| |
Herhalde geçmişte başka hiçbir iddianame daha mahkemede okunup
aleniyet kazanmadan bu kadar çok tartışılmamış, bu kadar didik didik
edilmemiş, bu kadar eleştirilmemiştir.
Maalesef Şemdinli'deki bir kitapçının bombalanması olayının iddianamesi,
daha resmen iddianame sıfatını bile kazanmamışken önce sanık avukatlarının
eline geçti, ardından basının. Ve geçen hafta sonundan itibaren
de kızılca kıyamet koptu.
İddianamenin içeriği yeterince yayımlandı ve iddianame hakkında
yeterince yazılıp çizildi, ben bunlara girmeyeceğim ama bazı spekülasyonları
da yapmadan edemeyeceğim...
Başlayalım...
1. İddianamenin gizliliğinden savcı sorumlu. Daha iddianame mahkeme
tarafından resmen kabul edilmeden nasıl ve neden sanık avukatlarına
ulaştırıldı? Bence bu konu en ince ayrıntısına kadar soruşturulmalı.
2. İddianameyi sızdıranların amacı neydi? Akla gelen ilk amaç, iddianamenin
kredibilitesini tartıştırtmak ve aşındırmak olabilir. Bu amaca büyük
ölçüde ulaşıldı, bir eski Adalet Bakanı televizyona çıkıp açık açık
'Bu yetersiz bir iddianamedir' dedi.
3. İddianameyi okuduğum halde, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral
Yaşar Büyükanıt'ın adının orada neden geçtiğini anlayabilmiş değilim.
Büyükanıt için soruşturma izni iki konuda isteniyor. Bu konulardan
birinin bu iddianamenin konusu olan olayla ilişkisi son derece uzak
ve dolaylı, üstelik iddia edilen suç tarihleri de hayli eski. Soruşturma
istemine konu ikinci konu ise evet bu davayla bağlantılı ama o istemin
bu iddianame içinde bir dip notta belirtilmesine anlam vermek zor.
4. Orgeneral Yaşar Büyükanıt hakkında soruşturma izni istenmesinin
bu iddianamede hiç yeri yokken duyurulması ile iddianamenin sızdırılmasındaki
amaç aynı olabilir mi?
Bundan şüphelenmemek elde değil.
5. Toplam 100 sayfalık iddianamenin aslında üç tane 'şüpheli'si,
yani eski yasadaki tabirle 'sanık'ı var: Şemdinli'deki bombalama
sonrası yakalanan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile Jandarma
İstihbarat'ın 'haber elemanı' PKK itirafçısı Veysel Ateş. Ancak,
Orgeneral Büyükanıt'a soruşturma istenmesiyle esas dava gölgelendi,
hatta esas davanın iddianamesi de gölgelendi.
6. Geçmişte Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın'la
ilgili soruşturmayı yürüten savcılığın da Van Savcılığı olması ve
kamuoyunda bu davadan ötürü savcılık için 'hükümete yakın durduğu'na
ilişkin bir izlenimin bulunması, doğal olarak Orgeneral Yaşar Büyükanıt'la
ilgili iddialar konusunda da gözleri hükümetin üzerine çevirdi.
Hükümet iki gündür bu izlenimden kurtulmak için daha önce yapmadığı
kadar asker yanlısı açıklamalar yapıyor. Oysa Aşkın soruşturmasını
yürüten savcı ile bu iddianameyi yazan savcı iki ayrı kişi.
7. Bu dava öncesinde, hatta Şemdinli bombalamaları öncesinde bile
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bu ağustosta Orgeneral Hilmi Özkök'ün
ardından Genelkurmay Başkanı olamaması için hükümetin bir plan hazırladığı
dedikodusu Ankara'da bir hayli yaygındı. Hükümet, bu yönde bir düşüncesi
olup olmadığı zaman zaman sorulduğunda hep kuvvetli yalanlamalarla
dedikoduları reddetmişti. Hatta bir seferinde ben bizzat Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'a bu soruyu olanca açıklığıyla sormuş ve oldukça
net bir yanıt da almıştım ama yine de dedikodular bitmemişti. Hükümet
iki gündür olabilecek en açık cümlelerle bu söylentileri bir kez
daha ve en yetkili ağızlardan yalanladı, artık herhalde söylentiler
sona erer.
İsmet Berkan, Radikal
08.03.2006
|