Modern devlet ideolojik devlet

 

Danıştay'ın çok tartışılan kararını biliyorsunuz, özel hayatında başını örten bir öğretmenin anaokuluna müdür olmamasını normal bulan o kararı yani.
Karar, beklendiği gibi pek çok kişi ve kesim tarafından kıyasıya eleştirildi, eleştirilmeye devam ediyor. Son olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün eleştirileri üzerine Danıştay dün bir açıklama yaptı ve getirilen eleştirilerin 'Eleştiri sınırlarını aştığını' bildirdi.
Danıştay'ın kararlarıyla konuşmak yerine siyasi polemiklere girmesi pek hoş bir şey değil. Siyasi içerikli kararlar verince bu kararlara siyasetçilerin siyasi tepki vermesini de olağan karşılamak gerekir.
Evet evet, bana göre Danıştay'ın verdiği karar hukuki olmaktan çok siyasi bir karardır. Danıştay'ın ilgili dairesi, bir siyasi yorum yapmış ve siyasi tercihini ortaya koymuştur.
Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir demokratik hukuk devleti değil de resmi ideolojiye sahip bir devlet olsaydı, Danıştay'ın verdiği kararı herkes normal karşılardı zaten.
Laiklik evet Türkiye'de demokrasinin altyapısıdır, demokratik rejimin sürdürülebilirliğinin olmazsa olmazıdır ama öte yandan aynı zamanda gayet mekanik teknik bir şeydir.
Uygulaması ve sınırları artık fazlasıyla belli olan laiklik ilkesini adeta dünyevi bir dine veya her niyete yenen bir ideolojiye çevirmenin âlemi yok.
Bakın aynı Danıştay, geçmişte, 'Türkiye'de üniversitelerin görevinin Atatürkçü gençlik yetiştirmek' olduğuna hükmedebildi. Hayır, dünyanın örnek alınabilir nitelikteki hiçbir ülkesinde üniversitenin görevi belli siyasi görüşe sahip öğrenciler yetiştirmek değildir. Üniversitenin görevi bilim yapmak ve bilimi öğretmektir, o kadar.
Sovyetler Birliği gibi totaliter olduğunu saklama gereği duymayan ülkelerde bile önce Marksizm Leninizm'in 'bilim' olduğu iddia edilir sonra üniversiteler 'Marksist-Leninist gençler yetiştirir'di.
Maalesef, Danıştay Türkiye'de hukukun kalelerinden biri değil.
İşin içine Atatürkçülük, devletçilik, laiklik, özelleştirme, özgürlükler gibi hassas konular girdiğinde Danıştay'ın hukuku yücelten kararlara imza attığını söylemek kolay değil. Maalesef böyle konular gündeme geldiğinde hukukun hayli zorlandığını herkes görüyor.
Türkiye'nin anayasasında devletin herhangi bir siyasi görüşü olduğuna, resmi bir ideolojinin gözetildiğine dair hiçbir emare yok. Ama yine de birileri ve bazı kurumlar sanki sürekli gözetilmesi gereken bir resmi ideoloji varmış gibi hareket ediyor, hukuku bu yönde zorlayarak birtakım kararlar veriyorlar.
Sokakta insanlar istediklerini giyerler. Sokakta ne giyilip ne giyilemeyeceğinin ölçütü toplum ahlakıdır, görgü kurallarıdır vs.
Ve devlet, kendi memurlarına (çok özel statüdeki hassas görevler yapan bazı memurlar hariç) özel hayattaki bazı davranışları nedeniyle ayrımcılık da yapamaz, ayrıcalık da uygulayamaz.
Danıştay'ın tartışılan kararı, devletin ayrımcılık yapmasına izin veren bir karar ve işte bu yüzden eleştiriliyor zaten.

İsmet Berkan, Radikal
14.02.2006