanlış değil doğru yapıyor.
Tabii keşke o doğrular bir yıl önce, 2002 Aralık ayındaki Kopenhag
AB zirvesinde bulunabilmiş olsaydı veya 2003 Mart'ında Lahey'de.
Maalesef büyük hatalar yapıldı ve o fırsatlar kaçtı, Rumların eline
tam üyelik gibi çok önemli bir koz verildi. Ama yine de, bundan
sonra hata yapmamak şartıyla bu mücadele hâlâ kazanılabilinir, unutmamak
gerek.
Evet, Kıbrıs konusu Türkiye'nin AB ile yürüttüğü tam üyelik müzakerelerinde
en büyük engel. Kıbrıs'ın Türkiye'yi engellemesini önlemenin yegâne
yolu da, Kıbrıs'ta çözümü arayan taraf olmaktan geçiyor.
Yani Türkiye önceki gün yaptığı türden önerileri hep gündemde tutar
ve Rum tarafı ile Yunanistan'ı sürekli dünya kamuoyuna 'Çözümü istemeyen
taraf' olarak gösterirse, Kıbrıs AB yolunda bir engelden çok bir
avantaja dönüşebilir.
Yalnız, elbette bu çözüm arayışında samimi olmamız gerek. Çünkü,
o yolun bir yerinde Kıbrıs'ı çözmemiz gerçekten gerekiyor.
İsmet Berkan, Radikal
26.01.2006
|