| |
Türkiye'de demokrasi ve insan haklarına gönül veren insanların
işi çok zor. Çünkü demokrat olduğunu söyleyen, hatta AB üyeliğini
destekler görünen 'sözde' demokratların köşe başlarını tuttuğu,
İspanya'da darbe imasında bulunduğu için görevinden alınan bir generale
-bize kötü örnek olur diye- destek çıkan ve darbeleri destekleyen
yazarların medya yöneticisi olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Ama neyse ki Türkiye, sadece sahte demokratların, militarizme aşık
cunta meraklıların yaşadığı bir ülke değil.
Neyse ki ağır bedeller ödemek bahasına demokrasi ve insan hakları
için mücadele eden yürekli insanlar da var.
Bunlardan biri -direnişi siyasi olmamakla birlikte- Vicdani Red'çi
Osman Murat Ülke.
Askerliği ve üniforma giymeyi reddettiği için sekiz kez mahkum olan,
701 gün de hapis yatan Ülke, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde
Türkiye aleyhine açtığı davayı sonunda kazandı.
Militarizme karşı verdiği 10 yıllık mücadelenin ilk aşamasında önemli
bir tabunun yıkılmasının yolunu açtı.
Mahkeme, Türkiye'yi, 'aşağılayıcı muamele'den 17 bin 600 YTL'ye
mahkum etti. Mahkeme kararında, "Askeri Ceza Kanunu dışında
vicdani retle ilgili bir yasanın bulunmaması" nedeniyle Vicdani
Red'çiler için Türkiye'nin yeni bir yasa çıkarması gerektiğine işaret
etti.
Yıllardır tek başına Türk Silahlı Kuvvetleri ile mücadele eden,
bu uğurda her türlü baskıya, acıya, aşağılanmaya karşı direnen ve
mahkemelerde, hapishanelerde 701 gününü harcayan Ülke, bir direnişin
sembolü olarak ortaya çıktı.
Askerlik yapmayı ve üniforma giymeyi reddetti. Her seferinde onu
hapse atıp 'emre itaatsizlik'ten askeri mahkemelerde yargıladılar.
Her seferinde ceza verdiler. O, buna rağmen asker olmayı kabul etmedi.
Eğer 701 gün sonra kaçmasaydı bu insanlık dışı kısır döngü onun
hayatının sonuna kadar devam edebilirdi.
Nitekim Mahkeme kararında, "Çok sayıda dava açılan ve ceza
verilen vicdani retçinin her mahkum edilişinin ardından üniforma
giymeyi reddettiği halde cezalarla sonuç alınamayacağı bile bile
aynı işlemlerin sürdürüldüğünü, zorunlu olan askerlik hizmetini
yerine getirmemekte direnmeyi sürdürdüğü taktirde retçinin ömrünün
sonuna kadar hapsedilme uygulamasıyla karşı karşıya kalabileceğini"
açıkladı.
Mahkemenin dikkati çektiği uygulamanın gayri insaniliğine bakın.
Siyasi değil, felsefi anlamda askerliğe karşı çıkan, bunu yaparken
de hiçbir direnişte bulunmayan ve ve sadece pasif direniş yöntemini
uygulayan bir insana reva görülen bu muameleye sizce ne isim konulabilir?
Konuyla ilgili olarak BİA NET sitesinde Erol Önderoğlu'nun 24/01/06
tarihli yazısında davayla ilgili şu bilgiler yer alıyor:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye'de vicdan veya dini sebeplerden
üniformayı giymek istemeyenlere yönelik verilen cezalarla ilgili
özel bir düzenleme bulunmadığını belirterek bu konuda yürürlükte
olan tek düzenlemenin, amirlerin emirlerine itaatsızlığını genel
biçimde cezalandıran Askeri Ceza Kanunu olduğunu bildirdi.
Bu hukuki çerçevenin, inanç nedeniyle askerliğin reddedilmesine
dair durumları uygun şekilde düzenlemeye kazandırmak için yeterli
olmadığına karar veren AİHM, günün koşullarına uygun olmayan bu
genel askeri düzenleme nedeniyle Ülke'yi bitmek bilmez kovuşturmalar
ve cezalar beklediğini belirtti.
AİHM, çok sayıda davayı, bu davaların toplam etkilerini ve yaşam
boyu takibe alınma tehlikesini, askerlik hizmetinin sağlama hedefiyle
orantısız buldu. Mahkeme, uygulamaların, başvuru sahibinin entelektüel
kişiliğini baskı altında tutmayı, ona korku salmayı, endişe ve aşağılanmaya
açık tutmayı, direnişini ve iradesini kırmayı amaçladığına karar
verdi.
AİHM, kaçak yaşamaya zorlamanın ve hatta "medeni ölüme"
götürmenin, demokratik bir toplumdaki baskı rejimiyle bağdaşmadığını
açıkladı. Uygulamaların alışıldık aşağılamayı geçtiğine kanaat getiren
AİHM, Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti.
Osman Murat Ülke, arandığı için tüm siyasi ve örgütlenme faaliyetlerine
ara verdi. Ülke, evlenemediği gibi, buarada doğan oğlunun kaydını
da üzerine alamadı.
Başta Osman Murat Ülke olmak üzere diğer Vicdani ya da Total Red'çileri,
ve rejime karşı her türlü yasal ve barışçı muhalefeti koyanları,
mücadele azimleri ve Türkiye'deki demokratikleşmeye yaptıkları katkılardan
dolayı alkışlıyorum.
Koray Düzgören, Yeni Şafak
26.01.2006
|